Kâinatın Efendisi Sevgili Peygamberimiz (asm), yirmi üç sene süren peygamberlik döneminde en çok iman ve namaz üzerinde durarak, ümmetine bunları telkin etti.
Namaz hususunda beyan ettiği hadis-i şerifler çoktur. Bir defasında "Allah, bu dünyada bana üç şeyi sevdirdi. Bunun birisi de gözüm nuru namaz." dedi. Görmenin ne büyük nimet olduğunu ekser insanlar aklına bile getirmez. Bir şekilde görme nimetini kaybettiğinde, onu tekrar elde etmek için her şeyini feda edebileceğini söyler. İşte, namaz hakikati de böyle bir şeydir.
Peygamber Efendimizin (asm) ifadesine göre "Namaz dinin direğidir." Nasıl bir çadırın orta direği yıkıldığı zaman, çadır ayakta kalamıyorsa yahut bir binayı ayakta tutan taşıyıcı kolonlar zarar gördüğünde o bina yıkılmaktan kurtulamıyorsa, namazı terk eden bir Müslüman da, İslâm direğini kendi eliyle yıkmış oluyor. Bundan dolayıdır ki, hadis-i şerifte "Müslüman olan ile Müslüman olmayanı ayırt eden bir alâmet vardır, o da beş vakit namazdır." buyrulmuştur.
Asrımızın büyük İslâm âlimi ve Peygamber Efendimizin (asm) vârisi olan Bediüzzaman Hazretleri de, hayatı boyunca hep iman ve beş vakit namaz üzerinde durdu ve dünyaca büyük makamda olan birisine "Kâinatta en yüksek hakikat imandır, imandan sonra namazdır." diye ikaz etti.
Namaz, şuurlu şuursuz, canlı cansız bütün varlıkların ibadet çeşitlerini içinde barındırır ve temsil eder. Meselâ, Peygamber Efendimizin (asm) haber verdiği gibi "Bir kısım melekler var sadece ayakta Allah'a ibadet eder. Bir kısmı rükûda, bir kısmı da sadece secde halinde ibadet ederler." İşte, beş vakit namaz kılan bir mü'min, ayakta, rükûda ve secde halinde iken meleklerin üç çeşit ibadetlerini temsil eder. Keza; ağaçların, hayvanların ve yıldızların, ayakta, rükû ve secde gibi hâl ve hareketlerini de temsil eder. Namaz kılan bir mü'min, bütün mahlûkatın tesbih ve ibadetlerini kendi adına Allah'a takdim eder. Böylece, küllî bir ibadet yaparak, tahmin edemeyeceğimiz kadar büyük sevaplara mazhar olur. Beş vakit namazı bilerek veya ihmal ederek terk edenler, bahsi geçen sevaplardan kendilerini mahrum ederler. Ayrıca, bütün varlıkların Allah'a olan ibadetlerine aykırı iş yaptığı için cezaya müstehak olurlar.

27