Viyana, Avrupa'nın en düzenli, rafine ve kompakt şehirlerinden biri. Yalnızca bir başkent değil; tarih, müzik ve sanatla insanı içine çeken bir dünya. Osmanlıların bu şehri 'Altın Elma' olarak adlandırması boşuna değil. Avusturya'nın gözbebeği; Mozart, Schubert ve Klimt gibi sanatçıları yetiştiren bir kültür zenginliğine sahip. Hayatın tüm renklerine şahitlik edebileceğiniz yerleri keşfetmeye meraklıysanız takılın peşimize. Bu büyülü başkentin sırlarını paylaşalım...
Avrupa'nın ortasında sıkışıp kalmış gibi duruyor ama kültürüyle, doğasıyla ve tarihiyle büyük vaatler sunuyor Avusturya. Yüzölçümü ve nüfus olarak Türkiye'nin yaklaşık onda biri büyüklüğünde olan ülkenin topraklarının yüzde 64'ü görkemli Alpler'in tekelinde. Bu da demek oluyor ki nefes kesici manzaralar burada sıradan. En yüksek noktası Alpler'deki Grossglockner (3 bin 797 metre) olan Avusturya 9 eyaletten oluşuyor. Aynı zamanda valsin doğduğu ülke.
Viyana'ysa yalnızca bir başkent değil; tarih, müzik, kahve kültürüyle insanı içine çeken bir dünya. Osmanlılar Viyana'yı 'Altın Elma' olarak adlandırmışlar ve onların Viyana'yı kuşatmaları Avusturyalıları derinden etkilemiş. Viyana'da Türkengasse (Türk Sokağı), Türkenschanzpark (Türk Tabyası Parkı), Türkenhof (Türk Avlusu) gibi isimlerde
o zamanların izlerini hissediyorsunuz.
Ülke haritada küçük görünebilir ama etkisi geniş. 1914'te Avusturya Arşidükü Franz Ferdinand'ın Saraybosna'da öldürülmesi 1. Dünya Savaşı'na giden süreci başlattı. 1. Dünya Savaşı'nda bizim gibi onlar da imparatorluklarından oldular ve Habsburg hanedanı tarihin sayfalarına karıştı.
Klasik müziğin beşiği
Avusturyalılar da imparatorluktan cumhuriyete geçiş sonunda yeni bir kimlik arayışına girdiler. Aynı topraklarda doğan Adolf Hitler 2. Dünya Savaşı'nın seyrinde önemli bir aktör oldu. Avusturyalıların yüzde 98'inin oybirliğiyle 1938'de, Almanya ve Avusturya birleşti (Buna 'anschluss' deniyor). Avusturya 2. Dünya Savaşı'nda ağır bedeller ödedi. Yıllar sonra 1995'te de Avrupa Birliği'ne (AB) katıldı.
Ülkenin kültür sahnesi oldukça zengin. Avusturya, baba-oğul Johann Strauss'lar başta olmak üzere, Wolfgang Amadeus Mozart, Joseph Haydn, Franz Schubert ve Gustav Mahler gibi klasik müzik devlerini çıkaran ülke. Salzburg'sa insanın aklına Julie Andrews'un oynadığı ve bu şehirde çekilen ünlü 'Neşeli Günler' (The Sound of Music, 1965) filmini getiriyor. Psikanalizin kurucusu Sigmund Freud ve Hollywood yıldızı Arnold Schwarzenegger da Avusturya kökenli.
Viyana, 20'nci yüzyılın başında tasarım ve mimarinin de merkezi oldu. Art nouveau akımının Avusturya versiyonu jugendstil tarzı mimar Otto Wagner ve ressam Gustav Klimt gibi isimleri ön plana çıkardı. Gezi rotanız Graz'a düşerse ve mimariye ilginiz varsa Graz'daki uzay gemisini andıran Kunsthaus binasını görmenizi öneririm.
Haberin DevamıKarntner: Şehrin vitrini
Viyana, Avrupa'nın en düzenli, rafine ve kompakt şehirlerinden biri. Şehrin en önemli yapılarını görmek için Viyana Devlet Opera Binası'nın önünden başlayan, eski şehri halka gibi saran 1 numaralı tramvay hattına binin. Yaklaşık 20 dakika içinde siz koltuğunuzda otururken, sağınızda Mozart heykelinin olduğu Burg Parkı ve Hofburg Sarayı; solunuzdaysa Sanat ve Doğa Tarihi müzeleri, Müzeler Bölgesi, Parlamento, Belediye Sarayı (Rathaus), Viyana Üniversitesi ve Votiv Kilisesi akıp gidecek. Schwedenplatz'a geldiğinizde solunuzda Tuna'ya inşa edilmiş yapay kanallardan birini göreceksiniz. Burada inip yukarıya, Aziz Stephan Katedrali'ne (Stephansdom) yürüyebilirsiniz.
Haberin DevamıGörkemli gotik yapısıyla Stephansdom'a vardığınızda artık şehrin tam merkezindesiniz. Önünüzde uzanan Viyana'nın en hareketli noktası Karntner Caddesi. Hemen devamındaki Graben ve Kohlmarkt caddeleriyle beraber Karntner adeta şehrin vitrini. Sadece yaya trafiğine açık olan bu bölgede hayatın tüm renklerine şahitlik edin. Sonra Mozartkugeln çikolatalarını mideye indirip şık market Julius Meinl'ı ziyaret edin.
Karntner'in devamında Viyana Devlet Opera Binası (Wiener Staatsoper) var. Opera'nın paralelindeki Karlskirche şehrin en güzel kiliselerinden biri. 1713'te veba salgınından sonra İmparator 6. Karl tarafından veba azizi sayılan Charles Borromeo anısına yaptırılmış.
