Emevi Camii'nde kılınan şükür namazı, İsrail ile yapılacak anlaşma için miydi

Almanya'da yayımlanan Münchner Merkur gazetesinde dikkat çekici bir haber yer aldı. Habere göre Suriye'nin geçiş dönemi Cumhurbaşkanı Ahmed el-Şara, İsrail ile bir güvenlik ve barış anlaşması yapılması için çalışmalar yürüttüklerini açıkladı. Haberde, taraflar arasında ABD gözetiminde temasların sürdüğü ve kapsamlı bir anlaşmanın hedeflendiği belirtiliyor.

Bu haberi okuyunca insan ister istemez son yıllarda yaşananları yeniden hatırlıyor.

Suriye'de yaşanan iç savaş ve istikrarsızlık süreci başladığında, bunun sadece Suriye'yi değil, bütün Ortadoğu'yu derinden etkileyeceğini en güçlü şekilde dile getiren siyasi hareket Saadet Partisi olmuştu.

Hatta dönemin Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, parti heyetiyle birlikte Suriye'ye giderek Beşşar Esad ile görüşmüş; iç savaşın büyümesini önlemek, diyalog kanallarını açık tutmak ve akan kanı durduracak siyasi çözüm yollarını aramak amacıyla diplomatik girişimlerde bulunmuştu.

Ancak o gün bu diplomatik girişimler desteklenmek yerine, iktidar tarafından "Esadcılık" ve "hainlik" suçlamaları yöneltildi; iktidara yakın çevreler de bu söylemleri destekledi.

Oysa Türkiye de emperyal güçlerin Suriye politikasıyla aynı dönemde bu sürecin önemli aktörlerinden biri olarak sürecin içinde yer aldı. Yıllarca "Esad gitmeli." söylemi dile getirildi. Sonunda Beşşar Esad iktidardan ayrıldı.

Ardından Türkiye'de adeta bir zafer havası estirildi.

"Hedefimize ulaştık.", "Emevi Camii'nde namaz kılacağız." söylemleri kamuoyunda sıkça dile getirildi.

Esad'ın iktidardan ayrılmasının ardından Emevi Camii'nde şükür namazları kılındı, sevinç gösterileri yapıldı. Suriye'de yeni bir dönemin başladığı, artık her şeyin daha iyi olacağı anlatıldı.

ABD Başkanı Donald Trump'ın, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan için söylediği ve uzun süre kamuoyunda gündemde kalan şu söz hafızalara kazındı:"Recep Tayyip Erdoğan, bin yıldır Suriye'de başarılamayanı başardı."

Bu söz, iktidar çevreleri tarafından büyük bir siyasi başarı olarak sunuldu.

Ancak bugün aynı Suriye'nin yeni yönetimi, İsrail ile güvenlik ve barış anlaşmasını konuşuyor.

İşte tam da bu noktada şu soruyu sormak gerekiyor:

Esad devrildiğinde Emevi Camii'nde kılınan şükür namazı bunun için miydi

Bunca acı, bunca gözyaşı ve bunca yıkım; sonunda İsrail ile normalleşme sürecine gelinmesi için mi yaşandı

O gün sosyal medyada adeta büyük bir propaganda kampanyası yürütüldü.

Bazı Erdoğan destekçisi hesaplar, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı "Suriye'nin mücahidi" ilan etti.

Suriye'deki bazı cezaevlerinden çıkan kişilerin, "Biz biliyorduk, Erdoğan bizi kurtaracaktı." dediğine ilişkin duygusal ve ajitasyon yüklü paylaşımlar yapıldı.

Topluma büyük bir zafer hikâyesi anlatıldı.

Bugün ise o gün Suriye mücahitliğine soyunanlara, sosyal medyada zafer naraları atanlara ve bu süreci büyük bir fetih gibi sunanlara aynı soruyu yöneltmek istiyorum:

Sizin yapmak istediğiniz gerçekten bu muydu

Esad devrildiğinde Emevi Camii'nde kılınan şükür namazı, sonunda Suriye'nin İsrail ile güvenlik ve barış anlaşması arayışına girmesi için miydi

Şunu açıkça ifade edeyim:

Dünya siyasetini, bölgesel gelişmeleri ve Türkiye'deki siyasi dengeleri en isabetli analiz eden siyasi geleneğin, benim nazarımda bu asrın evliyaları olarak gördüğüm Millî Görüş hareketi olduğuna inanıyorum. Çünkü onlar olaylara günü kurtaran siyasi hesaplarla değil, uzun vadeli bir medeniyet perspektifiyle bakmayı esas almışlardır.