Merhum Yazıcıoğlu'ndan seneler önce Bahçeli'ye "Öcalan" eleştirisi

Siyasette bazen öyle dönemler olur ki...

Bugün kurulan cümleleri anlamak için sadece bugüne bakmak yetmez.

Biraz geriye gitmek gerekir.

Çünkü siyaset sadece bugünün sözleriyle değil, dün söylenenlerle de okunur.

Son dönemde Türkiye'de yeniden Abdullah Öcalan üzerinden yürüyen tartışmalar, yapılan açıklamalar ve ortaya çıkan yeni söylemler dikkat çekiyor.

Kimisi buna devlet aklı diyor.

Kimisi yeni bir süreç diyor.

Kimisi ise değişen şartların gereği olarak görüyor.

Elbette herkesin değerlendirmesi kendine.

Ama bütün bunları görünce insanın aklına yıllar önce yapılmış bir eleştiri geliyor.

Merhum Muhsin Yazıcıoğlu'nun Devlet Bahçeli'ye yönelik yaptığı o sert çıkış...

Hatırlayın...

O dönem Devlet Bahçeli, Abdullah Öcalan'ın İmralı'dan çıkarılıp F Tipi cezaevine alınması gerektiğini söylemişti.

Bunun üzerine Muhsin Yazıcıoğlu çok sert bir dille eleştirmiş ve meseleyi sadece cezaevi meselesi olarak değil, siyasetin yönü üzerinden değerlendirmişti.

Yazıcıoğlu'nun konuşmasının özeti yaklaşık olarak şöyleydi:

"Bakın burayı iyi anlayın... APO bir gazetede köşe yazısı yazıyor. Hem de kendi ismiyle; mahlas falan değil. O yazıda diyor ki: 'Dizlerim biraz sızlamaya başladı. Geceleri de sık sık kalkmaya başladım. Onun için bir an evvel gidin, başbakanla görüşün, beni F Tipi cezaevine alın.'

Sonra bir bakıyorum; bu haber daha başbakana ulaşmadan bizim milliyetçi bir lider kongrede çıkıp diyor ki: 'O caniyi oradan alacağız, F Tipi'ne getireceğiz.'

Anladınız mı

Şimdi APO'yu İmralı'ya sen götürdün. Önce idam etmedin, sonra o adaya koydun. Şimdi de APO çıkıp 'Dizlerim ağrımaya başladı, beni F Tipi'ne götürün' diyor.

Bizim milliyetçi lider de hemen bir hafta sonrasında çıkıp 'O caniyi oradan alacağız, F Tipi'ne götüreceğiz' diyor.

Hay maşallah, bravo sana...

Adamı idam etmemiş, İmralı'ya koymuş; şimdi ise adamın dizleri sızlıyor diye başka yere almayı konuşuyor.

Vay milletimizin hâline..."

Yazıcıoğlu'nun itirazının özü buydu.

Katılırsınız ya da katılmazsınız...

Ama o gün söylenen sözler kayıt altına geçti.

Aradan yıllar geçti.

Bugün ise insanlar yeniden bazı soruları yüksek sesle sormaya başladı.

Yıllar önce tartışma cezaevi şartlarıydı.

Bugün ise statü, süreç ve yeni yapı tartışmaları konuşuluyor.

Bir taraftan şu açıklama gündeme geliyor:

"Benim statüm Kürtlerin statüsüdür."

Diğer taraftan kamuoyunda yeni statü, koordinasyon ve süreç başlıkları tartışılıyor.