Ortadoğu'da fırtına birikiyor

Ortadoğu, şu saatlerde belki de son 30 yılın en kritik eşiğinde duruyor. ABD'nin İran'a yönelik olası doğrudan askeri harekâtının "çok yakın" olduğu yönündeki haberler, İsrailli yayın organlarından başlayarak hızla yayılıyor. Havacılık şirketlerinin Tel Aviv, Dubai ve Riyad seferlerini toplu şekilde iptal etmesi, İran'ın nükleer tesislerini ve balistik füze altyapısını acil savunma moduna geçirmesi, Suriye'de YPG'nin çöküşü ve Kuzey Irak'ta yeni bir cephe açılma ihtimali… Tüm bu parçalar bir araya geldiğinde, bölge "kontrollü gerilim" dönemini çoktan geride bırakmış görünüyor.

DUBAİ ARTIK GÜVENLİ DEĞİL Mİ

Son 48 saatte Avrupa'nın önde gelen havayolu şirketleri (KLM, Air France, British Airways gibi) İsrail, BAE (Dubai dahil) ve Suudi Arabistan'a yönelik uçuşları askıya aldı veya büyük ölçüde azalttı. Resmî açıklamalar genellikle "bölgesel gerilimler" ve "hava sahası riskleri" gerekçesine dayansa da, perde arkasındaki asıl sebep çok daha net: ABD-İsrail-İran hattında sıcak çatışma riskinin zirve yapması.

Uzmanlar, özellikle Birleşik Arap Emirlikleri'nin (özellikle Dubai'nin) İran'ın "asimetrik misilleme" listesinde üst sıralarda yer alabileceğini vurguluyor. İran'ın elindeki hipersonik balistik füzeler ve seyir füzeleri, Körfez'deki kritik altyapıları vurabilecek menzile sahip. Daha da çarpıcı olan senaryo ise şu: Bazı Körfez kaynakları, Suudi Arabistan ile BAE arasındaki mevcut gerginliğin, İran'a karşı olası bir savaşta bile iki ülke arasında dolaylı çatışma riskini artırabileceğini dile getiriyor. "Kim vurduya gitme" ihtimali, bugünlerde hiç olmadığı kadar gerçekçi görünüyor.

NÜKLEER TESİSLER KITALARARASI FÜZELER

İran tarafında ise alarm zilleri çoktan çalmaya başladı. İsfahan'daki nükleer tesis kompleksi ve balistik füze üretim üniteleri özel hava savunma sistemleriyle korunmaya alındı. Son uydu görüntüleri ve istihbarat raporları, Tahran'ın hem nükleer altyapıyı yeniden güçlendirme hem de olası bir saldırıya karşı savunma hatlarını kalınlaştırma çabası içinde olduğunu gösteriyor.

İran'ın son dönemde gerçekleştirdiği kıtalararası menzilli balistik füze denemeleri, sadece caydırıcılık mesajı değil, aynı zamanda "karşılık verme kapasitemiz hâlâ çok güçlü" sinyali olarak okunuyor. Üst düzey İranlı yetkililer, herhangi bir saldırının "bize karşı topyekûn savaş" olarak değerlendirileceğini ve aynı sertlikte karşılık verileceğini defalarca dile getirdi.

En büyük endişe şu: Eğer ABD/İsrail saldırısı "geleneksel" hava bombardımanının ötesine geçerse (siber harp + hassas özel kuvvet operasyonları + elektronik harp kombinasyonu), İran'ın da konvansiyonel sınırları aşan, yeni nesil silahlar ve yöntemlerle (drone sürüleri, hipersonik füzeler, belki de beklenmedik vekil güç kombinasyonları) cevap vereceği yönünde güçlü bir beklenti var.

SURİYE'DE YPG'NİN ÇÖKÜŞÜ VE KUZEY IRAK'A SIÇRAMA TEHLİKESİ

Suriye'nin kuzeydoğusunda YPG/SDF kontrolündeki alanlar, son haftalarda Suriye ordusunun yıldırım harekâtıyla hızla eriyor. ABD'nin desteğini büyük ölçüde çektiği, İsrail'in de Kürt güçlerine yönelik desteğini görünür şekilde azalttığı bir ortamda YPG, sahipsiz kalmış durumda.

Bu gelişme, doğrudan Kuzey Irak'taki Kürdistan Bölgesel Yönetimi'ni (KRG) etkiliyor. Mesud Barzani liderliğindeki yönetim, Suriye'den Kürt bölgelerine olası militan geçişlerini engelleyemezse, çok yönlü bir baskıyla karşı karşıya kalabilir: