Gazze yanıyor.
Çocuklar ölüyor.
Hastaneler bombalanıyor.
İnsanlar açlıktan can veriyor.
Tam da böyle bir dönemde ABD Başkanı Donald Trump çıkıp Cumhurbaşkanı Erdoğan için şu sözleri söylüyor:
"Erdoğan dostumdur."
"Şimdiye kadar ne istediysem yaptı."
İşte tam burada durup düşünmek gerekiyor.
Çünkü bu sözleri söyleyen kişi sıradan biri değil.
Gazze'deki katliamların en büyük siyasi destekçilerinden biri...
İsrail'e silah, mühimmat ve savaş uçakları gönderen ülkenin başkanı...
Birleşmiş Milletler'de İsrail'i koruyan gücün lideri...
Yani Gazze'de akan kanda siyasi sorumluluğu bulunan Trump.
Peki böyle bir isim çıkıp "Erdoğan dostumdur, istediğim her şeyi yaptı" diyorsa, bu sözler alkışlanacak bir övgü müdür
Yoksa millet adına sorgulanması gereken bir itiraf mı
Aynı günlerde Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın şu sözleri manşetlere taşınıyor:
"Millete, ümmete karşı bir mesuliyetimiz var."
Doğrudur.
Hepimizin millete de ümmete de karşı mesuliyeti vardır.
Ancak ümmete karşı mesuliyet sadece kürsülerde konuşmakla yerine gelmez.
Ümmete karşı mesuliyet sadece slogan atmakla yerine gelmez.
Ümmete karşı mesuliyet, Gazze'deki mazlum için risk alabilmekle yerine gelir.
Ümmete karşı mesuliyet, zalimin övgüsünü değil mazlumun duasını tercih etmekle yerine gelir.
Tam da bu yüzden insan şu soruyu sormadan edemiyor:
Gazze'deki katliamların en büyük siyasi destekçilerinden biri olan, İsrail'i silah ve savaş uçaklarıyla destekleyen Trump çıkıp "Erdoğan dostumdur, şimdiye kadar ne istediysem yaptı" diyorsa, böyle bir övgü ümmet adına nasıl bir başarı olarak görülebilir
Çünkü ümmetin ölçüsü Trump'ın memnuniyeti değil, Gazze'deki mazlumların duasıdır.
Bir başka soru daha var.
Cumhurbaşkanı Erdoğan ve hükümet yetkilileri sık sık Türkiye'nin bölgesel güç olduğunu söylüyor.
Hatta son olarak İran krizi üzerinden Türkiye'nin gücünün ortaya çıktığı ifade edildi.
Peki madem Türkiye bu kadar güçlü...
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın kendi açıklamalarına göre Netanyahu izin vermediği için gerçekleştirilemeyen Gazze'deki konteyner kentler neden hâlâ kurulamıyor

14