Teşkilât ve Adnan Demirtürk

Bismillâhirrahmanirrahîm!

MİLLÎ Görüş davasının kararlı ismi ve Erbakan Hoca'nın yakın çalışma arkadaşlarından biri de Adnan Demirtürk'tür. Millî Görüş çalışmalarının hemen her kademesinde bir fedaî gibi çalıştı. "Lider" olarak tanıdığı Erbakan Hoca'yı en iyi anlayanlardan biriydi. Hiçbir göreve talip olmadı. Bütün görevler ona "ehliyet" ve "liyakati" sebebiyle verildi. Görevleri "emanet" şuuruyla kabul etti. Onun en güçlü olduğu yönüyse "teşkilâtçılığı" idi.

Millî Görüş davasında mahalle ve ilçe çalışmalarından tut da, Refah Partisi Genel Merkez Seçim Karargâh Başkanlığı görevine kadar yükseldi. Aldığı görevlerin hakkını verirdi. 32 yaşındayken 6 Eylül 1997 günü toplanan Genel Kurul'ca Millî Gençlik Vakfı genel başkanı olarak seçildi. Elim bir trafik kazasında vefat ettiği 15 Mayıs 1999'a kadar 20 ay "genel başkanlık" yaptı.

Adnan Demirtürk; plan, program, disiplin içinde sistematik bir çalışma anlayışını benimsedi. İnsanı önemser, kadroların yapacağı çalışmayla uyumlu bir donanıma sahip olmasını isterdi. Millî Görüş kadroları, yaptığı işin ehli olmalıydı. Bu çalışmayı hangi amaçla yaptığımızı anlatan "Temel Esaslar"ı; hangi yöntemle yapmamızı gerektiren "Temel Uygulama Esasları"nı çok önemserdi. Bir de Millî Görüş'ün Şartları olarak, Millî Görüş'ün "Kimyası" ve "Fiziğini"!

Millî Görüş'ün içeriğinin bu 3 derste temellendiğine inanmıştı. Bunları "mutlaka" bilinmesi gereken dersler olarak görürdü. Onun döneminde "6 ilden Sorumlu Bölge Başkanı" olarak Adnan Demirtürk Başkan'ımla birlikte çalışma şerefine ulaştım.

GENÇLİĞİN AĞABEYİ

ADNAN Demirtürk, Vakfıkebir'in Siyasal Bilgiler Fakültesi'ni okuyan ilk öğrencisiydi. Öğrenim için Ankara'ya geldi. Erbakan Hoca'yı çok merak ediyordu. Bazı arkadaşlarıyla birlikte Erbakan Hoca'yı dinlemek için programına gitti. Onu hayranlıkla dinledi. İsteyip çözüm olarak düşündüğü her şeyi güzelce anlatmıştı. Böylesine açılımları ilk defa duyuyordu. Daha orada, "İşte benim aradığım dava" diyerek Erbakan Hoca'ya teslim oldu. Son nefesine kadar Millî Görüş davası uğrunda fedai gibi çalıştı.

En hoşuna giden tarafıysa, Millî Görüş'ün esas ve ölçüleri belli sistematik bir dava oluşuydu. Bu esasların sonuna kadar korunması gerektiğine inanırdı. Çalışmalarını, o esasları dikkate alarak yaptı. Her kademedeki çalışmasında "parmakla gösterilen bir kadro" oldu. Kalbi sonuna kadar hakikate açık bir başkandı.

Okulunu bitirip Vakfıkebir'e dönünce, çevresi onun kaymakamlık sınavlarına girip yükselmesini istiyordu. Onun beceri ve girişimciliğini bilen bazı iş adamları fabrikasına "genel müdür" olmasını teklif etti. Fakat o, Millî Görüş davasının tadını almış; davanın büyüklüğünü kavramıştı bir kere! "Kaymakam ve iş insanı olursam, insanların işleriyle uğraşmaktan davamı insanlara anlatmaya fırsat bulamam" diye düşünüyordu.

Bu amaçla Vakfıkebir'de "Selâm Muhasebe Bürosu"nu açtı. Hem geçimini sağlamak hem de gençlerle olmak istedi. Ona Millî Gençlik Vakfı Vakfıkebir Temsilciliği görevini verdiler.