Niçin araştırmıyorlar

Bismillâhirrahmanirrahîm!

15 TEMMUZ kalkışmasının üzerinden 10 yıl geçti. Böylesine uzun bir süreç yaşanmasına rağmen, hâlâ ne de çok bilinmeyenler var! Meselâ, "darbenin politika ve küresel ayağı" niçin araştırılmaz Bir toplum kendi gerçekleriyle yüzleşmezse, geleceğinin güvencesi için bir adım atamaz. Biz, ne ara; düşünmeyen, okumayan, araştırıp incelemeyen, olayları sorgulamayan bir toplum haline geldik. Gerçeklerden kaçılmaz; onlar bilinir ve eksikliklerimiz konusunda gerekli tedbirler alınır.

Hele hükûmet! Saadet Partisi darbenin siyasi ayağının "TBMM'de araştırılması" için verdiği "önerge"nin AKP ve MHP milletvekillerinin aleyhte oylarıyla "gündeme alınmaması" oldukça düşündürücü! Bu korkunun sebebi nedir, deriniz AKP, darbe günlerinde FETÖ'cülere, "Ne istediniz de vermedik" demişti. Türkiye'nin hükûmeti olması gereken siyasi iktidar bunu nasıl izah edecek Bülent Arınç'ın "Ankara'yı parsel parsel sattılar" iddiası da öyle!

İktidar, kamuoyundan gelen uyarılara niçin ilgisiz kalmıştır Mehmed Şevket Eygi, dönemin başbakanına şu uyarıyı yapmıştı: "Muhterem beyefendi! Dikkatinizi çekebilecek miyim acaba Çok kısa yazacağım: Altınızdaki zemin sessizce ve sinsice kazılmakta ve oyulmaktadır. İleride çok vahim ve telâfisi mümkün olmayan sürprizlerle karşılaşabilirsiniz! Siyasette maalesef vefa yoktur. Vefalı, sadık ve dost görünen herkese güvenmeyiniz!" (Millî Gazete, 30.11.2011)

15 Temmuz'la ilgili öylesine bilinmeyenler var ki, bunlar örtüldükçe yolumuzu göremez, geleceğimize sahip çıkamayız. Hükûmetler patinaj yapar. Beka ve güvenliğimiz tehlikeye girer. Daha, çok 15 Temmuzlar yaşarız.

ADALET SAĞLANMALI

DARBELERİN önlenmesi ve iç barışın sağlanması için "hukukun üstünlüğü" prensibi toplumda "hissedilir" hale gelmelidir. Amerika'yı arkasına alarak darbe girişiminde bulunanlar, darbenin içinde yer alanlar, darbeyi teşvik edenler elbette bedelini ödemelidir. Devletin ruhsat verdiği yurtlarda kalma, okullarda okuma, bankalarına para yatırma gibi durumlar "suç unsuru" sayılamaz. Suçlanıp da mahkemede aklananlar da mağdur edilmemeli, görevlerine dönmelidir.

1976'da, öğretmenlikte ilk görev yerim Malatya-Akçadağ Temel Eğitim Yatılı Bölge Okulu'ydu. Orada Öğretmen Mehmet Çakır ve ailesiyle beraberdik. Tertemiz bir aile! Ailenin kızı Ayşe, üniversite öğrenimini Denizli'de yaptı. MGV'nin öğrenci evinde kaldı. Ev sahibi belli, kaldığı yer belli. Ayşe'yi FETÖ suçlamasıyla görevden aldılar. Tek suç unsuru bulamadılar. Ayşe öğretmen 10 senedir mesleğinden mahrum! Böyle, mağdur edilen çok kişi var. Masumlar görevine dönmeli; adalet yerini bulmalıdır.

Darbenin dış kaynaklı olduğunu bilmeyen yok. CİA ve Pentagon'un bazı önde gelen yetkilileri darbe günü ABD'nin Adana-İncirlik askerî üssündeydi. Allah korusun, darbe başarılı olsaydı Türkiye çok büyük sıkıntıya düşecekti. Darbe girişimi bazı aile fertlerini birbirine düşman etti. Soğukluk oluşturdu. Adalet yerini bulursa sıkıntılar giderilir.

NATO Zirvesi'nde de gördük; Türkiye'nin ne de çok düşmanı var Olaylar tezgâhlayıp aramıza ayrılık unsurları sokuyorlar. İç barışı bozuyorlar. Hatta Türkiye'yle İran'ı savaştırmak istiyorlar. Böylesi oyunlar karşısında tedbirli ve uyanık olmalıyız.