Ya da sonsuza kadar sus...

Futbolcu İsmail Yüksek ile evlenen Esen Matraş'ın öz babası Emre Matraş, nikâha itiraz etti. Törende kız babası olarak kendi isminin geçmediğini söyleyen eski popçu, evliliğin bu nedenle geçersiz olduğunu savunuyor.

Nikâhı kıyan memuru ve belediye başkanından da şikâyetçi. Boşanmış çiftlerde böyle şeyler olabiliyor.
Aile içinde yaşanmış çeşitli olaylardan dolayı çocuklar bazen öz babası yerine, kendisini büyüten kişiyi baba sayıyor.
Aile içi mevzularda çocuk mu haklıdır, baba mı haklıdır; bizim dışarıdan kolay hüküm verebileceğimiz şeyler değil.
Eminim ki iki tarafı da dinlesek, her ikisinin de haklı olduğu yanlar vardır kendince.
Fakat bu nedenle çocuğunun en mutlu günün mahvetmek, evine, yuvasına, saadetine kastetmek de "seven bir baba"nın yapacağı iş değil. Ne olacak şimdi Diyelim ki bu sebeple nikâh iptal edildi. Ve gençler tekrar evlenmek zorunda kaldı...
Bu sayede "babalığa" mı terfi edecek Emre Matraş... Davetli olmadığın nikâhta kağıt üstünde "baba" yazsa ne olur
Olacağı şu: Torununun torununa kadar, nesilden nesle anlatılacak bir nikâh faciası. Sadece kızı değil, torunları bile kötü anacak Emre Matraş'ın bu saçma sapan girişimini.
Film repliklerinde olurdu ya: "Ya şimdi konuşsun ya da sonsuza kadar sussun..."
Emre Matraş tamamen yanlış anlamış onu.

Haberin Devamı

Gangnam Style'ın öteki yüzü


Yüz nakli olmak için Kore'ye giden ama başına gelmedik kalmayan eski Survivor yarışmacısı Didem Ceran'ın haline üzülmeyen yoktur herhalde. Aylar oldu, hâlâ revizyon ameliyatlarına giriyor.
En son, gözleri az gördüğü için sokakta yürümeye çalışırken halini paylaştı. Yüzü şiş, kafa bandajlı.
Ve dilini bilmediği memlekette o halde, tek başına!
Doktorları dava edeceğini söylüyor ama nasıl olacak ta oralarda
Bu işi bilen okurlarımız yazdı.
Gangnam bölgesinde beş-altı katlı klinikler varmış. Onlarca ülkeden gelen kadınlar, mezbaha gibi sıra sıra yataklar... "Acayip bir döngü" diye tanımlıyorlar. Anladığım kadarıyla reklam işleri de çok dönüyor.
Fenomenleri falan kullanıyorlar müşteri çekmek için. Zaten Ceran da bahsetmişti. Artık ne imzalattılarsa "Kölelik sözleşmesi" falan diyordu.
Yahu kızım bırak gel! Taş yerinde ağırdır.
Yapılacak tıbbi müdahale, verilecek hukuki bir mücadele falan varsa da yine en iyi kendi ülkende yürütürsün prosedürü.
Eskiden kızıyordum. Şimdi üzülüyoruz. Kimi kimsesi yok mudur, toplayıp getirse oralardan.

Haberin Devamı

Buckingham'ın dili olsa...

Kalburüstü insanların hayatlarından şikâyet etmeleri geniş kesimlerce pek hoş karşılanmaz.
İnsanlar onların dertleriyle kendi gerçeklerini kıyaslar, "Ekmek yoksa pasta yesinler" diyen Marie Antoinette muamelesi yapılır bu çıkışlara.