Bismillâhirrahmanirrahîm!
36. NATO Zirvesi'nin 7-8 Temmuz günleri Ankara'da yapılacak olması, gündemin bu toplantıya kilitlenmesine yol açtı. Sadece NATO üyesi 32 ülke değil; bütün dünyanın ilgisi bu zirvenin üzerinde! ABD'nin özellikle bölgemize yoğunlaşmış olmasının sırrı anlaşılacak. Zirve'de hem Türkiye hem de NATO üyesi ülkeler ciddi bir sınav verecekler. NATO ile ilgili kafalardaki soru işaretlerinin cevabını izleyip göreceğiz.
1949'da kurulan NATO'nun orijinal adı "North Atlantic Treaty Organization-Kuzey Atlantik Paktı Teşkilâtı"dır. Yani, kelimelerinin baş harflerini kullanarak: NATO! Peki, niçin kurulmuştu 1922'de Rusya'da Lenin öncülüğünde bir Bolşevik devrimi yaşandı. SSCB, yani "Sovyetler Birliği" kuruldu. İlerleyen süreçte Rusya ve Batı arasında ideolojik ve ekonomik ayrışma yaşandı. Rusya'nın "demir perde" denilen "kapalı rejim"e dönüşmesi Batı'yı tedirgin etti.
Batılı ülkeler kendilerini savunmak amacıyla NATO'yu kurdular. Birlik olmak, kendilerini savunmak istediler. Savunmada "barışçı" bir yol izleyeceklerini söylediler. Çarlık rejimine son vererek baskı, şiddet ve ihtilâlle yönetime gelen yeni rejime karşı böyle tedbir alabileceklerini düşündüler. İlkelerini belirledikten sonra, amaçlarını dünyaya şöyle deklare ettiler:
"Tüm insanlığın barış içinde yaşamalarını sağlamak ve Birleşmiş Milletler anlaşmasının şartlarını korumak, silâhlı saldırıyı tek başına ve toplu halde karşı koyabilmek için sürekli ve etkili çabalarla ve karşılıklı yardımlaşma yoluyla savunma güçlerini korumaları ve geliştirmelerini sağlamak, istikrar ve refahın artırılması amacıyla iş birliğini geliştirmek, ekonomik iş birliğini güçlendirmektir."
NATO'DAKİ YERİMİZ
SSCB'DEKİ baskıcı, Sosyalist rejim 70 yıl sürdü. 1991'de Sovyetler Birliği yıkıldı. Soğuk savaş dönemi başladı. SSCB'nin yıkılmasından sonraki İskoçya'daki ilk NATO toplantısında, "Şimdi ne yapacağız NATO'yu fesih mi edeceğiz" sorusuna cevap vermek üzere söz alan İngiltere Başbakanı Margaret Thatcher şunları söylemişti:
"Düşmanı olmayan ideoloji yaşayamaz. Bizim yaşayabilmemiz için mutlaka bir düşmanımız olması lâzımdır. Sovyetler Birliği dağıldı ve düşman olmaktan çıktı. Onun yerine bir düşman koymamız gerekiyor. Bu yeni düşman İslâm olacaktır." (D-8, Bülent Alan, Yeni Bir Dünya, Yörünge Y., s. 10)
"Bugün 32 ülkeyle temsil edilen NATO'nun tek Müslüman ülkesi Türkiye'dir. Margaret Thatcher'ın 1992'de yaptığı konuşma hâlâ geçerli midir Bu, netleştirilmelidir. Türkiye, bulunduğu yeri iyi bilmelidir. Düşmanca mantığa rağmen Avrupa, Türkiye'yi niçin NATO'ya almıştır Türkiye, Ortadoğu'nun en büyük ülkesidir. 778 bin kilometrekarelik yüzölçümüne sahiptir. Türkiye'yi AB'ye almıyorlar; ama 1952'de NATO üyeliğini kabul ettiler.
Türkiye, binlerce yıllık tecrübesiyle yüksek bir askerî güce sahiptir. NATO, Türkiye'yi dışa karşı savunma kalkanı olarak kullanıyor. AB içinde askeri olmayan ülkeler var. Ayrıca Avrupa gençliği askerlik yapmak istemiyor. Burada "alacaklarmış gibi" yapılıp bir türlü alınmayan Türkiye'nin gücü devreye giriyor. Nasıl ki, SSCB yıkılınca NATO'nun işlevi yeniden konuşulmuşsa; 36. NATO Zirvesi öncesinde Türkiye'nin NATO'daki rolü yeniden netleştirilse daha doğru olmaz mı

13