Ayrışma yok; kaynaşma var!

Bismillâhirrahmanirrahîm!

HIRS ve çıkarları uğruna yapmayacakları mel'anet olmayan emperyalist Batı zihniyetinin etkili olduğu bir dünyada, her türlü tehlikeye açık bir gidişat var. O kadar çok "ayrıştırma unsurları" oluşturdular ki! Türkiye ve İslâm dünyasını, ahlâk tahribatıyla yutulmaya hazır bir lokma haline getirmeye çalışıyorlar. Ilımlı İslâm, dinler arası diyalog gibi yöntemler de bu amaca hizmet etmek için kullanılıyor.

Küresel emperyalizm iyice azgınlaştı. İslâm dünyasına olan öfkesinden aklını kullanmaya fırsat bulamıyor. Müslümanları ayrıştırmak için çeşit çeşit yöntemler uyguluyor. Gelişen teknoloji, dijital dünya, yapay zekâ, robotik kodlama gibi araçlar emperyalist zihniyetin işini kolaylaştırıyor. İslâm dünyası kendi dinamikleri içinde karşı tedbirler oluşturmak zorunda!

1789'daki Fransız İhtilâli "sağ-sol" ayrışmasını getirdi. Bu yöntem dünyada hâlâ kullanışlı bir aparat durumunda! Orta Doğu'da din, ırk, mezhep, bölgesel farklılıklar emperyalist odaklar tarafından "ayrıştırma unsuru" olarak kullanılıyor. İslâm dünyası bu oyunları bozmalıdır. En etkili dinamik yönümüz "ümmet" ve "kardeşler topluluğu" olmamızdır. Kardeşliğimizi "îsar" (Müslüman kardeşini kendisinden öne geçirme) noktasına getirmeliyiz. Nefsi ve bencilliği yenmenin yolu budur.

Şer odakların, düşmanlarının gücünü kırma mücadelesi var olagelmiştir. Bu, her dönemde kullanışlı bir "yöntem"dir. Bugünkü hız ve haz asrında da yeni yöntemler kullanılıyor. Allah insana "akıl" gibi bir nimet verdi. Kullansınlar ve sorunu çözsünler, diye! Şimdi mazlumların aklını kullanarak zalimlerin oluşturduğu tehlikeyi geri püskürtme zamanı!

ÇÖZÜM ÖNERİLERİ

İSLÂM dünyasının sorunları hiçbir dönemde bitmedi. Osmanlı'nın yıkılma öncesinde Mehmet Akif'in tanıklık ettiği, 1913'te yazılan Safahat'ının Hakk'ın Sesleri bölümünde, ayrılık unsurlarının ülkeyi kasıp kavurduğu atmosferdeki milletimize uyarıları, çözüm önerileri şöyledir:

"Artık ey millet-i merhume sabâh oldu uyan!

Sana az geldi ezanlar, diye ötsün mü çan

Ne Araplık, ne Türklük kalacak aç gözünü!

Dinle Peygamber-i Zîşan'ın ilâhi sözünü.

Türk Arapsız yaşamaz, kim ki 'yaşar" der, delidir.

Arab'ın Türk ise hem sağ gözü, hem sağ elidir.

Ne hilâfet kalıyor ortada billâhi, ne din!

Medeniyyet! Size çoktan beridir diş biliyor,

Evvelâ parçalamak, sonra da yutmak diliyor."

"Terörsüz Türkiye" ismiyle bir süreçten geçiyoruz. Küresel emperyalizm, "Türk"-"Kürt" kavim farklılığını tahrik ediyor; Türkiye'nin gerçeği olan bu iki kavmi birbiriyle karşı karşıya getirmek istiyor. Çok dikkatli olunması gereken hassas bir süreçteyiz. Ortak payda ve üst kimliğimiz olan İslâm'a sımsıkı sarılmak, millî bütünlüğümüzü korumak zamanıdır.

Eski Tümgeneral, Topkapı Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Cihat Yaycı, askerî-akademik tecrübelerinden hareketle, Türkiye'deki sorunun Kürt sorunu değil; PKK sorunu olduğunu söyleyerek şöyle uyarıyor: "Türkiye'nin yaşadığı mesele PKK terörüdür. Önce meseleyi etnik bir mesele haline getirirseniz... Sonra etnik meseleyi siyasi bir mesele haline getirirsiniz! Sonunda tartışılan PKK