Türk tipi başkanlık "felaketimiz oldu" deniliyorsa, artık sistemin konuşma zamanı gelmiştir

AK Parti kurucusu başkanlık sistemini 'felaket' ilan etti; peki güçlü liderlik ile güçlü devlet aynı şey midir?

Özet Bu özet koseyazarioku.com tarafından üretilmiştir

Yazı, Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sistemi'nin Türkiye'nin gerçek ihtiyaçlarından değil dış merkezli yönlendirmelerle uygulandığını savunmakta, AK Parti kurucusu Hüseyin Çelik'in sistem eleştirisiyle desteklemektedir. Kalbindeki argüman, güçlü devlet için güçlü kurumlar ve kuvvetler ayrılığının şart olduğudur. Peki hangi sistem değişikliği ekonomik kırılganlıkları ve kurumsal zayıflığı gerçekten giderebilir?

Türkiye'de bazı sözler vardır; söylendiği anda sadece bir siyasi görüş değil, aynı zamanda bir dönemin muhasebesi haline gelir. "Türk tipi başkanlık felaketimiz oldu" ifadesi de böyle bir sözdür. Çünkü bu söz sıradan bir muhalefet eleştirisi değildir. Bu söz, AK Parti kurucularından ve yıllarca devlet yönetiminin en kritik noktalarında görev yapmış bir isim olan Hüseyin Çelik tarafından dile getirilmektedir.

Bu nedenle mesele artık bir polemik değil, doğrudan doğruya bir sistem tartışmasıdır.

Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sistemi Türkiye'ye anlatılırken toplumdan güçlü destek istendi. "Koalisyonlar bitecek", "istikrar sağlanacak", "devlet hızlı karar alacak", "bürokrasi azalacak" denildi. Bu gerekçelerle milyonlarca insan bu modele destek verdi. Çünkü herkes güçlü bir Türkiye görmek istiyordu.

Ancak biz daha en başından itibaren bu sistemin Türkiye'ye ait bir ihtiyaçtan değil, karar süreçlerini tek elde toplama hedefi taşıyan dış merkezli yönlendirmelerle gündeme getirildiğini ifade ediyorduk. Bunun devlet geleneğimiz açısından ciddi riskler barındıracağını dile getiriyorduk. Fakat o dönemde iktidarın güçlü medya imkânlarıyla yürütülen yoğun söylem üstünlüğü sayesinde bu model toplumun geniş kesimlerine bir reform gibi anlatıldı ve milletimiz de bunun Türkiye'nin lehine bir adım olacağı düşüncesiyle destek verdi.

Fakat bugün gelinen noktada konuşulan başlıklar değişmiştir.

Ekonomide yaşanan kırılganlıklar, devlet kurumlarının işleyişi hakkındaki tartışmalar, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin etkisinin zayıfladığı yönündeki değerlendirmeler ve kamu yönetiminde liyakat yerine sadakatin öne çıktığı yönündeki eleştiriler artık sadece muhalefetin değil, toplumun geniş kesimlerinin gündemindedir.

Devlet yönetimi bir parti meselesi değildir.
Devlet yönetimi doğrudan doğruya bir millet meselesidir.

Türkiye gibi köklü bir devlet geleneğine sahip bir ülkede yönetim sistemi tartışmaları günlük siyasi polemiklerin konusu olmamalıdır. Yönetim sistemi bir seçim kazanma aracı değil, bir devlet inşa etme meselesidir.

Bugün bir AK Parti kurucusu çıkıp "Türk tipi başkanlık felaketimiz oldu" diyorsa, bu sözün arkasındaki uyarıyı doğru okumak gerekir. Bu söz, bir siyasi tartışma değil; sistemin uygulama sonuçlarına dair ciddi bir değerlendirmedir.

Burada dikkat edilmesi gereken önemli bir nokta daha vardır:

Türkiye'de yönetim sistemi tartışmaları çoğu zaman kişiler üzerinden yürütülmektedir. Oysa mesele kişiler değildir. Mesele sistemdir. Güçlü liderlik ile güçlü devlet aynı şey değildir. Güçlü devlet, güçlü kurumlarla ayakta kalır.