Yazar, iktidar yanlısı gazetelerin bile ekonomi programının başarısızlığını manşet yaptığını gözlemleyerek, yıllardır tekrarlanan başarı söyleminin vatandaşın ağırlaşan hayat şartlarıyla çeliştiğini iddia ediyor. Temel argümanı, gerçek gücün manşet değil, refahta ölçüldüğünü vurgulamak; ancak bu tek bir editörün perspektifiyse, ekonomik göstergelerin objektif ölçümü farklı sonuçlar sunabilir mi?
Sabah gazeteleri karıştırırken bir manşet gözümün önünde durdu; uzun süre baktım. Çünkü o manşet sadece bir haber değildi, yıllardır söylenenlerle bugün yaşananlar arasındaki farkı anlatan bir itiraftı. Üstelik bu itiraf muhalefetten değil, iktidara en yakın gazetelerden birinin manşetinden geliyordu:
"ŞİMŞEK'İN ENFLASYONLA MÜCADELE PROGRAMI ÇÖKTÜ."
Bir an durup düşündüm...
Eğer bugün iktidara en yakın gazeteler bile ekonomi programı için "çöktü" başlığını atıyorsa, ortada artık tartışılacak bir algı değil, konuşulacak bir gerçek var demektir.
Çünkü ekonomi manşet kaldırmaz.
Ekonomi slogan kaldırmaz.
Ekonomi tekrar edilen vaatlerle ayakta durmaz.
Tam da bu manşeti okuduğum gün aklıma Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın 2019 yılında yaptığı şu açıklama geldi:
"Bunlara göre dolar 10 lira olacak, enflasyon yüzde 30'u aşacak, bankalarımız tökezleyecek, hazinemiz iflas edecekti. Ne oldu Bunların hiçbiri oldu mu"
Bugün aynı soruyu yeniden sormak gerekiyor:
Dolar 10 lirada mı kaldı
Enflasyon yüzde 10'un altında mı kaldı
Vatandaşın alım gücü arttı mı
Gerçek şu: O gün "olmaz" denilenlerin büyük kısmı bugün vatandaşın günlük hayatının gerçeği hâline geldi. Ama buna rağmen aynı hedefler hâlâ tekrar edilmeye devam ediyor.
Çünkü Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın aynı dönemde her yıl tekrar edilen bir başka cümlesi daha vardı:
2019: Enflasyon tek haneye inecek
2020: Tek haneye inecek
2021: Tek haneye inecek
2022: Tek haneye inecek
2023: Tek haneye inecek
2024: Tek haneye inecek
2025: Tek haneye inecek
2026: Tek haneye indirecek adımları atıyoruz
Bugün tekrar soruyoruz:
TEK HANELİ ENFLASYON NEREDE
Bir hedef her yıl yeniden açıklanıyorsa ortada hedef değil, ertelenmiş bir gerçek vardır.
Bir ekonomi her yıl aynı vaadi tekrar ediyorsa ortada başarı değil, yönetim problemi vardır.
Ama buna rağmen başka gazetelerde hâlâ şu manşetleri okumaya devam ediyoruz:
"Türkiye artık oyun kurucu."
Gazete arşivlerini karıştırın. Aynı cümleyi yıllardır farklı başlıklarla tekrar tekrar gördük:
küresel güç
bölgesel lider
oyun kurucu ülke
merkez ülke
Peki vatandaşın mutfağı hangi seviyeye yükseldi
Bir ülke gerçekten oyun kurucuysa, kendi parasının değeri sürekli düşmez.
Bir ülke gerçekten oyun kurucuysa, üretici faiz altında ezilmez.
Bir ülke gerçekten oyun kurucuysa, gençleri geleceklerini başka ülkelerde aramaz.
Bir ülke gerçekten oyun kurucuysa, emeklisi kira karşısında çaresiz kalmaz.
Gerçek güç manşet değildir.
Gerçek güç refahtır.
Bugün Türkiye'de yaşanan en büyük problem sadece ekonomik kriz değildir. Asıl kriz, tekrar edilen başarı söylemi ile ağırlaşan hayat şartları arasındaki uçurumdur.
Aslında mesele sadece bugünün tartışması da değildir. Gazete arşivlerini açtığınızda aynı algı cümlelerinin yıllardır tekrarlandığını açıkça görürsünüz.

4