İran'ın onurlu direnişi
Trump'ın İran'a karşı saldırıları dünya dengelerini değiştirirken, İslam dünyasının işbirlikçi yöneticileri neden hareketsiz kalıyor?
Yazar, Trump yönetiminin İran'a düzenlediği saldırıların uluslararası hukuku ihlal ettiğini ve dünyada benzersiz bir yalnızlık yaratmış olduğunu iddia ediyor; bunu, Avrupa ve çevresel ülkelerin ABD'ye karşı duruşunun gücüne kıyasla İslam dünyasının liderlerinin sessizliğiyle tezat halinde sunuyor. Peki, küresel tepkilerin yoğunluğu gerçekten ABD-İsrail blokunun çatladığını mı, yoksa yazarın seçici haber kaynaklarını mı yansıtıyor?
Bismillâhirrahmanirrahîm!
AMERİKA ve İsrail, Haziran'da ve 28 Şubat'ta İran'a iki kere "birlikte" saldırdılar. Haziran saldırısında İran'dan kararlı, sert tepki görünce, sabahı bile beklemeden Trump "ateşkes" istedi; savaş durdu. ABD ve İsrail 28 Şubat'ta, büyük bir hazırlık sonrası, yine "birlikte" hile yüklü saldırılar düzenlediler. Başta dini lider Hamaney olmak üzere, pek çok üst düzey yönetici şehit oldu. Bu, ABD ve İran barış masasındayken yapılan, haksız ve uluslararası hukuku yok sayan bir saldırıydı.
İran, kısa sürede kendini topladı. Amerika ve İsrail'e misillemeye girişti. Tel Aviv'i delik deşik etti. ABD'nin bölgedeki üslerine, büyükelçiliklerine saldırılar düzenledi. İsrail ve ABD'yi iyice hırpaladı. Hürmüz Boğazı'nı bu iki ülkeye kapattı. ABD, Hürmüz Boğazı için Çin, NATO ve Avrupa'dan yardım istedi. Hiçbiri ABD'nin düşmanca saldırılarına destek vermedi.
ABD ve İsrail, hiç bu kadar yalnızlaşmamıştı. Özellikle 10-15 yaşındaki kızların okuduğu okula saldırıp 168 kızımızı şehit etmeleri vicdan sahibi hiç kimsenin içine sinmedi. Trump, İran halkına seslenerek, "Ülkenizi yeniden kazanın"; "Rejime karşı ayaklanın" sözleriyle, halkı devlete karşı ayaklanmaya çağırdı. İran, bu konuda tarih önünde çok güzel bir sınav verdi.
Kızların şehit edilmesi karşısında, muhalifler bile, "Bu rejim meselesi değil; ülke meselesidir" diyerek birbiriyle kenetlendi. Trump'ın isteği ters tepti. Amerika'nın 50 eyaletinde milyonlarca Amerikalı, Trump'ı protesto için "No Kigs-Krallara hayır" yürüyüşleri yaptılar.
TEPKİLER YAĞDI
TUTARSIZLIĞI tescillenmiş olan Trump, İran petrollerini sahiplenebilme çıkarı için dünyayı büyük bir felâketin eşiğine getirdi. Bunu fark eden âkil insanlar, Trump'a olan tepkisini yükseltiyorlar. Amerikan halkı da yapılanları onaylamıyor. ABD'li Senatör Chris Murphy, "İran'a karşı savaşı kaybediyoruz" (2 Nisan 2026) itirafında bulundu.
ABD Kongre üyeleri, Trump'ın "Ulusa Sesleniş" konuşmasını, "Bundan başkomutan olmaz" şeklinde değerlendirirken; ABD Senatosu Azınlıklar Lideri Chuck Schumer, "Bundan daha tutarsız, dağınık, acınası bir savaş konuşması duydunuz mu" sorusunu sorarak, "Trump'ın İran eylemlerinin, ABD tarihinin en büyük hatalarından biri olduğunu" (1 Nisan 2026) açıkladı.
New York Belediye Başkanı Zohran Mamdani de, ABD ve İsrail'in İran'a yönelik saldırılarını, "Her açıdan karşı çıkılması gereken bir savaş" (31 Mart 2026) diyerek değerlendirdi.
ABD; NATO, AB, Çin gibi neredeyse tüm etkili ülkeleri karşısına alan bir savaş yürütüyor. Almanya Cumhurbaşkanı Steinmeier, "Trump'ın İran Savaşı uluslararası hukuka aykırıdır" diyor. İtalya Başbakanı Meloni ise, "Amerika'ya ait hiçbir uçağın İtalya hava sahasından İran'ı vurmasına izin vermeyeceğim" açıklaması yaptı.
İspanya Başbakanı Petro Sanchez, savaşın başından beri onurlu bir duruş ortaya koydu. Trump'ın "ticarî ilişkileri kesme" tehdidine boyun eğmedi. Hava sahasını ABD'ye kapattı. "Avrupa, ABD'ye boyun eğmemelidir" (26 Mart 2026) diyerek

3