Trump güçten anlıyor

Trump'ın tehditlerine karşı İran'ın direnci tarihi ibretler sunuyor; peki kararlılık gerçekten gücün tek belirleyeni midir?

Özet Bu özet koseyazarioku.com tarafından üretilmiştir

Yazar, Trump yönetiminin tehdit ve baskı politikasına karşı İran'ın gösterdiği kararlı tavrın başarı getirdiğini savunarak, İslam dünyasının birlikteliğinin önemi üzerinde durmuştur. Bu iddiayı ABD-İran çatışmasında yaşanan askeri mücadeleler ve Hürmüz Boğazı'nın kapanması örnekleriyle destekler; ancak asıl mesele, söz konusu olayların tarihsel gerçekliği ve dönem analizinin doğruluğu hakkında ne kadar sağlam bir temel vardır?

Bismillahirrahmanirrahîm!

KUMAR masasından gelen ABD Başkanı sömürgeci Trump'ın yönetim anlayışı tehdit, baskı, gözdağı üzerine kuruludur. 2. döneminde, göreve başladıktan sonra ilk yurt dışı gezisini Körfez ülkelerinden petrol zengini Suudi Arabistan, BAE ve Katar'a yaptı. 13-16 Mayıs 2025'te yapılan ziyaretinde yatırım, silâh ve savunma anlaşması olarak 3 trilyon doları aşan ticaret hacmiyle döndü. Görüşmelerde, Trump'a endişeyle bakışlar, bu ülke yöneticilerinin yüzlerine yansımıştı.

3 Ocak 2026 günü, ülkesinin petrollerine çökmek için Venezuela Devlet Başkanı Maduro ve eşini yataklarından alarak gece vakti tehdit, baskı, korsanlık, eşkıyalık yöntemiyle ABD'ye kaçırdı. Dünyada böyle barbarlık görülmemişti. Trump, bazı başka ülkelere de keyfî tehditler savurdu. BM ne güne duruyordu! Dünya barışını sağlamayı, ülkelerin birbiriyle iletişim kurma görevini yapmayı deklare eden BM niçin bu olay üzerine girişimde bulunmadı

Trump'ın İslâm dünyası ve İran üzerindeki emelleri eski yıllara dayanıyordu. İsrail'in de tahrikiyle yeni döneminde İran'ı tehditle işe başladı. İsrail'le birlikte Haziran 2025'te İran'a saldırı başlattılar. İran'ın sert ve kararlı tavrı sebebiyle ateşkes istediler. İran da kabul edince savaş durdu.

İsrail'in de etkisiyle ABD Başkanı'nın tehditleri durmak bilmedi. İran'ın petrollerine göz koymuştu bir kere! Bu amaçla tehditler savurdu. Tutarsız ve yalan konuşmalar yaptı. 28 Şubat 2026 günü ABD-İsrail, "birlikte" yok edici saldırılar düzenlediler. Ali Hamaney ve üst düzey yöneticiler şehit oldu.

8 NİSAN GECESİ

İRAN'IN ABD-İsrail'e karşı cevabı çok sert oldu. Misilleme olarak ABD'nin bölgedeki askerî üslerine, büyükelçiliklerine füze yağdırdı. Tel Aviv'i delik deşik etti. İsrail'e füzeler gönderdi. Hürmüz Körfezi'ni ABD ve İsrail'e kapattı. Bölgedeki petrol sevkiyatının tek geçiş yolu olan Hürmüz Körfezi'nin kapatılması ABD'yi sarstı. Destek için dünyadan yardım istemeye başladı. Beklediği yardım gelmeyince, Trump tehdit, yalan ve tutarsızlıklarını artırdı.

Trump, 7 Nisan'da, "Bu gece İran'ın son gecesi olacak" tehdidinde bulundu. İran, Trump'ın tehditlerine pabuç bırakmadı. İran Silâhlı Kuvvetleri'nin merkezi Hatem-ül Enbiya Karargâhı'ndan, Vaat 4 Operasyonu'nun 99. Dalgası kapsamında şu açıklama yapıldı: "Öyle bir saldıracağız ki, zalimler bölgeden ayrılmak zorunda kalacaklar." Kararlılık ABD'yi korkuttu. Ateşkes istediler.

Küstah Trump'a en büyük tepki Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan'dan geldi. Sayın Arıkan, gece yarısı sosyal mecralardan yaptığı açıklamada, Trump, Netanyahu ve tüm zalimlere şöyle sesleniyordu:

"Bu gece Trump'ın sonu olacak!"

Medeniyetler; bombalarla yıkılmaz; tehditlerle silinmez; inançla, hafızayla, direnişle yaşar.

Kendini tanrı yerine koyanlar; "Yok ederim" diyenler HEP AYNI SONA YÜRÜMÜŞTÜR.

Firavunlar böyle konuştu; hepsi gitti! Nemrutlar böyle konuştu; hepsi yıkıldı. İmparatorluklar böyle kibirlendi; hepsi tarihin karanlık sayfalarına gömüldü.

Çünkü zulüm büyüdükçe çöküş yaklaşır. Kibir yükseldikçe son hızlanır.

Medeniyetler kalır... Halklar kalır... Hakikat kalır... Ama zalimler her zaman