Muhalefetin çıkış yolu, Saadet Partisi'nin kadroları arasından çıkacak ortak bir adaydan geçmektedir

Gazetelerde bazen öyle haber olur ki, sadece bir haberi anlatmaz; geleceğe dair bir mesaj da verir.

2 Haziran 2026 tarihli Akit Gazetesi'nin yayımladığı bir haber bana bunları düşündürdü.

"Mansur'un da önünü FETÖ açmış."

Haberde yer alan iddiaların doğruluğu veya yanlışlığı elbette yargının ve somut delillerin konusudur. Bir köşe yazarı olarak benim görevim kimse hakkında hüküm vermek değil, siyasette yaşanan gelişmelerin olası sonuçlarını okumaya çalışmaktır.

Benim dikkatimi çeken ise haberin içeriğinden çok zamanlaması oldu.

Çünkü Türkiye siyasetinde artık sadece bugünü değil, yarını da okumak gerekiyor.

Bugün muhalefet cephesinde adı en çok konuşulan isimlerden biri Mansur Yavaş.

Kamuoyu araştırmalarında önemli bir karşılığı olduğu görülüyor.

Ekrem İmamoğlu hakkında yürüyen hukuki süreçler nedeniyle bazı çevreler, muhalefetin ortak aday olarak Mansur Yavaş etrafında birleşebileceğini düşünüyor.

Tam da böyle bir dönemde gelen bu haber ister istemez şu soruyu akla getiriyor:

Bu sadece geçmişe ilişkin bir haber mi

Yoksa gelecekte yaşanabilecek siyasi gelişmelerin ilk işaret fişeği mi

Türkiye son yıllarda buna benzer örnekleri az görmedi.

Önce manşetler atıldı.

Ardından televizyon ekranlarında tartışmalar başladı.

Sonra soruşturmalar konuşuldu.

Ve nihayetinde siyasi dengeler değişti.

Bu nedenle bugün ortaya çıkan her haberin sadece bugünü değil, yarını da etkileyebileceğini düşünmek gerekiyor.

Ben şahsen, "Mansur Yavaş ortak aday olur ve seçim garanti kazanılır" hesabı yapanların bu tür gelişmeleri dikkatle takip etmesi gerektiğini düşünüyorum.

Çünkü görünen o ki Türkiye'de siyaset artık sadece sandıkta yürümüyor.

Adaylar yalnızca seçim meydanlarında değil; medya manşetlerinde, soruşturma dosyalarında ve mahkeme koridorlarında da yarışıyor.

Bugün Ekrem İmamoğlu hakkında yürüyen süreçler konuşulurken, yarın başka isimler hakkında farklı tartışmaların açılmayacağını kim garanti edebilir

Hele ki bazı isimler bugünden belirli kavramlarla yan yana getirilmeye başlanmışsa...

Siyasetin tecrübeli gözleri bunun sıradan bir gelişme olmadığını bilir.

Elbette hukuk devletinde hiç kimse hakkında delil olmadan hüküm verilemez.

Olması gereken de budur.

Ancak siyaset, hukuki süreçlerin nasıl ve ne zaman gündeme taşındığını da okumayı gerektirir.

Bu nedenle bugün muhalefet içerisinde ortak aday hesabı yapanların sadece anketlere bakması yeterli değildir.

Asıl soru şudur:

Yarın yarışa kimin devam etmesine izin verilecek

Kimlerin önüne yeni engeller çıkacak

Kimler hakkında yeni dosyalar açılacak

Ve hangi isimler daha adaylık süreci başlamadan tartışmalı hale getirilecek

Belki de bu haber bunun habercisidir.

Belki de değildir.

Ancak bir gerçek var:

Türkiye'de artık seçimler sadece sandık günü başlamıyor.

Bazen bir gazete manşeti, aylar sonra yaşanacak siyasi mücadelenin ilk satırı olabiliyor.

Aslında bu konuda dikkat çekici bir değerlendirme de Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı Fatih Erbakan'dan gelmişti.

Erbakan, iktidarın "kontrollü seçim" istediğini öne sürerken şu ifadeyi kullanmıştı:

"Biz de anketlerde yüzde 40-50-60 gibi oylara ulaştığımız takdirde, bizim de akıbetimiz öyle olabilir."