Ağar'ın "Düz ovada siyaset" önerisi 20 yıl sonra gündemde

Tarih 12 Kasım 2006. Yer Mardin. Dönemin Doğru Yol Partisi (DYP) Genel Başkanı Mehmet Ağar, Mardin Büyük Otel'in süit odasında gazetecileri karşıladı. Bir meslektaşımız ayakta kalınca ona yer vermek için yatağın kenarındaki sehpanın üzerine oturdu. Terörün "zirve" yaptığı dönemde mücadelenin içinde yer almış Mehmet Ağar'a, PKK'nın o dönemde aldığı sözde "ateşkes"i, teröristlerin dağdan indirilmesi için ne yapılması gerektiğini sormayacaksınız da ne yapacaksınız. Biz de öyle yaptık.

Ağar'ın sorulara verdiği cevaplar yetmiyordu. Ağzından "af" sözcüğünü duymak önemliydi. Soruları bir öyle soruldu, bir böyle soruldu ancak Ağar "PKK'lılara af çıkarılsın" demedi. Ancak, devletin görevinin vatandaşının dağa çıkmamasını sağlamak, çıkmış olan varsa bunu indirmek olduğunu belirtti. Bir gün önce Diyarbakır'da söylediği gibi Mardin'de de "siyaset yapmak isteyen varsa bu, silah sıkarak olmaz. Gelip düz ovada siyaset yapsınlar" dedi.

"AF İSTEĞİNE NASIL BAKIYORSUNUZ"

Bir önceki yıl düzenlenen basını bilgilendirme toplantısında, dönemin Genelkurmay 2. Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ'a, "PKK için bir af gündeme gelirse tutumunuz ne olur" diye sormuştum. Orgeneral Başbuğ, "Af diye bir şeyin olmayacağını" ayrıntılı olarak anlattıktan sonra "ancak" deyip konunun bir başka yönünü de kamuoyunun bilgisine sunuyordu. Abdullah Öcalan'ın yakalanıp Türkiye'ye getirildikten sonra, örgütte bir "eylemsizlik dönemi" başladığını, olaylara katılmamış olanların durumunun değerlendirilebileceğini söylemişti.

Mehmet Ağar'ın gezisine katılmış, sorulara verdiği cevapları dinlemiş bir gazeteci olarak Ağar'ın ağzından "af" duymadım. Lider kadronun durumunun daha da farklı olduğunu anlattı. Şu günlerde Ağar'ın sözlerini eleştirenlere, DYP sözcüleri, Orgeneral Başbuğ'un "af" ile ilgili soruya verdiği cevabı anımsatıyor, "Genel Başkanımız askerlerin söylediğinden farklı bir şey söylemedi. Niçin tepki gösterildiğini anlamıyoruz."

HUZURUN KOŞULU BELLİ

DYP Genel Başkanı Ağar'ın sözlerini, her soruya verdiği cevapları bildiğim için hiçbirinin anormal, toplumda huzursuzluk yaratacak, DYP tabanına ters düşecek sözcük olmadığını da söyleyebilirim. Ancak, sözlerinin gazetenin manşetine taşınış biçimi olaya farklı boyut getiriyor, yorumlar da başlığa göre yapılıyor. Ağar'a karşı olanlar, böyle bir açıklama yapmasını ABD'lilerin isteği olduğunu da öne sürüyorlar ve bunun "büyük bir planın parçası" olarak yorumluyorlar, tarihin ileride bunu da yazacağı kehanetinde bulunuyorlardı.

İşte, terörün sonlandırılabilmesinin koşulu da dağdaki teröristlerin gelip teslim olmasından geçeceği de bir gerçek. Dağda bir tek terörist kalana kadar Türk Silahlı Kuvvetleri mücadelesini aynı kararlılıkla sürdüreceği de olayın bir başka gerçeği...

AĞAR BİR GÜN KONUŞURSA

Mehmet Ağar, günümüzde basına hemen hiç konuşmuyor. Bursa Uludağ'da birçok otelin sahibi olan ve 1977 yılından bu yana dostluğu bulunan Hayri Yazıcı'nın oteline gitmesi, orada çekilen fotoğraf bile bir yıl sonra olay oldu. Yazıcı, 10 ay hastanede entübe durumdaydı. İyileşince yakın dostlarını yemeğe davet etmişti. Fotoğrafın yayınlanması "Derin devletin Uludağ toplantısı" diye yansıtılmıştı.

Yıllardır suskunluğunu koruyan Mehmet Ağar, günü geldiğinde bir gün televizyona çıkıp uzun uzun açıklamalar yapabilir. Ben o günün yaklaştığını sanıyorum. Konuşması hayli kapsamlı olacak, bir yerde tarihe hesap verecek, bu süreçte duyulmamış bazı olayları da belki Ağar'dan öğrenmiş olacağız. Ağar, İstanbul, Ankara Emniyet Müdürlüğü, Emniyet Genel Müdürlüğü, Valilik görevlerinden sonra