Yurtdışı seçim bölgesi ve Yurtdışı Türkler Bakanlığı kurulmadan gurbetçilerin sorunları kalıcı olarak çözülemez

Yıllardır yurtdışında yaşayan vatandaşlarımızın sorunlarını yazıyorum.

Yıllardır aynı sorunları konuşuyor, aynı mağduriyetleri yaşıyoruz.

Yaz ayları geliyor, Sıla Yolu çilesi başlıyor.

Sınır kapılarında kilometrelerce araç kuyrukları oluşuyor.

Çocuklar, yaşlılar ve hastalar saatlerce, bazen bir günü aşan bekleyişlere mahkûm oluyor.

Hava yolu bilet fiyatları yükseliyor.

Dövizli askerlik tartışmaları yeniden gündeme geliyor.

Çalışarak emeklilik beklentisi yıllardır karşılık bulamıyor.

Konsolosluk hizmetleriyle ilgili talepler sürekli dile getiriliyor.

Her yıl aynı sorunlar...

Her yıl aynı mağduriyetler...

Bu tablo karşısında elbette sessiz kalanlar da yok.

Saadet Partisi, yurtdışında yaşayan vatandaşlarımızın sorunlarını Türkiye Büyük Millet Meclisi gündemine taşıma konusunda önemli bir gayret ortaya koymaktadır.

İstanbul Milletvekili Sayın Mustafa Kaya'nın TBMM Genel Kurulu'nda Sıla Yolu sorununu gündeme taşıması, verdiği soru önergeleri, sunduğu kanun teklifleri ve dövizli askerlik bedelinin 1.000 avroya indirilmesine yönelik kanun teklifi; yurtdışındaki vatandaşlarımızın sesi olma açısından önemli çalışmalardır.

Bu gayretler elbette kıymetlidir.

Ancak Saadet Partisi'nin ortaya koyduğu bu mücadele, aslında bize çok önemli bir gerçeği de göstermektedir.

YURTDIŞI SEÇİM BÖLGESİ kurulmadan ve YURTDIŞI TÜRKLER BAKANLIĞI hayata geçirilmeden; verilen soru önergeleri, kanun teklifleri ve Meclis konuşmaları ne kadar önemli olursa olsun, bu sorunların kalıcı olarak çözülmesi kolay olmayacaktır.

Çünkü ortada yapısal bir eksiklik vardır.

Bugün dünyanın dört bir yanında yaklaşık 10 milyon vatandaşımız yaşamaktadır.

Bu insanlar Türkiye'nin ekonomisine katkı sağlıyor.

Türkiye'nin ihracatına katkı sağlıyor.

Her yıl milyonlarca kişi Türkiye'ye gelerek turizme ve ticarete canlılık kazandırıyor.

Avrupa ile Türkiye arasındaki yaklaşık 230 milyar dolarlık ticaretin önemli bir bölümü de yine bu coğrafyada yaşayan insanlarımızın bulunduğu güzergâhlardan geçiyor.

En önemlisi de seçimlerde sandığa giderek Türkiye'nin geleceği için oy kullanıyorlar.

Yani yetki veriyorlar.

Ama kendi sorunlarının çözümüne gelince ne yazık ki aynı etkiye sahip olamıyorlar.

Çünkü doğrudan kendilerini temsil edecek bir seçim bölgesi yok.

Çünkü sadece yurtdışındaki vatandaşlarımızın sorunlarıyla ilgilenecek bir bakanlık yok.

Sorun tam da burada başlıyor.

Sıla Yolu meselesi de bunun sonucudur.

Dövizli askerlik de bunun sonucudur.

Çalışarak emeklilik de bunun sonucudur.

Konsolosluk hizmetlerinde yaşanan eksiklikler de bunun sonucudur.

Hava yolu ulaşımındaki sıkıntılar da bunun sonucudur.

Yani tek tek sorunları konuşuyoruz ama asıl sorunun kaynağını çoğu zaman gözden kaçırıyoruz.

Artık günü kurtaran çözümler değil, kalıcı devlet politikaları oluşturulmalıdır.