Hakan Fidan'ın Yemen çıkışı: Gazze'de kınama, Yemen'de askerî destek; asıl hedef İran mı

Bugün gazetelerde yer alan haberleri yan yana koyduğumda, Türkiye'nin dış politikasında izaha muhtaç ciddi bir çelişki görüyorum.

Bir tarafta Gazze...

Diğer tarafta Yemen...

Gazze'de ateşkes ilan edildi. Türkiye de ateşkes sürecinde önemli bir sorumluluk üstlenen ülkelerden biri oldu. Fakat ateşkes Filistinlilerin ölümünü durduramadı. Gazze Sağlık Bakanlığının açıkladığı verilere göre ateşkes sonrasında İsrail saldırılarında 1.393 Filistinli hayatını kaybetti, 4.822 kişi yaralandı.

Üstelik bunlar ateşkesten sonraki kayıplar!

Gazze için yıllardır çok sert açıklamalar dinledik. İsrail'e meydan okuyan konuşmalar yapıldı, Filistinlilerin yalnız bırakılmayacağı söylendi.

Fakat sonuç

Ateşkesten sonra, Türkiye'nin de Gazze sürecinde önemli bir sorumluluk üstlenmesine rağmen Gazze'de 1.393 insan öldürülürken diplomatik kınamalar; Yemen söz konusu olduğunda ise askerî ihtiyaçları karşılamaya hazır bir Türkiye!

İnsan ister istemez soruyor:

Gazze'de sözümüz nerede

Çünkü Dışişleri Bakanı Hakan Fidan'ın Yemen konusunda kullandığı ifadeler çok daha farklı.

Husilerin Suudi Arabistan'a yönelik saldırıları üzerine Fidan, Mekke Ortak Savunma Anlaşması'nı hatırlatarak "Sözümüzün eriyiz" diyor. Suudi Arabistan'ın askerî ve teknik ihtiyaçlarının olabileceğini, bunların karşılanması konusunda Türkiye açısından sıkıntı bulunmadığını söylüyor.

İşte benim itirazım burada başlıyor.

Gazze'de kınama, Yemen'de askerî ihtiyaçların karşılanmasından söz etmek...

Neden

Üstelik Mekke Ortak Savunma Anlaşması'nın Türkiye bakımından TBMM'deki onay sürecinin tamamlandığına ilişkin kamuoyuna açıklanmış bir uygun bulma kanununa ben rastlamadım.

O hâlde sormak gerekmez mi

Daha Meclis boyutu dahi kamuoyunun önünde bütün açıklığıyla ortaya konulmamış bir anlaşma üzerinden hangi sözün eriyiz

Türkiye hangi şartlarda askerî destek verecek

Bu desteğin sınırı nerede başlayacak, nerede bitecek

Yarın asker gönderilmesi gündeme gelirse bunun siyasi ve hukuki sorumluluğunu kim üstlenecek

Ben Mekke İttifakı ilk gündeme geldiğinde de aynı soruları sordum.

Türkiye var.

Suudi Arabistan var.

Pakistan var.

Peki İran neden yok

Mısır neden yok

Irak neden yok

Suriye neden yok

Daha da dikkat çekici olanı, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan'ın Mekke İttifakı'nı Türkiye'nin NATO'dan doğan yükümlülüklerinin yerine geçen bir yapı olarak değil, bunların "tamamlayıcısı" olarak ifade etmesidir.

İşte benim şüphem tam burada daha da büyüyor.

Elbette önümüzde "Mekke İttifakı NATO'nun talimatıyla İran'a karşı kuruldu" diye yazılmış resmî bir belge yok.

Zaten böylesine kritik planlar varsa bunların kamuoyuna bir yazıyla ilan edilmesini kim bekler

Dış politikada bazen yalnızca resmî açıklamalara değil, gelişmelerin birbirini nasıl takip ettiğine de bakmak gerekir.

İttifak kuruluyor.

İran bu yapının dışında kalıyor.

İttifak NATO'nun "tamamlayıcısı" olarak tarif ediliyor.

Ardından Yemen üzerinden askerî yükümlülüklerden ve Suudi Arabistan'ın askerî ihtiyaçlarının karşılanmasından söz edilmeye başlanıyor.

Husilerin İran'la uzun süredir devam eden ilişkileri de ortadayken insan ister istemez şüpheleniyor: