Kızıldeniz'in yükselen yıldızı: Hurghada

Mısır, coğrafi olarak Türkiye'yi andıran bir ülke: Topraklarının önemli bir kısmı Afrika kıtasında. Bizim Avrupa'daki Trakyamız gibi, küçük bir kısmı ise Asya'da.


El Gouna

Hurghada'daki Rixos'un en önemli özelliği sahilden tekneyle gidilen White Island (Beyaz Ada). Bu kumsal, gelgite bağlı olarak öğleden sonra yok oluyor, ertesi gün tekrar ortaya çıkıyor.

Piramitlerin bulunduğu Kahire, Luksor ya da İskenderiye gibi şehirlerin yanında, Türkiye'de en bilinen tatil beldesi ülkenin Asya topraklarındaki Şarm El Şeyh.
Oysaki Kızıldeniz'de yer alan Şarm El Şeyh'in karşı kıyısında onun kadar meşhur bir başka tatil beldesi var: Afrika topraklarındaki Hurghada.
Hurghada, temiz denizi, güzel sahilleri kadar hemen yanında kurulmuş El Gauna adında özel bir turizm alanına komşu. Hurghada'ya gidenlerin mutlaka ziyaret ettiği bir yerleşke. Ama elini kolunu sallayan herkesin gidemediği, Mısır elitlerinin bile girebilmek için otel rezervasyonu beyan ettiği yapay bir cennet.
Sonradan oluşturulmuş kanallar, onların etrafına inşa edilmiş modern yapılarla biraz Dubai'yi andırıyor.
Türkiye, Mısır'a yılda 500 bin kadar turist yolluyor. Ama Türklerin öncelikli tercihi Şarm El Şeyh. Hurghada onun kadar bilinmiyor.
Yine de müdavimleri yok değil. Mesela oyuncu Yağmur Atacan. Arkadaşlarıyla sık sık buraya kite sörf yapmaya gidiyormuş. Sürekli esen Kızıldeniz rüzgârının bu spor dalı için çok elverişli olduğunu söylüyor.
Ülkenin diğer bölgeleri gibi, Türk yatırımları buraya da gelmiş. Mısır'a her yıl gönderdiğimiz 500 bin turistin 10'da birini tek başına ağırlayan Rixos grubu buna güzel bir örnek.
Rixos Mısır Otelleri CEO'su Erkan Yıldırım, Hurghada'nın turizmde yükselen potansiyeline inandıklarını söylüyor: "Rixos Premium Magawish Suites & Villas ve Rixos Premium Magawish Bay View otellerimiz, Kızıldeniz'deki büyüme vizyonumuzun önemli bir kilometre taşı..."
Erkan Bey'in bahsettiği bu iki oteli de gezdim. Türk turizminin lokomotifi olan "her şey dahil sistemi" Kızıldeniz'e taşımışlar.

Haberin Devamı

Oh olsun Z kuşağına!

Haberin Devamı

Biz X kuşağı çocukları (yani 1965-1980 arası doğanlar), son 30 yılımızı Z kuşağını (1997-2012 arası) anlamaya çalışarak geçirdik.
Aman daha bireysellermiş, katı kurallara gelemezlermiş, teknolojiyi hızlı kullanıp daha hızlı iletişim kurabilirlermiş, eğer biraz sabırsızlarsa hoş görmek gerekirmiş falan filan.