Bismillâhirrahmanirrahîm!
BREZİLYA Devlet Başkanı Lula Da Silva, 18 Nisan 2026 günü İspanya'nın Barselona kentinde yapılan bir programda, Amerika ve Avrupa Birliği'nin ikiyüzlülüklerini yüzlerine vuran "cesur" bir konuşma yaptı. Onların İran'da nükleer silâhlar bulunduğu yolundaki yalanları, Batılı ülkelerin sömürgeci mantığını apaçık ortaya koyduğunu söyledi. ABD ve AB'nin "barış" konusundaki tutarsızlık ve tuzaklarını açığa çıkardı.
BM'nin "daimî 5 üyesi" durumundaki Amerika, Rusya, Çin, Fransa ve İngiltere'nin savaş çılgınlığına son vermelerini istedi. BM'nin kuruluşu sırasındaki "barışı garanti etme" sözlerini yerine getirme yükümlülüklerini hatırlattı. "Küba halkının barış içinde yaşamasına izin verin" diyerek Küba'daki ambargoyu bitirmelerini istedi.
Birleşmiş Milletler örgütü, 4-11 Şubat 1945'teki Yalta Konferansı'nın sonuç bildirgesinde amaçlarını dünyaya şöyle deklare etmişti: "Dünya barışı ve güvenliğini korumak, milletler arasında dostça ilişkileri ve her alanda iş birliğini geliştirmek ve devletlerin dış politikalarını uyumlulaştıran evrensel bir merkez olarak kurulmuştur."
193 üye ile temsil edilen BM'nin 5 daimî üyesi, diğer ülkelerden farklı ayrıcalıklara sahiptir. Bu durum, daha başlangıçta adalet ve eşitliği baltalıyor. Bugün BM'nin 5 daimî üyesi dünyada en çok silâh üreten ülkelerdir. Buna nükleer silâhlar da dâhil. Fakat BM'nin daimî üyeleri, diğer ülkelerin nükleer silah üretmesini istemiyor. Hele Müslüman ülkeler için! Onların nükleer silâh üretmelerini "savaş sebebi" olarak sayıyor. İran'ı "en büyük düşman" olarak görmelerinin sebebi bu!
BM TUZAĞI
BM'NİN kuruluşundan bu yana geçen 81 yıllık sürece bakınız! Bu dönem İslâm dünyasının darmadağın olduğu yıllardır. Orta Doğu kan ağlar, acı ve gözyaşları semaları doldururken; "savaşları durdurma garantisi" veren BM hangi girişimi yapmıştır Gazze'de bütün dünyanın gözü önünde bebekler, çocuklar, sivil halk katledildi. BM'nin arabuluculuk yapıp soykırımcı, terörist ve işgalcileri durdurduğunu görmedik.
Dahası, Filistin'le İsrail arasında imzalanan "ateşkes" ve "barış antlaşması"na rağmen İsrail saldırılarını sürdürdü. Lübnan'ı bombaladı; işgale girişti. Siyonist rejim daha iki gün önce Kudüs'te büyük bir yıkım çalışmasına başladı. Filistin, Lübnan ve İran'a karşı terör estirmeye devam ediyor. Eğer BM bu haksızlıkları durduramıyorsa Filistin'de HAMAS; Lübnan'da Hizbullah, Yemen'de Ensarullah gibi örgütlerin öz topraklarını savunma mücadelesi vermeleri haklarıdır.
Kendini dünyanın patronu olarak gören Amerika hiçbir zaman "barışçı" bir dış politika izlemedi. Hep çıkarlarını önde tuttu. "Çıkarım" var... "Güc"üm var... "Çoğunluğum" var... "İmtiyazlı"yız... diyerek hukuk, kural ve insanî değer tanımadan haksız uygulamalarını sürdürdü. Savaş kurallarına uymadı. İran ve ABD diplomatik heyetlerinin Cenevre'de anlaşma masası kurdukları bir dönemde bile, yanına İsrail'i alarak İran'a saldırmaktan çekinmedi.
ABD, İran'a saldırırken uluslararası hukuka uymadı. Müttefiklerine danışmadı. BM'den izin almadı. Bombalar eşliğinde tehdit, yıldırma, şantaj, hakaret yöntemleriyle sonuç almaya çalıştı. Fakat İran onuruyla direndi; bütün dünyada ABD ve İsrail'i rezil etti.

4