Hürriyet'in dünkü manşeti, İngilizce "I Love You İstanbul" başlığıyla, Avrupa Ligi Finali için İstanbul'a gelen İngilizlerin şehre duyduğu hayranlığı haber veriyordu.
İstanbul'un 24 saat süren dinamizmini öve öve bitiremiyordu İngiliz taraftarlar.
Yerinden yapılan bu övgülerin İstanbul'a turist olarak gelmek isteyen çok kişiyi tetikleyeceğine eminim.
Bütün bu güzellemeleri bozan tek ayrıntı, yine birçok ziyaretçinin taksiciler tarafından dolandırılmasıydı.
Mesela biri, "3.7 kilometrelik bir yolculuktu. Sarı taksi şoförü benden 75 pound aldı. Dönüşte aynı yolculuk UBER ile 9.5 pound tuttu" demiş.
Turistten 8 misli fazla para almışlar. Adam diyor ki, "Oğlum da yanımda olduğu için drama yaşamak istemedim, ödedim".
Her güzel şeyde zararlı ot gibi hemen bitmeseler olmaz.
Haberin DevamıFareli evin sinemacısı
Özcan Deniz kavgalı olduğu ailesine seslenerek annesini film yapacağını açıkladı.
Küçükken yaşadıkları hayatı "Fareli Ev" olarak sinemaya aktaracakmış.
Belli ki o dönem farelerle paylaştıkları fakir evleri de başrolde olacak.
Yapsın, hobi olarak yapsın tabii de... En el sıkışılan, en ok'leşilen biyografi filmlerinde bile 50 problem çıkıyor, filmler vizyona giremeden durduruluyor.
Aile içindeki bu kadar ihtilaftan, tehditten, suçlamadan sonra kimsenin itiraz etmeyeceği bir film nasıl çıkacak, onu merak ediyorum.
Safiye'nin fendi...
Seda Sayan bundan 3 yıl önce herkesi aniden takipten çıkmış, Safiye Soyman dahil yakın çevresi şoka girmişti.
Sanatçıların zaman zaman böyle "dellenmeleri" oluyor. Kafaları bir şeye bozuluyor, bir anda herkesi takipten çıkıyorlar.
Seda Sayan'ınki öyle bir şeyden ziyade, imaj çalışmasıydı. Belli ki artık profesyonel bir sosyal medya ekibi tutmuş, onlar da demişler ki "Sen sosyal medyada mahallenin 'Seda Abla'sı gibisin. Biraz cool durman lazım. Her şeyi like'lama. Herkesi takip etme. Star dediğin erişilmez olur..."
Haberin DevamıTıpkı Batı'da Taylor Swift'in, Adele'in, Beyonce'nin yaptığı gibi.

14