Bugün 30 Ramazan 1447, Ramazan bayramı arifesindeyiz, yarın Ramazan bayramını kutlayacağız. Ramazanın 10. günü yani 28 Şubat'ta başlayan İran saldırıları Ramazanımızın tadını kaçırdı, yaklaşık 20 gündür de sürüyor. Gündem bu haldeyken eski güzel günler nostaljisi yapmak olur mu bilmiyorum ama sonuçta hayat devam ediyor ve ne kadar üzgün olsak da bayram geliyor. Elbette bu bayramı içimiz buruk geçireceğiz, Müslümanların içinde olduğu durum hepimizi düşündürüyor ve üzüyor ama bir yandan da bayram sofraları kuracağız, ailelerimizi, eşimizi, dostumuzu bu sofralarda ağırlayacak, sohbetler edeceğiz, uzun süredir görmediğimiz ya da konuşma imkânı bulamadığımız yakınlarımızı görme konuşma imkânlarımız olacak.
Modern hayat, klasik akrabalık ilişkilerini yeniden biçimlendirdi. Bugün, kan bağımız olanlarla yakınlıklarımız eskisi gibi değil. Bundan 30-40 yıl önceki gibi kuzenler amcalar, teyzeler, halalar, dayılar bir arada, yakın çevrelerde yaşanmıyor çoğu zaman. Yeğenler, eskisi kadar bilinmiyor, kuzenler kardeş gibi tutulmuyor hatta kardeşler bile birbirinden uzakta yaşıyor. Modern şehir hayatı bir yalnızlaşma hikayesi, herkesin çekirdek ailesiyle veya kendisiyle bir hayat macerası var. Bu macera iş güçle, hayat mücadelesi ile yoğrulu bir macera ve maalesef yalnızlığa giderek daha çok alışıyor modern şehirlerde yaşayan insanlar. Yalnızlıklarını, ellerindeki telefonların ekranlarındaki hikayeleri reelsleri kaydırarak giderme yolunu tercih ediyorlar ya da buna mecbur bırakıyorlar bir anlamda. Kadir gecesinde yanına uğradığım yaşlı bir komşum şikayet ediyordu elindeki telefona bakarak, "Bugün Kadir gecesi" diyordu " Bir tanesi de aramaz mı, hepsi mesaj çekiyor." Evet, maalesef çoğumuz aynısını yapıyoruz, eve geliyor, bir şeyler yedikten sonra dinlenmek için koltuğumuza oturuyor ve en kolay yoldan tüm eş dosta, akrabalara hitap edecek şekilde cümleler kurarak bir kutlama mesajı yazıp gönder tuşuna basıyoruz, bazıları yazmaya bile üşeniyor, hazır bir mesajı yönlendiriyor, maalesef durum bu. Bayramlarda da aynı halin tekrarlanmasına çeyrek var sanki çünkü bayram günlerini tatil günleri olarak değerlendirme algısı iyice yerleşmeye başladı oysa bayram günleri sadece tatil için değildir.
Bayramlar; eski çağlardan beri bir araya gelerek, birlikte yiyip içip birlikte eğlenerek kutlanan günlerdir. Bayram kelimesinin kökenleri bile bunu anlatır. Farsça bezrâm sözcüğünden gelen kelime "sevinç ve eğlence günü" anlamını taşır. Bir rivayete göre bezmi râm (neşeyle konuşup eğlenme, yiyip içme meclisi) tamlamasının söylenişidir bayram kelimesi yani kelimenin kökeninde bile tatil anlamı yok. Hoş, biliyorum bu Ramazan bayramında nasıl olacak da neşeyle konuşup eğleneceğiz, dünyanın haline bakınca mümkün değil ama yine de yeni nesillere yani çoluk çocuğumuza bayram sevincini yaşatmak için bayram sofraları kurmalı, yakınlarımızı ağırlamalı, büyüklerimizi evlerinde ziyaret etmeli ve bu kültürü yeni nesillerin de edinmesini sağlamalıyız çünkü bayramlar bir ihtiyaç. Bu sene sofralarda belki sevinçli, neşeli şeylerden pek söz edemeyeceğiz ama geleceğe dair umutlarımızın olduğunu her daim hem kendimize hem çoluk çocuğumuza hatırlatmış oluruz. Üstelik bu sene Ramazan bayramının ikinci günü tüm dünyada bilinen ve Türk dünyasında da kutlanan Nevruz yani bahar bayramıyla da çakışıyor. Ne tuhaf, İran saldırıları ve ekonomik belirsizlikler gölgesindeki bu günler çifte bayrama denk geldi. Bu güzel günleri kana bulayarak tüm insanlığın neşesini, sevincini yasa ve umutsuzluğa çeviren İsrailli ve Amerikalı yöneticiler acaba kendilerini mutlu hissediyorlar mı, hiç sanmıyorum.
Nevruz, dünya çapında olduğu gibi Türk dünyasında da halklar tarafından coşkuyla kutlanan bir bayram. 21 Mart'ta kuzey yarım kürede ilkbaharın başlamasını temsilen bazı takvimlerde yılın ilk gününe denk geliyor. Nevruz kelimesinin anlamı da yeni gün. 21 Mart'ta kuzey yarım kürede gün gece eşitliği yaşanıyor ve günler uzamaya başlıyor. Bu kutlamaların tarihinin buzul çağından öncesine gittiğini ileri sürenler var. Bizler, Ergenekon'da demirden dağı eritip çıktığımız gün olarak da Nevruz'u yani 21 Mart'ı benimsemişiz. Türk Dünyası ve Toplulukları Haftası da 21 Mart'ı içine alan haftada kutlanıyor. Selçuklu ve Osmanlı'da şiirlerle, şenliklerle, ziyafetlerle kutlanırmış. Nevruz bugün de halk tarafından kutlanmaya devam eden bir bayram.

4