Suudi Arabistan için asker göndermeyi düşünenler, Karadeniz'de vurulan gemilerimizi görmüyor mu

Karadeniz'de Türk sahipli ticaret gemilerine yönelik saldırılar devam ediyor. Gemiler vuruluyor, denizcilerin hayatı tehlikeye giriyor, deniz ticaretimizin güvenliği tartışılıyor. Peki, bütün bunlar yaşanırken Türkiye Cumhuriyeti hangi somut tedbirleri alıyor

Üç tarafı denizlerle çevrili bir ülkeyiz. Güçlü Türkiye'den, Mavi Vatan'dan, dünya liderliğinden söz ediyoruz. Ancak kendi deniz ticaretimizin güvenliği söz konusu olduğunda aynı güçlü söylemlerin karşılığını görmek istiyoruz.

Üstelik bu saldırılar ilk defa yaşanmıyor. Daha önce de Türk sahipli gemilere yönelik saldırıları köşe yazılarımda ele almış, hükümetin tutumunu sorgulamıştım. Bugün yine benzer haberlerle karşı karşıyayız.

İşin düşündürücü tarafı ise başka bir yerde.

Suudi Arabistan'ın savunması için askerî sorumluluk üstlenmeyi konuşanlar, Karadeniz'de saldırıya uğrayan gemilerimizin güvenliği konusunda ne yapıyor

Başkalarının güvenliği için gösterilen hassasiyetin kendi gemilerimiz için de gösterilmesini istemek fazla mı

İşte bugün üzerinde durmak istediğim asıl mesele budur.

Karadeniz'de saldırılar tekrarlanıyor, sorular cevapsız kalıyor!

9 Ekim 2026 tarihli bir gazetenin manşetinde, "Karadeniz'de Türk gemisi vuruldu... 10 mürettebat öldü, kimseden ses yok!" ifadeleri yer alıyor.

Habere göre Romanya'ya gitmekte olan Togo bayraklı, Türk sahipli bir yük gemisi Bulgaristan açıklarında insansız hava aracı saldırısına uğrayarak batırıldı. On mürettebatın hayatını kaybettiği ileri sürülüyor. Bu ağır iddianın resmî makamlarca doğrulanması gerekiyor.

Ancak böylesine ciddi bir haber karşısında milletimizin cevap beklediği sorular bulunmaktadır. Saldırıyı kim gerçekleştirdi, sorumlular tespit edildi mi, Türkiye hangi diplomatik girişimlerde bulundu ve gemilerimizin güvenliği için hangi tedbirler alındı

Daha önce de yazdım, bugün yine aynı soruları soruyorum.

Sayın Hakan Fidan, açıklamalar yeterli mi

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Karadeniz'de sivil gemilere yönelik saldırıların can, mal, seyir ve çevre güvenliğine ciddi tehdit oluşturduğunu ifade ediyor.

Sayın Bakan! Tehlikeyi tarif etmek başka, o tehlikeyi ortadan kaldırmak için sonuç alıcı girişimlerde bulunmak başkadır.

Rusya ve Ukrayna ile hangi görüşmeler yapıldı Saldırıların sorumlularının belirlenmesi için hangi uluslararası mekanizmalar harekete geçirildi Geçmiş saldırılardan sonra alınan tedbirler neden yeterli olmadı

Milletimiz bu soruların cevaplarını öğrenmek istiyor.

Dünya liderliği söylemleriyle gemiler korunmuyor!

Yıllardır güçlü Türkiye'den, savunma sanayisindeki gelişmelerden, savaş gemilerimizden, insansız hava araçlarımızdan ve dünya liderliğinden söz ediliyor.

Peki, bütün bunlar anlatılırken Türk sahipli ticaret gemilerine yönelik saldırıların önlenmesi için ne yapılıyor

Elbette hiçbir devlet bütün saldırıları önceden engelleyemez. Ancak güçlü devlet olmak, saldırıların sorumlularını araştırmak, vatandaşlarının ve ekonomik menfaatlerinin korunması için etkili girişimlerde bulunmaktır.

Dünya liderliği söylemleriyle değil, ortaya konulan somut icraatlarla güçlü devlet olunur.

Üç tarafımız denizlerle çevrili, neden müstakil bakanlığımız yok

Türkiye, üç tarafı denizlerle çevrili stratejik bir ülkedir. Karadeniz, Marmara, Ege ve Akdeniz; ticaretimizin, enerji güvenliğimizin, balıkçılığımızın ve millî savunmamızın vazgeçilmez unsurlarıdır.