İran, NATO'nun yeni düşmanı

Bismillâhirrahmanirrahîm!

TAM 36 kez NATO Zirvesi toplandı. Son Ankara'daki toplantı kadar "görkemli" olanını hiç gördünüz mü O kadar makyaj, ışıltı ve görsellik içinde "içerik" neredeyse "unutuldu". İnsanlar o görüntüler arasında adeta büyülendi. Türkiye ve İslâm dünyası aleyhindeki söylemler fark edilmedi. "Zirvenin kazananı Türkiye!"; "Erdoğan harika lider" (Sabah, 9 Temmuz 2026) gibi sözlerle kendimizi avuttuk. Sarı Kovboy, Ankara'nın göbeğinden İslâm ülkesi İran'a "savaş ilânı" yaptı. Bunu niçin göremediler

7-8 Temmuz günleri NATO üyesi 32 ülkenin devlet ve hükûmet başkanları, NATO yetkilileri Ankara'daydı. 3 bin uluslararası gazeteci, 639 uzman personel, 45 otobüslük filo, 100 canlı yayın noktası, 40 montaj odası ve onları korumakla görevli 56 binden fazla güvenlik görevlisi zirvede görev yaptı. Aylar öncesinden başlayan organize muhteşemdi. NATO tarihinin en geniş teknik altyapısı oluşturuldu. Fakat bölgemiz aleyhindeki mesajlar görmezlikten gelindi.

Trump; zirvede hep güler yüzlüydü. Etrafına gülücükler dağıttı. Türkiye'nin NATO'daki vazgeçilmezliğini anlattı. CAATSA yaptırımlarından vazgeçileceğini söyledi. F-35 savaş uçaklarının 5'ini vermeyi vaat etti. Karşılığında bölgenin huzurunu bozmak, Türkiye'nin gelişmesini durdurmak istiyordu.

NATO, Trump, Erdoğan hiç bu kadar reklam edilip meşrulaştırılmış mıdır, dersiniz Bu yüzden, NATO Zirvesi için "zirve içinde zirve" ifadesini kullananlar oldu. Toplantı; ABD, Trump, Türkiye, Erdoğan zirvesine dönüştü. Dünya, ışıltılar içindeki görüntüye aldandı. Ana tema göz ardı edildi.

SÖZLER TUTULUR MU

"NATO Zirvesi'ni takip edenler, mükemmel bir organizeyle karşılaştılar. Gerek ev sahibi Türkiye gerekse Trump, NATO ve temsilcilerinin derslerini iyi çalıştıklarını fark ettiler. Görüntü kusursuzdu. Ya görünmeyenler! Türkiye'nin hoşuna gidecek mesajlar da verildi. Barış, F-35'ler, CAATSA yaptırımları ve savaş uçağı KAAN'ın motor aksamı konusundaki vaatler tutulacak mı Unutmayın! Karşımızda 50'den fazla "barış" sözü ettiği halde hiçbirini yerine getirmeyen Trump var.

Batı'nın karakteri konusunda bazı bildiklerimiz var: Millî şairimiz Akif, "Ehli Sâlib'in asla güvenilmez sözüne" demişti. Çöl Arslanı ünvanlı Ömer Muhtar; 22 yıl İtalyan emperyalizmiyle mücadele ettikten sonra şunları konuştu: "Batılılar 'barış' istemezler. 'Barış'ı kullanarak zaman kazanmaya çalışırlar." Bilge Kral Aliya İzzetbegoviç ise şöyle der: "Batı hiçbir zaman 'medeni' olmamıştır. Bugünkü refah ve devam eden sömürgeciliği, akıttığı gözyaşı ve çektirdiği acılar üzerine kuruludur."

Batı anlaşma yapar; fakat uymaz. Sömürgeci zihniyetini bırakamaz. Trump, NATO Zirvesi'nde bile, Ukrayna ile Rusya arasında arabuluculuk yapmayı konuşurken, "Ben de payımı alırım" sözünü araya sıkıştırmaktan çekinmedi. Batı'nın ipiyle kuyuya inenler kuyudan çıkamazlar.

Ankara'daki NATO Zirvesi'nde Trump'a şov yaptırıp ülkesine gönderdiler. En büyük tehlike borca batmaktır. Bu; kişiler, kurumlar ve ülkeler için de böyledir. Borcu olanın itibarı olmaz. Borçlardan kimin aracılığıyla kurtulacağına inanıyorsa, ona şirin görünmeye çalışır. Türkiye'nin NATO Zirvesi'ndeki rolünü bu açıdan okuyabilirsiniz!