Terör ve Organize Suçlarla mücadeleye bakan Cumhuriyet Savcısı Yusuf Hakkı Doğan ile Sabri Yılmaz, ellerindeki bilgileri kendi aralarında değerlendirdi, Cumhuriyet Başsavcısı Osman Vuraloğlu'nun makamına girdiler. Başsavcıya olayları anlatırken bazı kişilerin, "kirli" işlerinde, büyük önder Mustafa Kemal Atatürk'ün sağlığında kullandığı Savarona yatının alet edildiğini, Rusya ve Ukrayna'dan getirilen 14-15 yaşındaki kızların yata götürüldüğü bilgilerine ulaşıldığını, olayın içinde önemli kişiler olduğunu söylediler. Başsavcı tereddütsüz bir biçimde, "Kime, nereye kadar uzanıyorsa gereken yapılsın. Sonuna kadar yanınızdayım" dedi.
2010 yılının Haziran ayında başlayan soruşturma büyük bir gizlilik içinde yürütülüyordu. Antalya'da ünlü bir otel sahibinin adı da olaya karışmıştı. Soruşturma devam ederken aniden Yusuf Hakkı Doğan, Denizli'ye tayin edildi. O soruşturmaya, Erzincan Başsavcılığı döneminde İlhan Cihaner'i makamından alıp zorla götüren Savcı Osman Şanal görevlendirildi. Şanal, soruşturmaya yer olmadığına karar verdi. (Şanal FETÖ Davası nedeniyle halen tutuklu.)
Fuhuş, insan kaçakçılığı, Türkiye'den 14-15 yaşındaki kızların ABD'ye kaçırılması, Türkiye'ye aynı yaşlarda yabancı uyruklu kızların otele getirilmesi, bunların otel kayıtlarına geçirilmemesi... Savarona yatında olanlarla ilgili soruşturmayı yürüten dönemin Savcısı Yusuf Hakkı Doğan, SÖZCÜ'nün sorularını şöyle yanıtladı:
Ana süitin yanı sıra 17 lüks süitin olduğu Savarona'ya Eylül 2010'da fuhuş operasyonu düzenlenmişti.
BİZE GELEN İHBAR KORKUNTU
"Bize başlangıçta uyuşturucu ve diğer birtakım şeylerle ilgili bir ihbar geldi. Biz esas itibariyle bilgi aşamasından, dinleme aşamasına her şeyin farkına vardık. Orada insan ticareti, fuhuş işiyle uğraşıldığını fark ettik. Ondan sonra da bu işlerde Savarona yatının da kullanıldığını öğrendik. Tabi daha da hassaslaştık, bir milli değerin bu şekilde amaç dışı kullanılması söz konusu olamaz diye. Doğrusu hassasiyet daha çok oradan başladı. Ondan sonra takip edildi.
İzleme sırasında Ukrayna'dan, Rusya'dan birtakım eskort şirketlerinden, kızların Antalya'ya getirildiğini tespit ettik. Onun içinde 15-16 yaşlarında çocuklar vardı. Onları tespit etik. Antalya Havalimanı'na getiriyorlar. Havalimanından da ünlü bir otele (Rixos) götürüyorlardı. Soruşturma gizli olduğu için gelenlerin kimliğinin belirlenmesi açısından yolda jandarma uygulamaları yaptırdık. Kimliklerin 15, 16, 17 yaşındaki kızlara ait olduğunu belirledik. O tespit edilenlerin kimlikleri verilendi. Gittikleri oteli tespit etmiştik.
KAYITLARA GEMİYORLARDI
Kimlik Bildirme Kanunu'na göre, otelde kalacak olanların kimliklerini bildirme zorunluluğu vardı. O kanuna göre herkes kayıt olması lazım. Biz de bu tür organizasyonlara baktığımız için deneyimliydik. Kuşkumuz nedeniyle içeride bir şeyler yapmamız gerektiğine karar verdik. İçeride teknik izleme yaptık. O çocukların, daha sonra otel kayıtlarını istedik. O kişilerin hiçbirinin kaydedilmediğini öğrendik. Daha sonra Savarona'nın İzmir eşme'den geldiğini ve orada tekrar kızların bindirildiğini tespit ettik. Sonunda operasyon yapmaya karar verdik.
Doğrusunu söylersem, o kıyı boyundan 4-5 yerde bu işi yapamadık, o tür faaliyetleri durduramadık. Bir şekilde sahil güvenliğine el koyduramadık. Ama Bodrum bölgesinde Savcı Tufan Bey vardı. Bingöl'ün Solhan İlçesi Savcılığı döneminde terörden kolunu kaybetmişti. Durumu kendisine bildirdiğimizde gerçekten gerekeni yaptı.
