Sade suya tirit erkekler

Güçlü kadınlar 'sade suya tirit erkek'leri hayatından çıkardıkça, onu destekleyen ses yükseliyor—peki, bu gerçekten bir zafer mi yoksa biz de bir tür intikam mı izliyoruz?

Özet Bu özet koseyazarioku.com tarafından üretilmiştir

Yazar, ilişkide hiçbir sorumluluk almayan, varlığını nimet sayan bir erkek tipi tanımlıyor ve güçlü kadınların bu erkekleri hayatlarından çıkarmasını örnek veriyor. Ünlü kadınlar çocuklarına kendi soyadını vererek bu kararı meşrulaştırırken, medya bu hareketi kutluyor; fakat yazar aynı zamanda eğitim, çevre bilinci ve sanat gibi diğer konuları gündeme getirerek toplumun gerçek meselelerine odaklanması gerektiğini ima ediyor. Acaba bu bireysel ilişki çatışmalarına gösterilen ilgi, bizim daha temel sosyal sorunlardan dikkatimizi çelmiyor mu?

Varlığını karşı taraf için nimet sayan, ilişkiye kendinden başka hiçbir şey koymak istemeyen bir erkek tipi oluştu. "Sade suya tirit erkek" falan demek lazım galiba. Karşısındaki kadın da güçlü olunca... Hiç affetmiyor, çitileyip koyuyorlar kenara.

Tülin Şahin, Işın Karaca gibi çocuğunu kendi soyadıyla büyüten ünlü annelere İrem Helvacıoğlu da katıldı.

Helvacıoğlu bu kararı, boşandığı eşi Ural Kaspar kızına tazminat ve nafaka ödemek istemediği için aldı. Özetle, "Madem külfette yoksun, soyadını da veremezsin" dedi.

Zaten bir buçuk sene evli kalıp, altı ay önce çocuk sahibi olup, sonra sürpriz şekilde boşanmışlardı.

Mesele bu şekilde bir "kadın mücadelesine" dönüşünce Gonca Vuslateri'den de destek gecikmedi tabii: "Şuraya bir alkış bırakıyorum. Şuraya bir destek bırakıyorum. Bir de hayranlık #iremhelvacıoğlu"

Benzer bir erkek hikâyesi Melek Mosso'dan geldi.

Haberin Devamı

Eski eşi Serkan Sağdıç'la neden boşandıklarını şöyle anlatıyor:

"Hayatın bütün yükü benim üzerimdeydi. İşe de ben gidiyordum, sorumluluk da bendeydi.

Köpeğin maması, kedinin kumu, alışveriş; en basit şeyleri bile ben yapıyordum.

Tek taraflı bir düzen vardı. Böyle ilişki yürümüyor..."

Yani paşamızın ne çalışmaya ne alışverişe vakti var.

Her iki kadının da bahsettiği yeni bir erkek modeli.

"Prenses erkek" de değil bu.

Başka bir şey.

Varlığını karşı taraf için nimet sayan, ilişkiye kendinden başka hiçbir şey koymak istemeyen bir erkek tipi oluştu.

"Sade suya tirit erkek" falan demek lazım galiba.

Karşısındaki kadın da güçlü kadın olunca... Hiç affetmiyor, çitileyip koyuyorlar kenara.

Yeni laf: Eko-okuryazarlık

Eko-okuryazarlık", en kısa haliyle çevresel sistemleri anlama, insan faaliyetlerinin doğa üzerindeki etkisi kavrama ve sürdürülebilir yaşam konusunda bilinç geliştirme yetkinliğini ifade ediyor.

Eğitim dünyasında son yıllarda öne çıkan bu kavram, öğrenmenin sınıf ortamının ötesine taşınmasını öneriyor.

İsviçre Institut La Rosey'in Kenya'daki Chuyulu Vahşi Yaşam Parkı bunun en güzel örneklerinden biri.

Haberin Devamı

Dünyanın dört bir yanından gelen öğrenciler, burada Massai kabilesinin üyeleriyle birlikte toprak nasıl daha verimli hale gelir, su nasıl tasarruflu kullanabilir gibi şeyleri öğreniyor.

Massai sanatı, el el işçilikleri gibi beceriler ediniyor.

Telefon gibi modern yaşama ait cihazlar kullanılmıyor.

Orada öğrencilere Edward Norton, Sting gibi ünlüler eşlik ediyor.

Doğayla öğrenci arasında kopmayan bir bağ oluşuyor, ilerleyen yıllarda da bu projeleri, oradaki arkadaşlarını ve gelişmeleri takip etmeye devam ediyorlar.

Institut La Rosey'in marketing müdürü Felipe Laurant, "Doğada eğitim çocuklar arasında şiddeti azaltıyor, iyileştirici yönüyle sağlıklı iletişimi teşvik ediyor" diyor.