Al Can'ı, ver Danilo'yu

Can Yaman biliyorsunuz kendi ülkesinden daha çok, yaşadığı İtalya'da seviliyor.

Ünlü oyuncuya bunun nedenini sormuşlar, o da bilmiyormuş:
"Neden bu sevgi bana gösterildi bilmiyorum. İtalyanca bildiğim için mi, onlarla bağ kurabildiğim için mi 'Beni şundan dolayı seviyorlar' demek kibirlilik olur..."
E düşünelim hep beraber
o zaman...
Şurası kesin: Can Yaman her şeyden önce çok yakışıklı olduğu için seviliyor.
Eğer böyle ilgi çeken bir fiziği olmasaydı isterse dünyanın en önemli yeteneği olsun. Zannetmiyorum ki kaldığı otellerin önüne böyle yüzlerce kadın hayran birikecekti.
Orada yetenekten ziyade daha "evrensel" bir dil konuşuyor:
Güzel kadın-yakışıklı erkek.
İkincisiyse tabii ki gittiği ülkenin dilini konuşabilmesi.
Bizde de öyledir ya. Dilimizi konuşabilen yabancılar, kendi ülkelerinde görmeyecekleri bir sempatiye sahip oluyorlar.
Bizden İtalya'ya Can Yaman gittiyse onlardan da bize Danilo Şef geldi mesela sevimli Türkçesiyle.
Danilo Zanna da ülkesinde hayal bile edemeyeceği bir popülariteye erişti aynı şekilde.
Bir başka etken de daha öncekiler bence: İtalyan izleyicisinin aşina olduğu Ferzan Özpetek, Mehmet Günsür gibi isimler var. Can Yaman'ın şimdi yürüdüğü yollardan vaktiyle ilk geçenler, oraları düzleyenler yani.
Son olarak insanlar biraz da bitkilere benziyor sanırım.
Yani gelişip serpildiği, kendine iyi gelen coğrafyalar, iklimler oluyor.
Tam adını koyamıyorum, Türkçede buna "yerini sevdi" deriz. Bu yer bir ülke ya da bir şehir olabilir, bir meslek ya da şirket de olabilir.
Astrologlar örneğin buna "coğrafi haritalama" diyorlar. İnsanın sağlığı bile bir başka oluyor oraya geçince.
Can Yaman en çok da "yerini sevdi" galiba.

Haberin Devamı

3.5 yılda 35 aldatma

Tiyatronun usta isimlerinden Suna Selen, yıllar önceki 3.5 senelik evliliğinde 35 kez aldatıldığını açıklamış.
Kadına ayrı üzüldüm ama kocayı da merak ettim tabii.
Bu eşi, Suna Hanım'ın 14 yıl evli kaldığı Münir Özkul değilmiş. Ondan önceki eşi ressam Cem Kabaağaç'mış.
Kabaağaç sanatçı bir sülaleden geliyor, Cevat Şakir'in yeğeniymiş, aynı zamanda oyuncu ve çevirmenlik yapmış.
35 sayısı tam mı, yoksa yuvarlanmış bir sayı mı bilmiyorum tabii. Ama 3.5 yılda 35 kadın, neredeyse her ay bir yeni macera demek.
1950'lerden 60'lardan bahsediyoruz yahu!