Türkiye'ye yazık etmeyin!

Bismillâhirrahmanirrahîm!

DÜNYA, zalim ve haydutların elinde ateş çemberine döndü. Savaşlar küresel eşkıyanın çıkar elde etme aracı olarak kullanılıyor. "Nükleer silâhlar, enerji, rejim değişikliği" gibi söylemler işin bahanesi! Necip Fazıl'ın, "Siyonistler bir yumurtayı pişirmek için dünyayı ateşe vermekten çekinmezler" sözünün gerçekliği bugün daha iyi anlaşılıyor. Acımasızca uygulamalar sürüp gitmemelidir. Dünya; gidişatı doğru okuyan, şefkat, merhamet gibi insanî duyguları gelişmiş kadrolar elinde şekillenmelidir.

Önümüzde bütün insanlığın saadeti için kurulan D8 gibi küresel bir projeyi hayata geçirmiş Erbakan Hoca örneği var. D8'in ilk ilkesi "Savaş değil, barış!" şeklinde başlıyor. "Barış"ı esas alan "Adil Bir Dünya" kurmayı amaçlıyor. Millî Görüş hareketi Türkiye ve insanlığı hiç yanıltmadı. 1996'daki Erbakan Hükûmeti daha ilk 6 ayında ekonomiyi rayına koydu. Ülkeye bolluk, bereket geldi. Terörü bitirdi. Kardeşlik duyguları pekişti. Halk mutlu oldu.

Saltanatlarının sarsılmakta olduğunu gören küresel sömürgeciler, işbirlikçilerini de kullanarak böylesine efsanevî bir hükûmeti düşürdüler. Çünkü Türkiye hızla Amerika ve Avrupa'ya muhtaç olmayacak bir noktaya doğru koşuyordu. Türkiye siyasileri, askeri ve halkıyla yerli, millî bir hükûmetin yanında durmalıydı. Bu, "siyasi bir şuur" gerektiriyordu.

Saadet Partisi'nin söylem ve çözümlerine kulak verin! Erbakan Hoca'nın efsanevî mücadelesinin devamı olduğunu göreceksiniz! Kan gölüne dönüşmüş bölgemizin huzur ve barışı için D8'in aktif hale getirilmesi şarttır. Mevcut iktidarın bunu yapamayacağı görüldü. Saadet iktidarı gerekiyor.

D8'İN İŞLEVİ

SAADET Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan, 25 Mart 2026 günü, TBMM Grup Toplantısı'nda Hükûmet'e, D-8'i aktif hale getirme çağrısı yaptı. D-8'in sadece ekonomik bir organizasyon olmadığını, aynı zamanda Asya'dan Afrika'ya uzanan stratejik bir güç potansiyeli olduğunu belirterek, işlevi hakkında şunları söyledi:

"D-8, 1 milyarı aşan nüfusu ve trilyon dolarlara ulaşan ekonomik hacmiyle büyük bir imkânı temsil etmektedir. Bu kadar stratejik güce sahip bir kuruluşu tozlu raflarda bırakmak doğru değildir."

28 Şubat'tan bu yana geçen 1 aylık süreçte ABD ve İsrail'in hak ve hukuku çiğneyerek İran'a saldırması, dünya huzur ve barışının Batılılara bırakılamayacağını bütün açıklığıyla ortaya koymuştur. Hem Haziran'da hem de 28 Şubat'ta İran'a ilk saldırıyı başlatan Amerika ve İsrail olmuştur. İran, misilleme yaparak şımarık saldırganların haddini bildirmektedir.

Bağımsızlığımız ve millî güvenliğimiz konusundaki titizliğiyle tanınan Saadet Partisi, Türkiye'deki bütün askerî üslerin Türk Silâhlı Kuvvetleri'nin kontrolüne verilmesini istedi. Sayın Arıkan, Türkiye'deki ABD üslerini kastederek, "Bir devletin kendi topraklarında, kontrolü tam olarak kendisinde olmayan askerî yapılar barındırması, bağımsızlık ilkesiyle bağdaşmaz" açıklaması yaptı.

Bunlar, Türkiye'nin bekâsı için hayati derecede önemli sözlerdir. Çünkü biz bu vatanı sokakta bulmadık. Şehit kanıyla alınan topraklar yabancılara peşkeş çekilemez. Dış politikada "mütekabiliyet" esastır.