Kapanan fabrika kapıları: BYD Türkiye'den neden vazgeçti (II)

Dünkü yazımızda BYD iptalinin ticari değil, in devlet aklının stratejik bir kararı olduğunu ve geçmiş krizlere dayandırılamayacağını vurgulamıştık. Peki, Pekin'i ürküten asıl küresel sarsıntılar nelerdi

ABD-İSRAİL-İRAN ATIŞMASI VE KÜRESEL KUTUPLAŞMA

BYD yatırımını rafa kaldıran asıl deprem, Ortadoğu'dan başlayıp Pasifik'e kadar uzanan yeni küresel çatışma dinamiğidir. ABD ve İsrail'in İran ile girdiği doğrudan sıcak çatışma süreci, dünyayı Soğuk Savaş'tan bu yana görülmemiş bir kutuplaşmanın içine itmiştir. Bu savaş, sadece bölgesel bir güç mücadelesi değil, aynı zamanda ABD öncülüğündeki Batı bloku ile in-Rusya-İran ekseninden oluşan Doğu bloku arasındaki büyük küresel hesaplaşmanın ön cephesidir.

in, Ortadoğu'daki en büyük enerji tedarikçilerinden biri ve stratejik müttefiki olan İran'ın ABD-İsrail ekseni tarafından kuşatılmasını ve vurulmasını kendi ulusal güvenliğine ve "Kuşak ve Yol" inisiyatifine yönelik doğrudan bir tehdit olarak algılamaktadır. İşte tam bu noktada Türkiye'nin pozisyonu in için dev bir soru işaretine dönüşmüştür.

ABD-in ilişkilerinin tarihin en kötü seviyelerine inmesi ve ilerleyen dönemde bu gerilimin çok daha yıkıcı ekonomik ve askeri yaptırımlara dönüşmesi beklentiler dahilindeyken Pekin yönetimi şu soruyu sormuş olmalı: ''Küresel bir kırılma anında NATO üyesi olan, Batı finansal sistemine entegre ve ABD ile kritik askeri-diplomatik bağları bulunan Türkiye kimin tarafında yer alacak''

Olası bir geniş çaplı ABD-in yaptırım savaşında, Türkiye'deki milyar dolarlık in fabrikalarına, batarya teknolojilerine ve üretim hatlarına ne olacak Pekin, Ankara'nın nihai kertede Batı kampından kopamayacağını hesaplamış ve en ileri teknoloji üretim hatlarından birini NATO topraklarında rehin bırakmak istememiş olabilir. Kararın arkasındaki temel gerçek, Türkiye'nin tarafı ile ilgili bu derin soru işaretleridir.

AVRUPA VE ABD'DE YÜKSELEN DUVARLAR

Olayın bir diğer ayağını ise doğrudan küresel ticaret savaşları ve otomotiv sektöründeki pazar payı oluşturuyor. in'de üretilen otomobiller, özellikle elektrikli araçlar (EV), yüksek teknoloji ve inanılmaz rekabetçi fiyatlarıyla Avrupa ülkelerinde kelimenin tam anlamıyla satış rekorları kırıyor. Örneğin, İngiltere pazarında inli markaların pazar payı son üç yılda katlanarak artarken BYD ve MG gibi markalar Avrupa'nın yerli üreticilerini adeta kendi evlerinde hezimete uğratıyor.

Bu durum, Avrupa'da büyük bir alarm ziline dönüştü. Avrupalı regülatörler, in'in devlet sübvansiyonları sayesinde maliyetleri haksız bir şekilde düşürdüğünü belirterek harekete geçti. Nitekim Avrupa Birliği, in menşeli elektrikli araçlara yönelik ek gümrük vergileri (bazı firmalar için yüzde 38.1'e varan telafi edici vergiler) getirdi ve bu araçların Avrupa içindeki teşviklerden (örneğin Fransa'daki yeşil bonus uygulamasından) yararlanmasını engelleyecek karbon ayak izi kısıtlamalarını devreye soktu. inli araçlar şu anda teşviklerden yararlanamadıkları gibi ekstra vergi ödedikleri bariyerler ile karşı karşıya. Buna rağmen gelen rekor satışlarla birlikte Avrupa Birliği'nin önümüzdeki dönemde bu girişleri daha da zorlaştırması, kotalar koyması veya yerlilik oranlarını katılaştırması da bekleniyor.

Avrupa'daki bu rahatsızlık Atlantik'in ötesinde, ABD'de çok daha sert bir yankı buluyor. inli araçların Avrupa'da veya Meksika gibi üçüncü ülkeler üzerinden küresel pazarlarda daha fazla satılması ABD yönetimini ciddi şekilde tedirgin ediyor. Hem Biden hem de Trump dönemlerinde (ve ABD'deki her iki siyasi kanatta da) in otomotivine karşı "ulusal güvenlik" ve "yerli sanayiyi koruma" gerekçesiyle eşine az rastlanır bir konsensüs oluşturuldu. ABD yönetimi, in menşeli elektrikli araçlara yüzde 100, bataryalara ise yüzde 25 gümrük vergisi uygulayarak in otomobillerinin Amerikan pazarına girişini fiilen yasakladı. ABD'li siyasiler yaptıkları resmi açıklamalarda, in'in otomotiv üzerinden küresel veri topladığını, siber güvenlik tehdidi oluşturduğunu ve Amerikan otomotiv işçisinin haksız rekabetle ezilmesine asla müsaade etmeyeceklerini söylediler. Dahası, ABD yönetimi Avrupalı müttefiklerine de inli araçların kısıtlanması yönünde yoğun bir siyasi baskı uygularken bu baskının da yine daha da artabileceği düşünülüyor.