Mikrofon uzattığınız her müzisyenin yakındığı bir şeydir: "Ünlü olmadan önce yapımcılarla öyle sözleşmelere imza attık ki, bugün hiçbir şey talep etme hakkımız yok..."
En son uzun uzun Nükhet Duru'dan dinlemiştim bu işin külliyatını.
Tek istisnası var: İrem Derici. Babası reklamcı olduğu için o aşamalarda tufaya gelmediğini söylüyor hep.
Son gelişmeyse şu: Ajda Pekkan, iki yapımcı firmaya açtığı dijital hak davasını kazandı.
Mahkeme, eski dönemlerde imzalanan belgelerin dijital haklar açısından bir geçerliliği olmadığına hükmetti.
1996'da kendi ismiyle çıkardığı ve içinde "Dert Bende", "Eğlen Güzelim" gibi popüler şarkıların olduğu albümün dijital halkları artık Ajda'nın kendisine ait ve bu firmalar kullanamayacak.
Şimdiye kadar olan oldu, biten bitti tabii.
Ama bu kararla birlikte bundan sonrası için bazı şeyler değişebilir.
Haberin DevamıBir dönem çok popüler olup sonra sürünen müzisyenler görmeyiz belki...
Aklınıza hemen o geldiyse... Yok hayır, Serdar Ortaç'ı bu karar da kurtarmıyor maalesef. Kendisi bambaşka bir kategori.
Kadın başarısı, erkek hezimeti
Her şey zıddıyla kaim" diye bir söz var. Karşıtlıkların dengeyi kurması anlamında. Filenin Sultanları'nın dörtte dört yapması, Dünya Kupası'ndaki "erkek hezimetiyle" eşzamanlı denk gelince, ayrım daha somut şekilde örneklenmiş oldu: Başarı nedir - Başarısızlık nedir Erkekler keşke bir yüce gönüllülük yapıp bu turnuva için kendilerine sağlanan hediyeleri, bu başarılı kadınlarımıza devretseler.
Hezimet yaşattıkları insanları biraz teselli eder bu tarz bir davranış. Kuru özürler soğutmuyor kabarmış gönülleri.
Ön koltukta antrikot
Bülent Ersoy, sarı renkli lüks aracıyla gittiği bir restoranda şefin elinden antrikot yedi. "Şefin elleri"nin haber değeri yok.
Gittiği her yerde böyle seviyor Ersoy. Çatal-bıçak mı ağır geliyor, neyse artık.
Haberin DevamıMesele bu kez servis de değil, arabanın içinde lüpletmesi... Antrikot bu, sandviç değil ki. Yani arabada yemesi eziyetli.

14