Sosyal Çürüme Nasıl Önlenir

Okul saldırıları toplumun manevi boşluğunun yüzü mi, yoksa güvenlik sisteminin başarısızlığının göstergesi mi?

Özet Bu özet koseyazarioku.com tarafından üretilmiştir

Yazar, okullardaki saldırıları ve toplumsal şiddetin artışını gençlere verilen manevi eğitimin eksikliğine bağlamakta ve sorunun çözümünü Din dersinin adını "İslâm dersi" olarak değiştirilmesinde görmektedir. Bu iddiayı 2026'deki Kahramanmaraş ve Şanlıurfa olaylarıyla desteklemekte, Saadet Partisi'nin yaklaşımını desteklemektedir. Ancak eğitim müfredatı değişikliğinin, silahların rahat temin edilmesinden daha etkili bir çözüm olup olmadığı sorgulanabilir.

Bismillâhirrahmanirrahîm!

OKUL saldırıları, şiddet, uyuşturucu bağımlılığı, ahlâk tahribatı ve toplumun huzur ve barışını bozan olayların yaygınlaşması gibi sonuçlar, geleceğimiz konusunda toplumu endişelendiriyor. Genellikle yöneticiler, önceden tedbir almak yerine; çok kere olay sonrası harekete geçiyorlar. İş işten geçtikten sonra da, pek çok kişinin canı yanmış oluyor.

Nice sosyal ve tabiî facialar yaşadık. Her birinde canlarımız yandı. İhmal ve tedbirsizlikleri konuştuk. Deprem çadırlarının satılması, orman yangınları, 78 canın yandığı otel faciası, sel felâketleri okul cinayetleri, grizu patlamaları ve daha niceleri... Çok kere olayın sıcaklığı ile hepimizin gündemine giriyor; zaman ilerledikçe unutuluyor. Erbakan Hocam şöyle derdi: "Âlim tehlikeyi gelmeden görür; cahil geldikten sonra!"

Yaşanan bu olaylarla hepimiz imtihan ediliyoruz. Bunu bilmeyen yok. Bu, yetmez. İmtihan olduğumuz konuda üç görevimiz var: 1. Tedbir: Olayın iyi sonuçlanması için bütün tedbirleri alacak; çareler arayacağız. 2. Tevekkül: Tedbirlerin bitip aciz kaldığımız noktada Allah'a tevekkül edeceğiz. Kula düşen her işte tedbirli olmaktır. Her sorunun çözümünün en başında tedbir gelir. 3. Rıza: Olayla ilgili Allah'ın takdir ettiği sonuca razı olmaktır. Buna, "Rıza makamı" denir.

Dikkat edin! Tedbir, tevekkülden önce geliyor. Hz. Ömer (R.A.) bir kişiyi gördü. "Deveni ne yaptın" diye sordu. O kişi, "Devemi salıverdim; Allah'a tevekkül ettim" deyince; "Önce deveni sımsıkı bağla; sonra Allah'a tevekkül et" buyurdu.

OKUL BASKINLARI

OKULLARDA, arada istenmeyen olaylar yaşanıyordu. Nisan ayında yaşananlar dikkatleri tam anlamıyla okullar üzerine çekti. Eğitimin yanlışlıkları sorgulanmaya başladı. Okul cinayetlerinin ilgi çekici bir örneği 17 Aralık 2017 günü Ödemiş'te yaşandı. Çok Programlı Anadolu Lisesi Müdürü Ayhan Kökmen iki öğrencisi tarafından pompalı tüfekle öldürüldü.

2 Mart 2026'da, İstanbul Çekmeköy'de matematik öğretmeni Fatma Nur Çelik, ders sırasında 17 yaşındaki saldırgan öğrencisi tarafından bıçaklanarak öldürüldü. Olayı öğrenince eğitimci Nurettin Topçu'nun öğretmenlerle bir araya geldiğinde söylediği sözünü hatırladım: "Sizden çok şey istemiyorum. Öğrencilerinize adalet ve merhamet duygusu kazandırın, yeter."

Nisan ayı eğitim camiası ve Türkiye için "üzüntü verici" geçti. Şanlıurfa'nın Siverek ilçesinde 14 Nisan 2026 günü, okulun eski öğrencilerinden 2007 doğumlu saldırgan Ahmet Koyuncu Meslekî ve Teknik Anadolu Lisesi'ne gelerek silâhla rasgele ateş açtı. 16 kişi yaralandı; saldırgan öldü. Pompalı tüfekle yapılan saldırıda, öğrenciler panik içinde kaçıştılar.

Olayın ertesi günü de, Kahramanmaraş'ın Onikişubat ilçesinin Ayser Çalık Ortaokulu'nda yaşananlar facia noktasındaydı. Okulun 14 yaşındaki öğrencisi İsa Aras Mersinli, sırt çantasıyla 5 silâh ve 7 şarjörle okula girerek hedef gözetmeden 9 öğrenci ve matematik öğretmeni Ayla Kaya'yı öldürdü. 13 öğrenci yaralandı. Saldırganın babasının emniyet mensubu, annesinin öğretmen olması düşündürücüydü.