Gülistan Doku dosyasında alınacak daha çok yol var

Bir valinin oğlunun kayıp kızın ölümüyle ilgili olduğu iddia ediliyor—peki sistemin hiçbir adımı bu kadar yüksek kişileri doğru prosedürlere mi zorlayamıyor?

Özet Bu özet koseyazarioku.com tarafından üretilmiştir

Yazı, Tunceli Valisi Tuncay Sonel'in, oğlunun Gülistan Doku'nun kayboluşundaki rolü konusunda sorgulandığını ve delil yok etme, koruma polisi aracılığıyla para transferleri ve kamera kayıtlarının silinmesi gibi ciddi suçlamalarla karşı karşıya olduğunu anlatıyor. Yazar, devlet kurumlarının en üst düzeydeki kişilerin hukuk dışı davranışlarını nasıl engelleyebildiğine dair temel bir soru ortaya koymakta—kayıt silme, para transferleri ve delil karartma gibi eylemler bir vali tarafından gerçekleştirilirse, adalet sistemi bunu ne kadar ciddiye almaya hazırdır?

Süleyman Soylu'nun bakanlığı döneminde önce Tunceli Valiliği ve Tunceli Belediyesi'ne kayyum olarak atanan Tuncay Sonel, ardından Ordu Valiliği'ne atanmış, bakan değişikliğinden sonra merkeze çekilmişti. Eskiden merkeze çekilen valiye "Merkez Valisi" denilirken şimdi adı "Mülkiye Başmüfettişi/Vali" deniliyor. "Kızak görev" olarak bilinen merkez valiliğinde bekleyenlerin en büyük amacı yeniden il valiliğine atanmak olduğu bilinir. Bir valinin tutuklanması son derece üzücü. Geçmişte de bir valimiz rüşvet aldığı gerekçesiyle hüküm giymişti.

Tuncay Sonel'in Tunceli Valiliği döneminde, oğlu Mustafa Türkay Sonel'in, Gülistan Doku'nun kaybolmasında rolü olduğu, bu süreçte valinin, Doku'ya ait SİM kartın elden Ankara'ya gönderilip sildirilmesi, kamera ve hastane kayıtlarının silinmesi, dosyanın en karanlık noktalarının kapsamlı bir şekilde araştırılmasıyla farklı bir boyut kazandı. Vali Sonel ile birlikte toplam 12 kişi tutuklandı. Sorgu, dönemin valisinin çevresindeki isimlerden, koruma polislerine, belediye ve sağlık bağlantılarından emniyet ilişkilerine, dijital delillerden baz kayıtlarına kadar geniş bir çerçevede yürütüldü.

O KARTI BEN GÖNDERTTİM

Gülistan Doku'nun kaybolduğu süreçte ailesi, yakın çevresi, oğlu Mustafa Türkay Sonel, koruma polisi Şükrü Eroğlu, Gökhan Ertok, Erdoğan Elaldı, Ferhat Güven, Celal Altaş, Songül Acar ve dosyada adı geçen birçok kişiyle ilgili olarak Vali Tuncay Sonel'e sorular yöneltildi. Soruşturma yalnızca kayıp vakası boyutunda değil, delil karartma ve örtbas şüphesi ekseninde de derinleştirildi.

Tuncay Sonel, SİM kartı koruması Şükrü Eroğlu aracılığıyla Ankara'da görevli Gökhan Ertok'a gönderdiğini kabul etti. Gerekçesi ise "kayıp kıza ulaşmak", "son sinyali tespit etmek" ve "bir an önce sonuç almak" olduğunu söyledi.

Savcılık, bir valinin adli olayda doğrudan delil niteliği taşıyabilecek bir materyali resmi prosedür dışında inceletmez. Bunun nedeni sorulduğunda, Sonel "İnsani refleks", "ablanın ağlaması ve feryadı" ile açıkladı. SİM kartının savcılığa ya da emniyet siber birimlerine teslim edilmemesi dosyanın en kritik düğümlerinden biri oldu.

SİM kart, resmi kargo ya da adli teslim zinciri yerine otobüs firmasıyla Ankara'ya gönderildi. Bunun nedeni sorulduğunda bu konuyu bilmediğini belirtti, sorgucu bu soruya sağlıklı bir yanıt alamadı.

VALİNİN "KARA KUTUSU" VE PARA TRİFİĞİ

Sorguda dikkat çeken isimlerden birisi valinin eski koruma polisi Şükrü Eroğlu'ydu. Eroğlu için "valinin kara kutusu" deniliyordu. Gökhan Ertok ve Ferhat Güven'in beyanları üzerinden Sonel'e, Şükrü Eroğlu'nun yalnızca koruma polisi değil, çok daha yakın ve kritik bir halkayı temsil edip etmediği soruldu, "Şükrü Eroğlu ile ilişkisinin yalnızca görev çerçevesinde olduğunu" öne sürdü. Ancak sorgudaki soru seti, Eroğlu'nun SİM kartın gönderilmesinden konum bilgisinin aktarılmasına, nakit para akışından özel işlerin takibine kadar birçok kritik alanda adı geçtiğini gösterdi. Eroğlu'nun rolü, sıradan bir koruma polisinin çok ötesinde olduğu değerlendirildi.

Gökhan Ertok'a yapılan para transferleri de dikkat çekiciydi. MASAK hareketlerine göre koruma Şükrü Eroğlu üzerinden parça parça para gönderildi. Sonel, bu ödemeleri "harçlık", "yardım", "teknik bir ihtiyacı olmuş olabilir" diyerek açıkladı. Savcılık yalnızca birkaç kez sosyal medya ve teknik destek kapsamında görüşüldüğü söylenen bir kişiye valinin neden şahsi hesaptan para aktardığını sordu. Sonel'in verdiği yanıt, dosyadaki kuşkuları gidermekten uzak bir savunma görüntüsü verdi.

KAMERA KAYITLARI VE HARD DİSK ŞÜPHESİ

Gülistan Doku dosyasında yıllardır tartışılan güvenlik kamera kayıtları da sorgunun merkezindeydi. Savcılık, K noktalarındaki kameraların neden değiştirildiği, neden kayıtların alınmadığı, neden resmi kayıtlarda arıza görünmemesine rağmen değişim yapıldığı iddialarını Sonel'e sordu. Sonel ise bu konuda bilgisi olmadığını, muhatabın il emniyet müdürlüğü olduğunu söyledi.

Daha da dikkat çekici olanı, Ulusal Kriminal Büro incelemesinde köprüyü gören kameranın aktif olduğunun anlaşılmasına rağmen, emniyet tarafından daha önce düzenlenen tutanakta bunun tersinin belirtilmiş olmasıydı. Bu çelişki doğrudan sorguda Sonel'e yöneltildi. Savcılık açık biçimde "Kayıtlar neden silindi, talimatı kim verdi, o kayıtlarda ne vardı" diye sordu. Sonel bu suçlamayı da reddetti.

HASTANE KAYITLARI SİLİNDİ Mİ

Sorgudaki en dikkat çeken konulardan birisi de Gülistan Doku'ya ait olduğu belirtilen 31 Aralık 2019 tarihli hastane giriş kaydı oldu. POLNET sorgusunda görülen bu kaydın, hastane veri tabanında bulunmaması ve teknik firmalardan birinin "profesyonelce ve kasten silinmiş olabilir" değerlendirmesi yapması, savcılığın sorularında yer aldı.

Sonel'e, bu kaydın silinmesiyle ilgisinin olup olmadığı soruldu. Sonel ise ne başhekimle ne de başka biriyle bu konuda görüştüğünü, bunların söylenti olduğunu öne sürdü.