Vance'ın sözleri Türkgün Gazetesi'nin "İsrail paniği" manşetini boşa mı çıkarıyor

ABD Başkan Yardımcısı JD Vance'ın son açıklamasını okuyunca, Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan arasında kurulan Mekke Savunma İttifakı hakkında daha önce kaleme aldığım yazılar ve dile getirdiğim şüpheler yeniden aklıma geldi.

Vance, ABD'nin İran'ı ekonomik olarak yalnızlaştırma politikasına bazı ülkelerin destek verdiğini ileri sürerken Türkiye, Azerbaycan, Birleşik Arap Emirlikleri, Suudi Arabistan ve Katar'ın adını açıkça zikrediyor.

Bu sıradan bir açıklama değildir.

Çünkü bunu söyleyen ABD Başkan Yardımcısıdır. Üstelik adını verdiği Türkiye ve Suudi Arabistan, Mekke İttifakı'nın iki önemli üyesidir.

O hâlde aylardır sorduğumuz soruyu bugün daha güçlü biçimde sormamız gerekiyor:

Mekke İttifakı gerçekten İsrail'in saldırganlığına karşı mı kuruldu, yoksa İran'ı kuşatacak daha geniş bir stratejinin parçası mı olacak

Elbette Vance'ın iddiasını Türkiye'nin kabul ettiği resmî bir politika gibi sunamayız. Ancak Washington'un ikinci ismi böyle bir iddiada bulunuyorsa Ankara açıklama yapmak zorundadır.

Türkiye, ABD'nin İran'ı ekonomik olarak yalnızlaştırma politikasına destek veriyor mu

Vermiyorsa Vance Türkiye'nin adını neden zikrediyor

Daha önce de sorduk: İran neden yok

Önemine binaen Mekke İttifakı konusunda daha önce birkaç yazı kaleme aldım ve aynı soruyu ısrarla sordum:

İran neden bu ittifakın dışında

Türkiye var.

Pakistan var.

Suudi Arabistan var.

Ama bölgenin en önemli ülkelerinden İran yok.

Şimdi ABD, İran üzerindeki baskısını artırırken Vance'ın Mekke İttifakı'nın iki üyesi Türkiye ve Suudi Arabistan'ın adını zikretmesi, şüphelerimizi azaltmak bir yana daha da güçlendiriyor.

Üstelik aynı ittifakın üçüncü üyesi Pakistan'ın İran konusunda Washington'dan farklı bir çizgide durması meseleyi daha da dikkat çekici hâle getiriyor.

"İsrail paniği" mi Yahu sahaya bakın!

Tam bu gelişmeler yaşanırken 5 Eylül tarihli Türkgün gazetesinin manşetini gördüm:

"İSRAİL'DE 'MEKKE İTTİFAKI' PANİĞİ"

Mısır ve Suriye'nin ittifaka katılma ihtimalinin İsrail'i endişelendirdiği anlatılıyor.

İyi de yahu, hangi İsrail paniğinden bahsediyoruz

İsrail Golan Tepeleri'ndeki işgalini sürdürüyor.

Suriye'de tampon bölgenin ötesine geçti.

Suriye topraklarında askerî varlık oluşturdu.

Şam çevresindeki hedeflere kadar saldırılar gerçekleştirdi.

Türkiye'nin Suriye'de askerî üs olarak değerlendirebileceği noktalar dahi İsrail saldırılarının hedefi oldu.

Sonra önümüze:

"İsrail panikledi!"

manşeti konuluyor.

Panikleyen İsrail buysa, paniklememiş hâli nasıl olacak

Gerçek caydırıcılık gazete manşetiyle değil, sahadaki sonuçla ölçülür.

İsrail gerçekten Mekke İttifakı'ndan bu kadar korkuyorsa Suriye'de neden bu kadar rahat hareket edebiliyor

Gerçekten İsrail'e karşıysa Suriye'yi ve İran'ı ittifaka alın!

İşte meselenin düğümlendiği yer burasıdır.

Mekke Savunma İttifakı gerçekten İsrail'in saldırganlığını caydırmak için kurulmuşsa yapılacak iş bellidir:

Suriye'yi Mekke İttifakı'na alın.

İran'ı da Mekke İttifakı'na alın.

Hem de vakit kaybetmeden.

İsrail'in saldırılarına doğrudan maruz kalan Suriye neden dışarıda

İsrail ile açık çatışma yaşayan ve ABD'nin bugün ekonomik olarak yalnızlaştırmaya çalıştığı İran neden dışarıda

Madem ittifak herhangi bir devlete karşı kurulmadı, İran'ın katılmasından neden çekinilsin

Suriye'yi alın.

İran'ı alın.

Mısır'ı da alın.

Türkiye, Pakistan, Suudi Arabistan, İran, Suriye ve Mısır aynı savunma çatısında buluşsun.

İşte o zaman İsrail'in gerçekten panikleyip paniklemediğini görelim!

İsrail Suriye'ye saldırmayı düşündüğünde karşısında yalnız Şam'ı değil, bütün bu ülkeleri bulacağını bilsin.

Gerçek caydırıcılık budur.

Bir tarafta İsrail paniği, diğer tarafta İran kuşatması

Şimdi tabloyu yan yana koyalım.

Bir tarafta:

"Mekke İttifakı İsrail'i panikletti."

deniliyor.

Diğer tarafta İsrail Suriye'de operasyonlarını sürdürüyor.

Bir tarafta ittifakın hiçbir ülkeye karşı olmadığı söyleniyor.

Diğer tarafta Washington İran'ı ekonomik ve siyasi olarak yalnızlaştırmaya çalışıyor.