Baykal'ın, "Görüşmeleri kayda alalım" mektubu her şeyi bitirmişti

Saygı Öztürk
26.07.2025
8

İktidarın bazı kritik konularda muhalefeti bilgilendirmesi önemli. Ama bu görüşmelerin ülke çıkarları değil, iktidarda bulunan partinin çıkarları gözetilerek yapılmaması önem taşıyor. "Terörsüz Türkiye" konusunda CHP Genel Başkanı Özgür Özel'i, MİT Başkanı İbrahim Kalın bilgilendirdi. Kalın, devlet adamı ağırlığıyla TBMM'de grubu bulunan partilerin yetkililerini de ziyaret etti. Konuşmaların yapıldığı konuların hassasiyeti nedeniyle önceden "böcek araması" yaptırıldı mı bilmiyorum. Ama, CHP Genel Merkezi'nde de belli aralıklarla dinlemelere karşı aramalar yaptırılıyor. Kritik bazı toplantılarda sinyal kesici cihaz kullanılıyor.

MİT Müsteşarının ziyaretleri, dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan'ın, 2009 yılında yürüttüğü "Açılım Süreci" hakkında dönemin CHP Genel Başkanı Deniz Baykal'a yazmış olduğu mektup ve verilen cevap önemliydi. Baykal'ın mektubundaki saptamaların, bugün yürütülen süreç bakımından da güncelliğini koruyor olması dikkat çekiyor.

BAYKAL, 16 YIL ÖNCE OLACAKLARI YAZMIŞ

Erdoğan'ın mektubuna karşılık, Deniz Baykal'ın 12 Ekim 2009 tarihinde gönderdiği cevabı okuyalım:

"Açılım'ın içeriği, çerçevesi ve ilkeleri ile ilgili herhangi bir somut açıklamanın yapılamamış olması, müphemiyetin arkasında nelerin hedeflenip saklandığı sorularını davet etmiş, o da milletimizin tedirginliğini, kaygılarını hızla arttırmıştır. Bu öngörülmüş belirsizlik, bir yandan Anayasamızdan 'Türk Milleti' sözcüklerinin çıkarılacağı, eğitim dilinin değiştirileceği, PKK'ya af çıkarılacağı, İmralı'dan gelecek yol haritasının 'uygun bölümlerinin' değerlendirileceği beklentilerine yol açmıştır.

Kürt açılımı ile ilgili olarak bir Anayasa değişikliği konusunda İçişleri Bakanı ile Başbakanın çelişkili açıklamaları güven kaybına, inandırıcılık ve samimiyet sorgulamasına neden olmuş, milletimizin kaygıları daha da derinleşmiştir. Uzun vadede de olsa bu konuda düşünülen bir Anayasa değişikliğinin, Türk Milleti kavramı ile eğitim dilinin Türkçe olması zorunluluğunu hedef alacağı açıktır. PKK'nın siyasi hedefleri ile örtüşen böyle bir Anayasa değişikliği açılımın bizzat kendisi bir huzursuzluk kaynağı haline dönüşmüştür.

ÖRGÜTÜN SİYASİ HEDEFLERİ MASADA

Silahlı terör örgütünün siyasi hedeflerinin müzakere masasında tutulmakta olduğu ifade edilmektedir. Bütün bunlar 'Açılım Politikasının' gerçek hedefinin, bölgede yaşayan Kürt kökenli vatandaşlarımızın temel sorunlarının çözümü olmadığı, milli bir ayrışma peşinde koşan terör örgütünün siyasal amaçlarına yönelik bir açılımla karşı karşıya olduğumuzu göstermektedir.

Ne yazık ki, terör örgütünün ve ona destek veren odakların ayrıştırmacı siyasi taleplerini karşılamaya çalışan bu siyasal açılım süreci daha şimdiden terör örgütünün itibarını arttırmış, bölgedeki meşruiyetini ve etkinliğini giderek yükseltmiştir. Terör örgütü ile uzlaşma arayarak terörü ortadan kaldırma heveskarlığının açmazı işte buradadır.

Önce teröre karşı çıkma kriterinizi kaldırırsınız. Onlarla müzakereyi içinize sindirirsiniz ama yetmez. Size, terörle doğrudan müzakere etmenizi, onu almanızı söylerler. Canınız sıkılır ama yine de 'Anayasa değişiklikleri masada' diyerek, milli eğitime etnik dili üniversite düzeyinde sokacağınızı söyleyerek, çeşitli af biçimleri icat ederek, dolaylı müzakereyi sürdürmeye, belki de oyalamaya çalışırsınız. Ama bu durum, muhatabınızın bölgede etkinliğini, gücünü arttırma sonucunu doğurur.

HUZURU BOZARSINIZ

Bir bakarsınız, sizin muhatap aldığınızı bölge daha çok muhatap almaya başlamıştır. Açılım politikasının açmazı budur. Milleti ayrıştırmaya yönelik politikalarla terör örgütünü tatmin etmeye çalışırsınız ama böyle yaparak milletin ayrıştırılmasına yönelik hiçbir talebi olmayan batıdaki, doğudaki milyonlarca Kürt kökenli vatandaşımızın huzurunu bozarsınız, onları tedirgin edersiniz. Ayrıca terör örgütünü muhatap aldığınız, onun siyasi görüşlerinin peşine takıldığınız için bölge halkının gözünde onu otorite haline getirirsiniz. Bu süreç sizi, silahlı yöntemle sonuç almanın mümkün olduğunu gösteren bir örnek haline dönüştürür.

Kürt açılımı, terör örgütünün ayrımcı politikasına doğru değil, Kürt kökenli vatandaşlarımızın gerçek gündemine yönelik, işsizliğe, eğitimsizliğe, dışlanmışlığa karşı bir açılım olmalıdır. Açılım, terör örgütüne yönelik değil, Kürt kökenli vatandaşlarımıza yönelik olmalıdır.

Biz, açılım politikanızı, etnik ayrımcılığı teşvik eden, toplumda etnik sorgulamayı tahrik eden, insanların yaftalanmasına yol açan, ayrıştırıcı, sakıncalı bir politika olarak değerlendiriyoruz.'Anaların gözyaşını dindireceğiz' söylemiyle bu milleti etnik bölünmeye tabi tutma politikasının haklı kılınamayacağının da farkındayız. Bu nedenlerle çok önemli tutarsızlıklar, çelişkiler, belirsizlikler içeren, tehlikeli tuzaklar barındıran bu 'Açılım Politikası'nda hiçbir şekilde sizinle birlikte olmayacağımız çok açıktır."

GÖRÜŞMEMİZ KAYDA ALINSIN

Baykal, Başbakan'ın kendisine yapacağı bilgilendirmenin kapalı kapılar ardında yapılmaması gerektiğini de mektubunda önemle vurguluyor ve gerekçesini şöyle açıklıyor: