Bugün bir gurbetçi olarak, Cumhurbaşkanımızın "Türkiye'ye gelin, yatırım yapın, büyüme hikâyemizin bir parçası olun" çağrısına henüz cevap vermeyen kur korumalı mevduat mücahitlerine birkaç söz söylemek istiyorum.
Hani seçim dönemlerinde cami önlerinden otobüs kaldıranlar...
Hani "Ehli sünnet vel cemaat için oy kullanmak gerekir" diyerek insanları sandığa çağıranlar...
Hani cami lokallerinde seçim vaatlerini broşür broşür dağıtanlar...
Hani kur korumalı mevduata para yatırmayı neredeyse milli bir görev olarak anlatanlar...
Kardeşlerim, Reisiniz şimdi sizleri çağırıyor.
Hem de öyle uzaktan alkışlamaya değil...
Bizzat gelmeye...
Yatırım yapmaya...
Birikimlerinizi Türkiye'ye taşımaya çağırıyor.
Peki neyi bekliyorsunuz
Yoksa fedakârlık sadece seçim zamanı mı gerekiyordu
Yoksa risk almak sadece gurbetçinin dövizini bozdurmasıyla mı sınırlıydı
İşin ironik tarafı şu ki, 2023 seçimlerinde gurbetçilere verilen vaatlerin hiçbirisi yerine getirilmedi.
Yurtdışı seçim bölgesi yok.
Çifte vatandaşlık konusunda beklenen adımlar yok.
Çalışarak emeklilik konusunda verilen sözler yok.
Gurbetçinin yıllardır beklediği birçok düzenleme hâlâ ortada yok.
Ama bugün yeni bir çağrı var:
"Gelin, yatırım yapın."
Ben bir gurbetçi olarak şunu açık yüreklilikle söylüyorum:
Bırakınız çeyrek asrı, Milli Görüş'ü temsil eden Saadet Partisi beş yıl iktidarda olmuş olsaydı ve bugün aynı çağrıyı yapmış olsaydı, bir gün bile tereddüt etmeden elimdeki imkânları Türkiye'ye taşımayı, yatırım yapmayı ve o çağrıya destek vermeyi bir görev, hatta bir vefa borcu olarak görürdüm.
Ama bugün insan ister istemez şu soruyu soruyor:
2023 seçimlerinde gurbetçilere verilen vaatlerin hiçbirini yerine getirmeyen, tek başına iktidar olduğu hâlde çeyrek asırdır ülkeyi yöneten bir anlayışın hangi sözüne güvenerek bütün birikimimizi getirip geleceğimizi Türkiye'ye bağlayacağız
Çünkü insanlar sadece sözlere değil, güvene yatırım yaparlar.
Güven ise yıllar boyunca verilen sözlerin tutulmasıyla, ilkelerden taviz verilmemesiyle ve samimiyetle inşa edilir.
Yıllardır aynı cümleleri duyuyoruz.
"Almanya Türkiye'yi kıskanıyor."
"Avrupa bizi çekemiyor."
"Türkiye uçuyor."
"Almanya bitmiş."
"Avrupa çökmüş."
Özellikle sosyal medyada bazı gurbetçi kardeşlerimiz vardı ki, Türkiye ekonomisini anlatırken sanki ekonomi profesörü gibi konuşur, Almanya'yı anlatırken de sanki ülke ertesi gün iflas edecekmiş gibi yorumlar yaparlardı.
Bir de bunların kur korumalı mevduat mücahitleri vardı.
Kur korumalı hesaba para yatırınca vatan kurtardıklarını zannedenler...
Döviz bozdurunca ekonomiyi tek başlarına ayağa kaldırdıklarını düşünenler...
Her eleştirene "vatan haini" etiketi yapıştıranlar...
Ve her seçim döneminde ortaya çıkıp:
"Reis ne diyorsa doğrudur."
diyenler...
Şimdi ise Reislerinden yeni bir çağrı geldi:
"Gelin Türkiye'ye yatırım yapın. Büyüme hikâyemizin bir parçası olun."
Eee...
Daha ne bekliyorsunuz
Madem Almanya bitmişti...
Madem Avrupa çöküyordu...
Madem Türkiye şahlanıyordu...
Madem dünyanın en büyük ekonomik mucizesi yaşanıyordu...
Buyurun.
Evleri satın.
Arabaları satın.
Birikimlerinizi getirin.
Emeklilik planlarınızı iptal edin.
Almanya'daki işleri bırakın.
Türkiye'ye yerleşin.
Fabrikalar kurun.
Şirketler açın.
Çünkü yıllardır anlattığınız hikâyenin gereği bunu yapmanızı gerektiriyor.
Yoksa sadece sosyal medya yorumlarında mı Türkiye dünyanın en güçlü ülkesiydi
İnsan ister istemez soruyor:
Kur korumalı mevduata para yatırırken hatırlanan milliyetçilik ve dava şuuru, Türkiye'ye dönüp yatırım yapma çağrısı gelince nereye kayboluyor
Hani Türkiye Avrupa'dan çok daha iyiydi
Hani Almanya yaşanmaz hale gelmişti
Hani burada çocuk yetişmezdi
Hani Türkiye fırsatlar ülkesiydi
O halde buyurun.
Kim tutuyor sizi
Bir de işin başka bir tarafı var.
Yıllardır sosyal medyada sabah akşam Almanya'yı kötüleyip Türkiye'yi göklere çıkaran bazı kur korumalı mevduat mücahitleri yüzünden, Türkiye'deki insanlarımızın bir kısmı da gurbetçilere karşı gereksiz bir öfke ve kırgınlık geliştirdi.

17