Gurbetçiyi yargılamadan önce biraz empati yapalım

Son yıllarda her yaz aynı tartışmalar yeniden alevleniyor.

Sosyal medyada bazı paylaşımları görünce gerçekten üzülüyorum.

"Gurbetçiler gelmesin."
"İstemiyoruz."
"Fiyatları onlar artırıyor."

Bu sözleri söyleyenlere önce şu soruyu sormak istiyorum:

Gerçekten sorun gurbetçiler mi

Önce dürüst olalım.

Evet, yurtdışında yaşayan gurbetçilerimizin içinde de şımarık, sonradan görme, gösterişi seven insanlar vardır. Nasıl ki Türkiye'de bu tip insanlar varsa, yurtdışında yaşayan gurbetçiler arasında da vardır. Hiçbir toplum bundan tamamen arınmış değildir.

Ama birkaç kişinin yanlışını milyonlarca gurbetçiye mal etmek büyük bir haksızlıktır.

Asıl konuşmamız gereken konu ise bambaşkadır.

Bana göre gurbetçilere yönelik bazı tepkilerin temelinde ekonomik sıkıntılar ve düşen alım gücü yatmaktadır.

İnsan psikolojisi böyledir.

Şöyle düşünün...

Ben Türkiye'de ortaokulu bitirmişim.

Sonra Almanya'ya işçi olarak gitmişim.

Fabrikada, inşaatta, vardiyada yıllarca alın teri dökmüşüm.

Aradan birkaç yıl geçmiş.

Memleketime kaliteli bir otomobille, belki de bir Mercedes'le gelmişim.

Benim aynı sınıfta okuduğum arkadaşım ise profesör olmuş.

Şimdi siz söyleyin...

Bir profesörün, kendisinden daha az eğitim almış eski sınıf arkadaşının kaliteli bir otomobile bindiğini, ev sahibi olduğunu, hatta birkaç daire alabildiğini görünce içinden "Keşke benim de imkânım olsaydı." dememesi gerçekten mümkün mü

Bunu kimse dile getirmeyebilir.

Ama insanın tabiatında kıyas yapmak vardır.

Sorun gurbetçiler değildir.

Sorun, Türkiye'de yıllardır düşen alım gücü ve insanların yaşadığı ekonomik sıkışmışlıktır.

Çünkü Türkiye'de yaşayan vatandaşımızın da alım gücü yüksek olsaydı, emin olun bugün gurbetçinin arabası da, yaptığı alışveriş de, tatili de bu kadar konuşulmazdı.

Şimdi duyguları bir kenara bırakalım ve rakamlara bakalım.

Geçtiğimiz aylarda Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan da yurtdışında yaşayan vatandaşlarımızın Türkiye ekonomisine katkısına dikkat çekmişti.

Yapılan açıklamaya göre, yurtdışında yaşayan vatandaşlarımız yalnızca turizm yoluyla her yıl Türkiye ekonomisine yaklaşık 10,3 milyar dolar, yani yaklaşık 530 milyar lira doğrudan katkı sağlıyor.

Üstelik bu rakama konut yatırımları, arsa alımları, araç alımları, şirket yatırımları, ailelerine yapılan maddi yardımlar ve banka dışında getirilen nakit paralar dâhil değildir.

Yani gerçek katkı bunun çok daha üzerindedir.

Nitekim geçtiğimiz günlerde turizm sektöründe yayımlanan değerlendirmeler de bu gerçeği doğruladı.

Turizm sektörü temsilcileri, yabancı turist sayısındaki düşüş nedeniyle oluşan kaybın iç pazar ve yurtdışında yaşayan Türklerin katkısıyla telafi edilmeye çalışıldığını açıkladılar. Hatta Avrupa'da yaşayan Türklerin temmuz ve ağustos aylarında Türkiye'ye gelmesiyle turizmdeki kaybın önemli ölçüde azalacağını ifade ettiler.

Demek ki ekonomik gerçekler ortadadır.

Bir taraftan "Gurbetçiler gelmesin." deniliyor, diğer taraftan ise turizm sektörü, yaşanan kayıpların önemli bir kısmını yurtdışında yaşayan Türklerin kapatacağını söylüyor.

Bu bile tek başına gurbetçilerimizin Türkiye ekonomisi açısından ne kadar önemli olduğunu göstermeye yeterlidir.

Bir başka gerçeği de hatırlayalım.

Almanya'da yaşayan bir Türk, sahip olduğu Alman pasaportuyla veya oturum hakkıyla İspanya'ya da gidebilir, İtalya'ya da gidebilir, Yunanistan'a da gidebilir. Dünyanın birçok ülkesine vizesiz veya çok kolay şekilde seyahat edebilir.

Milyonlarca gürbetcilerimiz neden her yıl Türkiye'ye geliyor

Çünkü burası onların vatanıdır.

Anne ve babasını görmek için geliyor.

Kardeşlerini görmek için geliyor.

Akrabalarıyla hasret gidermek için geliyor.

Çocuklarına doğduğu toprakları göstermek için geliyor.

Ve kazandığı parayı yine Türkiye'de harcıyor.

Otellerde kalıyor.

Pansiyonlarda konaklıyor.

Restoranlarda yemek yiyor.

Kafelerde vakit geçiriyor.

Marketlerden alışveriş yapıyor.

Kasaptan alışveriş yapıyor.

Manavdan meyve ve sebze alıyor.

Fırından ekmek alıyor.

Kuyumcudan altın alıyor.

Giyim mağazalarından alışveriş yapıyor.

Mobilya alıyor.

Beyaz eşya alıyor.

Elektronik ürünler satın alıyor.

Ev yaptırıyor.

Arsa alıyor.

Evini tadilat yaptırıyor.

Boyacı çalıştırıyor.

Marangoz çalıştırıyor.

Usta çalıştırıyor.

Düğününü Türkiye'de yapıyor.

Nişanını Türkiye'de yapıyor.

Düğün salonu kiralıyor.

Otel kiralıyor.

Yemek firmalarıyla anlaşıyor.