İstanbul Havalimanı'ndan meslektaşlarımız Gaffar Yakınca, Murat Alan, Nagihan Alçı, Mehmet Sana Akkaya, Temel Emiroğlu ile birlikte havalanıp, peri bacaları, eşsiz vadiler ve manzaralar eşliğinde "Güzel Atlar Ülkesi" Nevşehir Kapadokya Havalimanı'na iniyoruz. Bizleri havalimanında karşılayan mihmandarımızın aracıyla uçsuz bucaksız "yeşil deniz"in içinden geçerek 80 kilometre uzaklıktaki menzile doğru ilerliyoruz.
Türkiye İnternet Gazeteciliği Derneği'yle (TİGAD), "Dijital Medya Çalıştayı ve Kültür Gezisi"programı kapsamında adım adım Anadolu seyahatimizin bu seferki durağı Kırşehir. Kırşehir denince akıllara hiç şüphesiz ilk olarak, ahiliğin pîri Ahî Ervân-ı Velî; erenlerin pîri Hacı Bektâş-ı Velî; gökbiliminin öncülerinden devlet adamı Cacabey; "Garibnâme" mesnevisi başta olmak üzere, eserlerini Türkçe yazan şâir ve mutasavvıf Âşık Paşa; Osmanlı Devleti'nin manevî mimarı, Osman Gâzî'nin kayınbabası, hocası İslâm bilgini Şeyh Edebâlî ve bozlaklarıyla abdalların feryadını, haykırışını yanık sesleriyle saza ve söze döken Âşık Said, Muharrem Ertaş, Hacı Taşan, Çekiç Ali, Şemsi Yastıman ve "Bozkırın Tezenesi" Neşet Ertaş gelir. Hani şu "Dertli Bir Yoldaş" türküsünde, "Ey garip gönüllüm dertli yoldaşım, Niye belli değil baharın kışın, Var mıdır sormazlar ekmeğin aşın, Zengin isen ya bey derler ya paşa, Fukaraysan ya aptal derler ya cingan haşa..." dizelerine can veren yüce gönüllü insan.
Pîrlerin gönüllere girdiği, erenlerin harman olduğu, abdalların aşka geldiği Kırşehir; bozkırın ortasında, çorak topraklarda bir vaha gibi insanlığı beslemeye devam ediyor.
*
TİGAD 12. ÇALIŞTAYINI GERÇEKLEŞTİRDİ...
130 gazeteci ile Kırşehir'e çıkarma yapan ve 15. Büyük Buluşma'sını organize eden Türkiye İnternet Gazeteciliği Derneği (TİGAD), 8 Haziran'da Kırşehir Ahi Evran Üniversitesi, 15 Temmuz Millî İrade Salonu'nda 12'nci çalıştayını gerçekleştirdi.
3 Oturum şeklinde düzenlenen çalıştayın ilk oturumu saat 09.30'da TİGAD Kırşehir Temsilcisi Fahrettin Toker, TİGAD İç Anadolu Bölge Sorumlusu Üstün Tuncer ve TİGAD Genel Başkanı Okan Geçgel'in yaptığı açılış konuşmalarıyla başladı.
Çalıştaya, ev sahibi Ahi Evran Üniversitesi Rektörü Prof. Mustafa Kasım Karahocagil, Basın İlan Kurumu Genel Müdürü Abdulkadir Çay, Kırşehir Belediye Başkanı Selahattin Ekicioğlu, CHP Kırşehir Milletvekili Metin İlhan, AK Parti Kırşehir Milletvekili Necmettin Erkan, Kırşehir Valisi Murat Sefa Demiryürek ve Yardımcısı İsmail Çetinkaya'nın yanında birçok bürokrat, eğitimci, iş insanı, öğrenci ve gazeteci katılım sağladı.
"Dijital Medyanın Geleceği" konulu çalıştaya katılım sağlayan ulusal ve yerel medyada faaliyet gösteren yazılı ve dijital medya mensupları gelenekten geleceğe, ana akım medyadan yerele ve "dijital çağ" akımının oluşturduğu global etkileşime dair çok özel bilgileri aktararak, medyanın dünü, bugünü ve yarını üzerine âdeta beyin fırtınası gerçekleştirildi.
*
VAKİT, KIRŞEHİR'İN KALBİNE SEYAHAT VAKTİ...
Mitili attığımız Big Termal Spa Resort Otel'in yanındaki Neşet Ertaş Türkü Bahcası'nı gezip de, kabrini ziyaret etmemek, ruhuna bir Fatiha göndermemek olur mu.. Olmaz. İki otobüse doluşup bozlaklarıyla ruhlara nefes, berzahta babası Muharrem Ertaş'a arkadaş olan "Bozkırın Tezenesi"ne Bağbaşı Mezarlığı'nda duaya duruyoruz, hem de biraz aşağıdaki Çekiç Ali'yi unutmadan...