İSRAİL BİLGİ İSTEDİ
O operasyonda zaten hepsi çıplak vaziyette yakalandılar. Ortalıkta prezervatifler vb vardı. Kızların hepsi yakalandı. Türk vatandaşlığına geçirilen ve Tevfik Arif adını alan ünlü kişi de yakalandı. Orada bir Alexander Boskoviç isimli bir kişi daha vardı, Avrupa ve Avrasya Yahudi Birliği Başkanı. İsrailliler onlarla ilgili bilgi istedi. Biz, veremeyeceğimizi söyledik. Gizlilik içerisinde soruşturmalar yürütüldü. Ve daha sonra tutuklamaya sevk edildi ve tutuklandı.
Benim asıl amaçlarımdan bir tanesi Savarona'nın durumuydu. Mutlak surette, bu amaç dışı kullanımın önlenmesi için ne yapılabileceğinin üzerinde duruyorduk. O zaman Milli Emlak'la, Kültür Bakanlığı'yla, Maliye Bakanlığı'yla birtakım temaslar kurduk. Atatürk'ün sağlığında kullandığı yatın bugün amaç dışı kullanıldığını belgelerle ortaya koyduk. Dolayısıyla bu sözleşmenin feshedilmesini, bu yatın müze yapılıp halka açılmasını, yabancı devlet adamlarının bu yatı gezmelerinin sağlanması gibi önerilerde bulunduk. Önerimiz dikkate alındı. O soruşturma sonucunda bizim başardığımız en önemli konulardan bir tanesinin bu olduğunu söyleyebilirim.
16 yıl önceki operasyonun görüntüleri.
YARGILAMA AŞAMASINDA SIKINTILAR YAŞADIK
Evet, benim hayatım boyunca övündüğüm tek şey de odur. Ben Yargıtay'da terör suçlarına bakan dairelerde üyelik görevlerinde bulundum. Ama, Atatürk'ün yatını bu kirli olaylardan kurtarmak benim için önemliydi. Bu farklı bir olgu benim için.
Orada tabii biz yargılama aşamasında çok daha farklı şeyler de yaşadık. Olmayan kararlar verildi. ünkü biz örneğin fuhşu şöyle tanımlıyoruz: Bir kimseyi fuhşa sürüklemek veya temin etmek suçtur. Her kişi başına, suç oluşacağı bir nokta vardı. Orada onlarca kız yakalanmıştı. Ama hakim onlarla ilgili ilk kez farklı bir karar verdi. Bu suçun insan ticareti olmayacağı yönünde birtakım şeyler yaptı. Biz kararı temyiz ettik. Yazdığımız temyiz yazısını Başsavcımız Osman Vuraloğlu yazıp gönderdi. Temyiz süresi içinde gönderilmesine rağmen 'süresi dışında' denilip kabul edilmedi.
Biz o reddini temizledik. Dosya, Yargıtay 8. Ceza Dairesi'ne geldi. Orada insan ticareti suçunun oluşacağına, fuhşun kişi başına oluşacağına karar verdi. Bu şekilde bir bozma geldi. Dosya Antalya'ya geldi. Yeniden yargılama başladı. Şüphelilerin çoğu ceza aldı. İnsan ticaretinden de fuhuştan da birkaç kişi beraat etti.
KIZLARIMIZ AMERİKA'YA GÖTÜRÜLÜYORDU
O süreçte bizim önemli tespitlerimizden birisi de Türkiye'den 14, 15, 16 yaşlarındaki kız çocuklarının Amerika'ya götürülmesiyle ilgili konuşmaların olmasıydı. Doğrusunu söylersem o konuşmalar bazında tabii bizim yapacağımız fazla bir şey yoktu. Bu şekilde bir düşüncemiz de yoktu. İşte, bu olaylar Einstein'e falan uzanıyormuş. Bugün yaşananlar oraya gidiyor.
Bu kızlar Türkiye'ye Türk vatandaşlığına geçen ve Tevfik Arif kimliğini alan Kazakistan uyruklu (Bir dönem Kazakistan'da Ticaret Bakan Yardımcılığı görevinde bulunmuş) kişi tarafından getirtiliyordu. Tevfik Arif'in o dönemde 'Ben Trump'ın ortağıyım' falan şeklinde birtakım beyanları da oluyordu.
İEK GİBİ MASA KURUYORUM

4