Kitaba adanmış bir ömür

Bismillâhirrahmanirrahîm!

KİTAP, dergi, edebiyat, fikir ve sanatı yüklenen adam, 1 Kasım 1951'de Bingöl'ün Kiğı ilçesine bağlı Hasköy'de dünyaya geldi. Babası öğretmendi. 3 yıl öğretmeni, babası oldu. Fakat Allah'ın takdiri olarak 1960 yılında genç yaşta vefat etti. O zaman ağabeyi 11, Ali Haydar 9 yaşındaydı. Yetim kalan 5 erkek çocuk, annesinin elinde büyümeye başladı. Müderris dedesi ve babasının köyde saygınlığı yüksekti. Onlara yardım edip destekleyen dostları eksik olmadı.

Dedesinin talebesi Süleyman Güler 17 yaşındayken onu İmam Hatip Okulu'na kaydettirdi. Daha ortaokul sıralarında kitap okuma tutkusu oluştu. Annesinin yardımlardan gelen paralardan verdiği harçlıklarla hep kitap satın alırdı. Erzurum Edebiyat Fakültesi'ne bağlı Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü'nde okudu. Devamında yüksek lisansını tamamladı.

Üniversite sonrası İstanbul'a geldi. Necip Fazıl, Sezai Karakoç, Cemil Meriç gibi pek çok edebiyat otoritesiyle tanıştı. Perşembe Pazarı'nda inşaat malzemeleri satan bir iş yerinde çalışmaya başladı. Daha sonra kardeşleriyle birlikte bir ticarethane açtılar. Fakat onun gözü fikir, sanat, edebiyat ve kültür çalışmalarında idi.

Ali Haydar Haksal'ın dergi okuma serüveninde Büyük Doğu, Diriliş, Mavera, Yönelişler gibi dergiler vardı. Bunları hem okur hem de yazı gönderirdi. 1987'de Osman Bayraktar, Alim Kahraman, Mustafa Çelik'le birlikte, "Dört inanmış adam" olarak Genel Yayın Yönetmeliği'ni yaptığı Yedi İklim dergisini çıkardılar. Son sayısının çıkmasını hastaneden koordine etmişti.

MİLLÎ GAZETE YAZARI

ALİ Haydar Haksal'ın en önemli özelliği "medeniyet perspektifi"ne sahip olmasıydı. İslâm medeniyetinin önemini kavramıştı. Bu yüzden başından beri Millî Görüş hareketini benimsedi. Okul yıllarında medeniyet mücadelesi verdi; Batıcılığa karşı durdu. Fazilet Partisi döneminde İstanbul'un bir ilçesinde "başkanlık" yaptı. İl yönetiminde bulundu, GİK üyesi oldu. Ömrü boyunca Millî Görüş'ü ve Millî Gazete'yi hiç bırakmadı. Millî Gazete için, "Orası benim en özgür alanım" derdi.

Mütevazı bir insandı. Kibar, nezaketli, olgun bir kişiliği vardı. Fikir, sanat ve edebiyat çalışmalarına rehberlik ederdi. Yedi İklim'in Üsküdar'daki 70 metrekarelik bürosunda gençlerle yakından ilgilenir, medeniyet değerlerimize göre yetişmelerini sağlardı. Yedi İklim bir ekol oldu. Yüzlerce insanı fikir, sanat, edebiyat dünyasına kazandırdı.

Sezai Karakoç vefat etmişti. Hakkında bir şeyler yazmak için elimdeki kitaplarını masamın üstüne koydum. İki saatten fazla araştırdım. Elim bir türlü yazmaya varmıyordu. Onun düşünce ufkunun derinliğine uygun yazamamaktan korktum. Onun yakın dostu Ali Haydar Haksal'ı aradım. Yazıp yazmama konusundaki tereddüdümü anlattım. "Sen yine de yaz" deyince içime bir "yazma cesareti" geldi ve yazdım.

Söz üstadıydı... Onu "Yedi Güzel Adam"dan biri görenleri veya sekizincisi olduğunu söyleyenleri dinledim. Kalemi güçlü; yazıları etkileyiciydi. İnsanı tefekküre davet ederdi. Gözlemleri dikkatliydi.