Notice: session_start(): ps_files_cleanup_dir: opendir(/var/lib/lsphp/session/lsphp74) failed: Permission denied (13) in /home/koseyazarioku.com/public_html/maincore.php on line 8
Şaban Turhal - Mekke Anlaşması: İran'a karşı bir cephe mi, değilse - 20.08.2026 : koseyazarioku.com

Mekke Anlaşması: İran'a karşı bir cephe mi, değilse

Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında Mekke Anlaşması ile üçlü bir savunma ittifakı kuruldu. Elbette üç Müslüman ülkenin savunma ve güvenlik alanında bir araya gelmesi ilk bakışta sevindirici bir gelişme olarak görülebilir.

Bazı yazarlar, kanaat önderleri ve yorumcular şimdiden bu üçlü ittifakı büyük bir heyecanla "İslam NATO'su" gibi göstermeye ve kamuoyunda böyle bir algı oluşturmaya başladılar.

Ben aynı kanaatte değilim.

Çünkü bir yapıya "İslam NATO'su" diyebilmek için sadece üç Müslüman ülkenin bir araya gelmesi yeterli değildir. Öncelikle şu soruya cevap verilmelidir:

Kime karşı birlik oluyoruz

Eğer gerçekten İslam dünyasının ortak savunmasından söz ediyorsak İran neden bu ittifakta yok Mısır neden yok Irak neden yok Suriye neden yok

Ancak İran'ı dışarıda bırakıp yarın İran'a karşı kullanılabilecek bir yapıya bugünden "İslam NATO'su" denilmesine itiraz ederim.

Özellikle İran'ın ittifakın dışında bırakılması ciddi soru işaretleri oluşturmaktadır.

Acaba ileride yaşanabilecek bir İran-İsrail veya İran-ABD çatışmasında Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan'dan oluşan bu yeni ittifaka bölgesel bir görev mi verilecek

ABD ve NATO, kendi askerlerini doğrudan sahaya sürmek yerine bölge ülkelerinden oluşan yeni bir askeri mekanizma mı hazırlıyor

Mekke Anlaşması öncesinde ABD ile herhangi bir görüşme yapıldı mı NATO içerisinde bu konuda herhangi bir istişare gerçekleştirildi mi Türkiye'ye İran'a karşı oluşturulabilecek yeni bir güvenlik mimarisinde bölgesel bir görev mi biçildi

Bunların böyle olduğunu kanıtlayan kesin bir bilgi ortaya konulmuş değildir. Dolayısıyla iddia etmiyorum; soruyorum.

Bu nedenle çağrım açıktır:

Şayet bu ittifak İran'a karşı kurulmadıysa, şayet ABD'nin veya NATO'nun İran'a yönelik gelecekteki planlarının bir parçası değilse, İran, Mısır, Irak ve Suriye acilen bu ittifaka davet edilmelidir.

Üstelik bu çağrıyı yapmamız için çok ciddi bir gelişme daha yaşandı.

İsrail savaş uçakları Suriye'deki Ebu Duhur askeri havaalanını vurdu. İsrail, saldırıyı Türkiye'nin söz konusu üsse asker konuşlandırabileceği iddiasıyla gerekçelendirdi.

Bu son derece ciddi bir mesajdır.

İsrail, Suriye'nin egemenlik alanındaki bir askeri tesisi hangi hakla bombalamaktadır

Daha önemlisi, Türkiye'nin Suriye ile hangi askeri ve güvenlik iş birliğini yapabileceğinin sınırlarını İsrail mi belirleyecektir

Bugün "Türk askeri gelebilir" gerekçesiyle Suriye'deki bir havaalanını bombalayan İsrail, yarın Türkiye'nin bulunduğu başka bir noktayı hedef gösterirse ne olacaktır

İşte kurulan ittifakın gerçek sınavı burada başlayacaktır.

İran'a karşı mı ortak savunma yapacağız, yoksa İsrail'in saldırganlığına karşı da aynı iradeyi gösterebilecek miyiz

Özellikle İsrail'in "Arz-ı Mevud" anlayışı çerçevesinde dile getirdiği geniş coğrafi tasavvurlar ve İsrail'in bölgede izlediği yayılmacı politikalar dikkate alındığında; bölge ülkelerinin birbirlerini tehdit olarak görmek yerine ortak güvenliklerini düşünmeleri gerekmektedir.

Filistin, Lübnan, Suriye, Ürdün, Irak ve Mısır'ın yanı sıra Türkiye, Suudi Arabistan ve İran'ın da içinde bulunduğu bölgenin güvenliği bir bütün olarak ele alınmalıdır.

Bugün İran'ı dışarıda bırakarak oluşturulan bir güvenlik mekanizması yarın İran'a karşı kullanılabilecek bir cepheye dönüşürse bundan kim kazançlı çıkacaktır

Türkiye mi

Suudi Arabistan mı

Pakistan mı

Yoksa Müslüman ülkelerin birbirleriyle mücadele etmesini isteyenler mi

Tam tersine yapılması gereken; Türkiye, İran, Suudi Arabistan, Pakistan, Mısır, Irak ve Suriye'yi birbirlerine karşı konumlandırmak değil, birbirlerinin egemenliğini ve toprak bütünlüğünü koruyacak ortak bir savunma anlayışı etrafında buluşturmaktır.

Asıl kurulması gereken ittifak İran'ı hedef alan bir cephe değil; Türkiye'den İran'a, Suudi Arabistan'dan Mısır'a, Irak'tan Suriye'ye kadar bölge ülkelerini saldırganlığa ve sınırları zorla değiştirme girişimlerine karşı bir araya getiren bağımsız bir güvenlik ittifakı olmalıdır.

Bu nedenle Mekke Anlaşması tarihi bir fırsata da dönüşebilir, tehlikeli yeni bir cepheleşmenin başlangıcı da olabilir.