Çeyrek asırdır iktidarsınız yahu!
Bir ülkeyi neredeyse çeyrek asırdır yönetiyorsunuz. Dünya liderliğinden, güçlü Türkiye'den, büyüyen ekonomiden, uluslararası diplomasideki başarılarınızdan söz ediyorsunuz.
Peki, Avrupa yollarında direksiyon sallayarak Türkiye'nin ihracat yükünü taşıyan TIR şoförlerimizin sorunlarını neden hâlâ çözemiyorsunuz
Bugünkü haberin manşetine bakıyorum:
"Türk TIR şoförleri sınırlarda kontak kapatıp eylem yaptı."
Kapıkule'de, İpsala'da, Hamzabeyli'de şoförlerimiz seslerini duyurmaya çalışıyor.
Neden
Çünkü Schengen bölgesinde uygulanan 180 gün içerisinde 90 gün kalış kuralı, uluslararası taşımacılık yapan şoförlerimizi mağdur ediyor.
Adam turistik geziye gitmiyor. Tatil yapmıyor. Avrupa'da keyif çatmıyor. Türkiye'nin ürettiği malları Avrupa'ya taşıyor. Ülkesine döviz kazandıran ticaretin en ağır yüklerinden birini sırtlanıyor.
Ama karşılaştığı muameleye bakın!
Haberde, bazı şoförlerin Polonya'da kelepçelenerek karakola götürüldüğü, sınır dışı edilenlerin bulunduğu anlatılıyor.
Şoförlerimizin isyanını özetleyen pankart ise her şeyi söylüyor:
"Turist değiliz, şoförüz!"
Peki, Ankara'da bu insanların sesini duyan yok mu
Çeyrek asırda bir şoförün hakkını savunamadınız mı
Sayın iktidar yetkilileri!
Bu mesele dün ortaya çıkmadı. Avrupa ile Türkiye arasındaki karayolu taşımacılığı yıllardır devam ediyor. Schengen kuralları da yıllardır uygulanıyor.
Siz de yıllardır iktidardasınız.
Bu süre içerisinde kaç kez Avrupa Birliği yetkilileriyle görüştünüz Kaç uluslararası zirveye katıldınız Kaç defa Avrupa başkentlerinde ağırlandınız
Peki, uluslararası taşımacılık yapan Türk şoförlerinin çalışma şartlarına uygun özel bir düzenleme için ne yaptınız
Hangi somut çözümü elde ettiniz
Türkiye'nin ihracatını artırmakla övünürken, o ihracatı taşıyan insanların sınır kapılarında yaşadığı mağduriyeti görmezden gelemezsiniz.
İhracat rakamlarıyla övünmek kolaydır. Asıl mesele, o ihracatın yükünü taşıyan insanın hakkını savunabilmektir.
Sıla yolunda gördük, şimdi tır şoförleri aynı güzergâhta mağdur
Nisan ayında Saadet Avrupa Başkanlığı olarak Almanya'dan Türkiye'ye uzanan Sıla Yolu güzergâhında kapsamlı bir saha çalışması gerçekleştirdik.
Avusturya, Macaristan, Sırbistan ve Bulgaristan güzergâhındaki sorunları yerinde inceledik. Büyükelçilerimizle, konsolosluk yetkililerimizle görüştük. Sınır kapılarındaki yoğunluğu, beklemeleri ve ulaşım altyapısındaki eksiklikleri gündeme getirdik.
Çözüm önerilerimizi de rapor hâline getirdik.
Sınır kapılarında peron sayılarının artırılmasını, TIR taşımacılığında Ro-Ro ve araçlı tren alternatiflerinin geliştirilmesini, güzergâh boyunca sürücülere destek verecek hizmet noktalarının oluşturulmasını önerdik.
Şimdi TIR şoförlerinin yaşadığı 90/180 gün sorunu bir kez daha gösteriyor ki mesele yalnızca sınır kapısındaki kuyruk değildir.
Mesele, Avrupa ile Türkiye arasındaki taşımacılığın insanı merkeze alan, kalıcı ve işler bir düzenlemeye kavuşturulmasıdır.
Avrupa birliği ile görüşmek için daha ne bekliyorsunuz
Avrupa Birliği ile ticaret yapacaksınız, Gümrük Birliği'nden söz edeceksiniz, Türkiye'nin ihracat başarılarını anlatacaksınız; fakat malları taşıyan şoförlerinizin mesleki seyahatlerini kolaylaştıracak düzenlemeleri sağlayamayacaksınız.
Bu nasıl bir ticaret anlayışıdır
Schengen kurallarının Avrupa Birliği ve üye ülkelerin yetki alanında olduğunu biliyoruz. Türkiye'nin tek taraflı kararıyla değiştirilemeyeceğini de biliyoruz.
Ama diplomasi bunun için vardır!
İktidarın görevi yalnızca Avrupa'nın kararlarını vatandaşına anlatmak değil, vatandaşının haklarını Avrupa'daki muhatapları karşısında kararlılıkla savunmaktır.
Türk TIR şoförlerinin turistik seyahat edenlerle aynı süre sınırlamasına tabi tutulmasının uluslararası taşımacılık üzerindeki etkileri masaya yatırılmalı, profesyonel sürücüler için özel muafiyet veya kolaylaştırılmış geçiş düzenlemeleri müzakere edilmelidir.
Çeyrek asırdır iktidardaysanız, artık sorunları anlatan değil, çözüm için hesap veren makamdasınız!
Dünya liderliği söylemleri şoförün mağduriyetini gidermiyor

15