Haberin DevamıGününüzü bir fiaker (fayton) turuyla da renklendirebilirsiniz. Stephansdom'un yanında bekleyen faytona binip 35 dakikada şehrin önemli yerlerini görebilirsiniz.
Rathaus, yani Belediye Sarayı mutlaka gezi listenizde olsun. Yaz akşamları bu görkemli binanın ön cephesinde, kocaman bir alanda kurulan sahne ve perdeyle muhteşem gösteriler ve açık hava konserleri düzenleniyor. Banklar yetmediğinde ağaç dipleri ve çimenler en güzel localar olabiliyor. Noel zamanındaysa burası, şehrin en hareketli yeri haline geliyor. Christkindlmarkt dedikleri Noel pazarının renkleri meydanı süslüyor.
Ünlü dönmedolabıyla tanınan Prater Parkı, Viyana'nın simgelerinden. Yukarıdan manzaraya bakabilir, lunaparkında eğlenceli vakit geçirebilirsiniz. Bu bölge eskiden imparatorların avlanma alanıymış.
Haberin DevamıViyana bölgelere ayrılmış bir şehir. Merkez 1'inci bölge kabul ediliyor ve şehir toplam 23 bölgeden oluşuyor. 3'üncü bölgede mimariye meraklılar için bir sürpriz var: Ünlü mimar Friedensreich Hundertwasser'nın yaptığı, renkli seramik dış cephesiyle dikkat çeken 52 evlik bina. Kafesinde bir soluklanıp dükkânlarından hediyelik eşya alabilirsiniz.
Viyana'ya gidip konser dinlememek, Paris'te Eyfel Kulesi'ni görmeden dönmeye benzer. Şehrin ciğerleri gibi olan Stadtpark'ın hemen yanındaki Wiener Kursalon'da özellikle valsin babası sayılan Strauss'un ve Mozart'ın eserlerinden oluşan repertuvarla klasik müzik dinleyip kulaklarınızın pasını silebilirsiniz.
Ayakta durmayı göze alırsanız ve erkenden gidip kuyruğa girerseniz, Viyana Devlet Opera Binası'nda da uygun fiyata opera seyredebilirsiniz. Bu ucuz biletler 'stehplatz' diye isimlendiriliyor.
İhtişamlı saraylar
1275'le 1918 yılları arasında farklı imparatorların yaptırdıkları değişik mimari tarzlardaki yapılardan oluşan Hofburg Sarayı epeyce görkemli. Schatzkammer dedikleri Hazine Dairesi'ni sarayın Alte Burg isimli bölümünde görebilirsiniz. Kaiserappartements imparatorların ve imparatoriçelerin dairelerinden oluşuyor. Sisi diye tanınan, güzelliği dillere destan İmparatoriçe Elizabeth'in 1854'ten 1898'e kadar kullandığı bölüm gayet ilginç.
Sarayın Neue Burg bölümünde Ephesos Müzesi var. 1895'ten beri İzmir'deki Efes Antik Kenti'ni kazan Avusturyalıların ülkemizden götürdükleri eserler orada sergileniyor. Efes'teki Celsus Kütüphanesi'ni restore eden Avusturyalılar, kütüphanenin orijinal heykelleri Viyana'daki bu müzede olduğu için bize alçı kopyalarını hediye ettiler!
1572'de kurulan İspanyol At Okulu (Spanische Hofreitschule) diğer saray binalarının birinde ve oradaki atlarla 80 dakikalık gösteriler yapılıyor. Sarayın etrafındaki parklar da Burggarten ve Volksgarten olarak biliniyor.
Schönbrunn (Güzel Çeşme) Sarayı adını oradaki bir su kaynağından alıyor. Türkler buradaki av köşkünü yıkınca, kraliyet ailesi için bir yazlık saray olarak planlanmış. Odaların bir kısmı çok görkemli. Büyük Galeri'de meşhur Viyana Kongresi toplanmış. Aynalı Salon'da 6 yaşındaki Mozart konser vermiş. Napolyon'un oğlu, İmparator 1. Franz'ın torunu Reichstadt Dükü bu sarayda 21 yaşında ölmüş. Bahçeleri muhteşem, içinde palmiyelerle dolu Palmiye Evi de var. Arka bahçesinde yürüyüp tepedeki Gloriette'ye çıkın, manzara harika. Avrupa'nın en eski hayvanat bahçesi de Schönbrunn Sarayı'nda.
Belvedere Sarayı'ysa, 1683'te Türklerin geri çekilmesine neden olan Savoylu Prens Eugene'e bir teşekkür olarak yaptırılmış. İçindeki köşkler Osmanlı çadırları şeklinde planlanmış. İki binadan ve bahçelerden oluşan bu yazlık sarayda üç müze var. Üst binadaki müzede Gustav Klimt'in jugendstil tarzında yaptığı eserlerin olduğu bölümü görebilirsiniz. Klimt'in meşhur 'Öpücük' isimli çalışması da orada sergileniyor. Sarayın içindeki Barok Sanatı Müzesi'ni de listenize ekleyin.
Kahve çekirdeklerini çuvallarıyla bırakmışlar
Yemen Valisi Özdemir Paşa 450 yıl önce imparatorluğun başkenti İstanbul'a kahverengi çekirdekler yollamış. 'Kahve Yemen'den gelir' atasözü bu vesileyle Türkçedeki yerini almış. Başarısızlıkla sonuçlanan ikinci kuşatmadan sonra Viyana kapılarından dönmek zorunda kalan Türkler yanlarında götürdükleri bu çekirdekleri çuvallarıyla beraber bırakmışlar. Esir düşen Osmanlı askerleri Avusturyalılara yepyeni bir lezzetin kapılarını aralamış.

4