Yıl 2016... "Adliyede aşk oyunu" başlığıyla özel bir haber hazırladım. Haberin öznesi iki adliye çalışanıydı. Belgeler vardı, bilgiler vardı, fotoğraflar vardı...
Ama bazen haberin kendisinden çok, habere verilen tepkiler belirliyor sürecin yönünü.
*
Haberde ismi geçen üst düzey bir adliye çalışanının şikâyetiyle başlayan soruşturma kısa sürede davaya dönüştü.
*
Ve o dava sonunda, hazırladığım haber nedeniyle 1 yıl 2 ay hapis cezasına çarptırıldım.
*
Sonrası mı
*
Sonrası tam anlamıyla uzun bir hukuk mücadelesi...
*
Antalya Adliyesi'nde yaşanan olayla ilgili soruşturma dosyaları da dahil olmak üzere tüm belgeler elimizdeydi.
*
Ancak mahkeme, haberin hukuki boyutunun değerlendirilmesi için dosyayı Akdeniz Üniversitesi Hukuk Fakültesi'ne gönderdi ve bilirkişi raporu istedi.
*
Bilirkişi raporu netti:
İLKELERE UYGUN
"Kaleme alınan haberde suç unsuru yoktur. Söz konusu haber basın meslek ilkelerine uygundur."
*
Elbette umutlandık.
*
Haberin DevamıÇünkü bu rapor davanın seyrini değiştirebilecek nitelikteydi.
*
Ama öyle olmadı.
*
Mahkeme bilirkişi raporuna uymadı.
*
Ve karar açıklandı:
"Basın yoluyla hakaret" suçundan 1 yıl 2 ay hapis cezası.
*
Dosyayı bir üst mahkemeye taşıdık.
*
İstinaf mahkemesi de kararı esastan reddederek yerel mahkeme hükmünü onadı.
*
Bu kez dosyanın yolu Yargıtay'a düştü.
*
Yazının başında söyledim ya...
*
Tam 10 yıl süren bir süreç.
*
Geçen yıl, 14 Ekim'de Yargıtay kararını oy birliğiyle verdi:
MAHKUMİYET HUKUKA AYKIRI
"Suça konu olaydaki sözlerin katılanın şeref ve saygınlığını rencide edici boyutta olmayıp haber niteliğinde olduğu, aksi düşüncenin suçla korunmak istenen değeri ölçüsüz biçimde genişletmek anlamına gelebileceği ve ifade özgürlüğü ile bağdaşmayacağı açıktır. Hakaret suçunun unsurları oluşmadan mahkûmiyet kararı verilmesi hukuka aykırıdır."
*
Bu değerlendirme ile Yargıtay, verilen hapis cezasını hukuka aykırı

7