Sonra Osmanlı Devleti döneminde Kapıcı Mehmed Paşa tarafından yapılan Kapıcı Camii'nin yanından geçerek; Kırşehir'e hayat veren Kırşehir Kalesi'nin yanıbaşından nazlı nazlı akan Kılıçözü Çayı'nın yanındaki Çekiç Ali UNESCO Müzik Durağı'nın saz evinde türkü çığıran abdalların yürek yakan bozlaklarına kulak kesilerek; Millî Mücadele'de erkekler kadar önemli rol oynayan Nazife Kadın, Çete Emir Ayşe, Yörük Emine Kızı, Binbaşı Ayşe, Kamacı Ayşe, Nezahat Onbaşı gibi daha birçok kahramanın fotoğraflarıyla yâd edildiği parkta nefeslenerek; TİGAD Genel Başkanı Okan Geçgel ve Yönetim Kurulu Üyeleri ile birlikte bu kadîm şehrin değerlerine değer katan Kırşehir Valisi Murat Sefa Demiryürek'i makamında ziyaret ediyoruz. Demiryürek, pîrlerin, erenlerin, abdalların harman olduğu bu "Gülşehir"i yönetmenin, dahası hizmetkârı olmanın ne mânâya geldiğini misafirperverliğiyle, yüce gönüllüğüyle öyle derinden hissettiriyor ki, kelimelerin kifayet etmesi mümkün değil. Gönülleri mesrur eden sohbetlerin ardından "Bâkî kalan kubbede hoş bir seda" bırakarak, yeniden buluşmak üzere ayrılıyoruz.
Ankara Caddesi'ndeki Birol Ertaş UNESCO Müzik Durağı'nın yanından geçerek şehrin kalbi mesabesindeki Ahi Evran Mahallesi'ndeki Ahî Ervân-ı Velî Camii ve Türbesi'nde kendimizi bulmaya; külliyenin etrafını çevreleyen kompleksteki Akustikhane'de tınılara eşlik etmeye; Basın Müzesi'nde geçmişin izini sürmeye; Ahi Evran Külliyesi Zanaatkarlar Çarşısı'nda zanaatını icra edenleri selâmlamaya; Sanat Galerisi'nde hayal dünyalarını resimlere yansıtanların eserlerine göz atmaya ve Ahî Ervân-ı Velî'nin heykelinin önünden geçerek Ahilik Müzesi'nde bir geleneğin doğuşuna şahitlik etmeye çalışıyoruz. (Bu müze mutlaka, fakat mutlaka ziyaret edilmesi yerlerin başında geliyor.)
Seyahatimizin burasında biraz es verip, gönülleri inşa ve ihya eden bu kadîm şehrin ulularından bahsedeceğiz...
*
AHÎ ERVÂN-I VELÎ YENİ BİR ÇIĞIR AÇMIŞ...
Seyahatimizin burasında biraz es verip, gönülleri inşa ve ihya eden bu kadîm şehin ulularından bahsedeceğiz...
Bu toprakların kadîm hikâyesi insanlık tarihi kadar eski, fakat biz öncelikle "Ölülerine kıymet vermeyenler, dirilerine sahip çıkamazlar" düsturu gereği Gülşehir-Kırşehir'i anlatmaya Ahî Ervân-ı Velî'yi anarak başlayalım...
Asıl adı Pîr Mahmud bin Ahmed Nasirûddin olan ve Büyük Selçuklu Hükümdarı Tuğrul Bey'den beri Türkmen yerleşim bölgesi olan Horasan'ın Hoy kasabasında 1171 yılında dünyaya gözlerini açan Ahî Evrân bin Abbas Velî, Türklüğün manevî pîri Ahmed-i Yesevî ve Fahreddin Râzî gibi büyük alimlerin dergâhında mânâ ve madde âleminin kadîm öğretilerini tedris edip zamanın sayılı bilginleri arasında yer alır.
Türk milletinin Anadolu'yu yurt edinme seferine alp erenler olarak Horasan'dan gönderilen Hacı Bektâş-ı Velî ve Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî gibi büyük önderlerden olan Ahî Evrân Velî, 1206 senesinde 35 yaşında iken Anadolu'ya gelir.
Kayseri'ye yerleşir ve Fütüvvet Teşkilâtı'ndan esinlenerek ilk Ahi Teşkilâtı'nı kurar. Anadolu Selçuklu Devleti'nin en kudretli hükümdarlarından 1. Gıyâseddin Keyhüsrev tarafından desteklenen Pîr Ahî Evrân Velî burada pek çok sanatın icra edilmesini sağlar. Moğol İstilası ile başlayan sıkıntılı olayların yaşandığı dönemler olan 1227 ile 1228 yılları arasında Konya'da, 1245 yılında Denizli'ye yaşar.
Daha sonra o zamanki adı Gülşehri olan Kırşehir'e yerleşir. Ahî Evrân-ı Velî, Kırşehir'de insanlığı erdeme ulaştıran büyük Âhi Teşkilatı'nın pîri olarak büyük hizmetler icra eder. İlk mesleği debbağlık (dericilik) olan Ahî Evrân, Bayraktarlar, Bağbanlar, Başmakçılar, Kılıççılar, Çanakçılar, Dokumacılar, Dülgerler, Neccarlar, Gemiciler, Hallaclar, İğneciler, Kuyumcular, Kürkçüler, Şairler, Tabibler, Tüfenkçiler gibi 32 mesleğin ustası ve pîri olur. Ahî Evrân-ı Velî kurduğu ahilik sistemi ile sadece kendi milletine değil, tüm insanlığa sosyal, iktisadî, siyasî bir yaşam felsefesi oluşturur.
Şeyhi Evhad'ud-din Kirmanî'nin kızı Fatma Bacı

36