Yazar, Şanlıurfa ve Kahramanmaraş'taki saldırılar sonrası gündeme gelen 'güvenli okul' tartışmasının eksik olduğunu savunuyor çünkü sorun sadece kapıya güvenlik görevlisi koymak değil, okul hijyeninden rehberlik sistemine kadar çok katmanlı bir krizin çözülmesi gerektiğini argüman gösteriyor. Ancak yazarın kendi belirttiği gibi okulların temel ihtiyaçlarını bile karşılamayan devlet, uzman önerileri olan 10 altın standardı gerçekten hayata geçirebilir mi?
Önce mevcut durumu, emekli asker, bir güvenlik şirketinde bölge müdürlüğü görevinde bulunan, Okul Aile Birliği yönetiminde üye ve başkanlık yapmış olan, isminin açıklanmasını istemeyen okuyucumuzdan dinliyorum. Ardından, yıllardır "Güvenli Okul" projeleri konusunda çalışmalar yapan, gerçek anlamda "Uzman" isim olan Ankara Emniyet Müdür Yardımcılığı, Tunceli İl Emniyet Müdürlüğü görevlerinde bulunan Osman Öztürk'e sorularım olacak.
Devlet okullarında bırakın özel güvenlik görevlisi (ÖGG) bulundurmayı, hademe de yetersiz. Çalışan hizmetli ise okula hizmet veren servis firmasının elemanı. Okul tuvaletlerine kağıt/sabun alacaksın; "ödenek YOK. Kantin gelirinden al" deniliyor. Kantin/yemekhane geliri yeterli değil. Bakanlık, kayıt döneminde "Okula BAĞIŞ yapmayın" diyor.
DURUMUN ÖZETİ BU
Okul hijyeni nasıl sağlanacak Devlet sadece okulun boya -badanası için yardım yapıyor. Veliler haklı olarak "Tuvaletler pis" diye isyan ediyor. Ama okula bir kuruş da yardım yapmayan milyonlarca veli var. Kantin ihalesine bir firma talip oluyor. Yıllık ÜFE/TÜFE:2 oranında yasal zam yapılıyor. İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü "Fazla olmuş" deyip fiyatı düşürüyor. Okul kayıtları sırasında velilerden sınavlar için fotokopi kağıdı isteniyor. Bakanlık, "Toplayamazsınız" diyor. Hastaneye gidiyorsun ilaç farkı, muayene farkı isteniyor. Bu polemik konusu olmuyor.
İş Kanunu'na göre özel güvenlik görevlisi 8 saatten fazla çalıştırılamaz. İkili öğretimlerde fazla mesai ücreti ödenmesi gerekiyor. Ayrıca erkek ve kadın özel güvenlik bulundurulması da ekstra ücreti gerektiriyor Hiçbir güvenlik eğitimi almamış/sertifikası olmayan kişiden görev bekleniyor. Sağ olsunlar onlar okulun yükünü her zaman çekiyor, her işe yetişmeye çalışıyor. Durumun özeti bu!
KONUŞMAKTA GEÇ KALDINIZ
Şanlıurfa'da ve Kahramanmaraş'ta yaşanan acı olayların arkasından "Güvenli okul" önerileri gündeme getirilirken, özel güvenlik görevlilerinin okulda silahlı olacağı sanılıyor. Yasaya göre okulda, hastanede, spor ve sahne gösterilerinde güvenlik görevlisinin silah taşıması yasak.
Güvenlik Uzmanı Osman Öztürk'e "Saldırıları sadece fail üzerinden okumak yeterli mi" diye sordum. Şunları söyledi:
"Fail önemlidir ama tek başına açıklayıcı değildir. Her saldırının arkasında bireysel, ailevi, çevresel, dijital ve kurumsal katmanlar vardır. Bugün çocuklarımız ve gençlerimiz; akran zorbalığı, sosyal medya baskısı, değersizlik hissi, yalnızlaşma, öfke birikimi, şiddetin dijital mecralarda sıradanlaşması ve kolay silah erişimi gibi çok katmanlı risklerle karşı karşıya. Bu riskler zamanında fark edilmezse, küçük görülen işaretler büyüyerek ağır sonuçlara yol açabiliyor. Sorunu sadece olaydan sonra konuşmak geç kalmaktır. Asıl mesele, risk büyümeden onu fark etmek ve önlem almaktır."
GÜVENLİ OKUL İÇİN BUNLAR GEREKLİ
"Güvenli okul", sadece kapısında bir görevlinin bulunduğu okul değil. Güvenli okul; öğrencinin, öğretmenin, velinin ve tüm çalışanların kendini fiziksel, psikolojik ve sosyal açıdan emniyette hissettiği; şiddetin, zorbalığın, korkunun ve belirsizliğin değil, aidiyetin ve huzurun hâkim olduğu okuldur. Osman Öztürk, okullarda ilk bakılması gereken en kritik zafiyetleri şöyle sıraladı:
*Birincisi giriş-çıkış güvenliği. Okula kim giriyor, kim çıkıyor, ziyaretçi kontrolü nasıl yapılıyor, okul çevresi ne kadar denetleniyor Bu soruların net cevabı yoksa güvenlik zinciri ilk halkadan kopmuş demektir.
*İkincisi erken uyarı mekanizması. Öğrencinin tehdit dili, içine kapanması, öfke patlamaları, dışlanması, zorbalık geçmişi, sosyal medyada verdiği sinyaller, okul devamsızlığı, disiplin sorunları... Saldırı planlayanların daha önce tehdit içerikli paylaşımları ciddiye alınmalı, "çocuk işte geçer" deyip geçiştirilmemeli.

6