Çocuklarımızın sosyal medyanın ve dijital dünyanın tehlikelerinden korunması gerektiğini uzun zamandır Millî Gazete'deki köşemde dile getiriyorum.
8 Nisan 2025 tarihinde yayımlanan "Dijital dünyada görünmeyen tehlike: Çocukları kim koruyacak" başlıklı yazımda, çocukların dijital ortamda karşı karşıya kaldıkları tehlikelere dikkat çekmiştim.
O yazımda özellikle çocuk istismarı, karanlık ağlar, dijital suç örgütleri ve sosyal medya platformlarının sorumlulukları üzerinde durmuştum. Çocuklarımızı yalnızca gerçek hayattaki tehlikelerden değil, ekranların arkasındaki görünmeyen tehditlerden de korumamız gerektiğini ifade etmiştim.
Ardından 11 Haziran 2025 tarihinde "Almanya, sosyal medyada 16 yaş sınırını gündeme aldı; Türkiye de almalı" başlıklı yazımla çocukların sosyal medya kullanımına yaş sınırı getirilmesi gerektiğini savundum.
Bu konuyu bir kez yazıp bırakmadım. Almanya'daki gelişmeleri, Avrupa Birliği'ndeki tartışmaları ve Türkiye'deki düzenleme çalışmalarını takip ederek farklı tarihlerde yeniden gündeme taşıdım.
Nisan 2025'ten itibaren bu konuda yayımlanan altı köşe yazım şöyleydi:
8 Nisan 2025: "Dijital dünyada görünmeyen tehlike: Çocukları kim koruyacak"
11 Haziran 2025: "Almanya, sosyal medyada 16 yaş sınırını gündeme aldı; Türkiye de almalı"
17 Aralık 2025: "Almanya 'TikTok yasaklansın' diyor, Türkiye neden hâlâ susuyor"
8 Ocak 2026: "Çocuklar için geç kalınmış ama gerekli bir adım: sosyal medya düzenlemesi"
22 Şubat 2026: "Almanya'daki sosyal medya yasağı tartışması, Türkiye'de de çocukların dijital korunmasını gündeme getirmeli"
15 Eylül 2026: "Avrupa Birliği çocukları sosyal medyada korumak için harekete geçiyor"
Bu altı yazımın ortak noktası, çocuklarımızın dijital dünyada korunmasının yalnızca ailelerin değil, devletin, eğitim kurumlarının ve teknoloji şirketlerinin de sorumluluğu olduğunu vurgulamaktı.
Çünkü mesele yalnızca çocukların telefon başında ne kadar zaman geçirdiği değildir. Mesele, henüz psikolojik ve sosyal gelişimini tamamlamamış çocuklarımızın sosyal medya bağımlılığına, siber zorbalığa, zararlı içeriklere ve dijital suç örgütlerine karşı korunmasıdır.
Özellikle 8 Nisan 2025 tarihli yazımda şu gerçeğe dikkat çekmiştim: Çocuklarımızın odalarında güven içerisinde bulunduğunu düşünürken, telefonlarının ve bilgisayarlarının ekranlarından hangi tehlikelerle karşılaşabileceklerini çoğu zaman bilmiyoruz.
Dijital dünyanın karanlık yüzü yalnızca teknolojik bir güvenlik meselesi değil, aynı zamanda toplumsal bir vicdan meselesidir.
Ve 1 Kasım 2026 tarihli gazetelerde "Sosyal medyada yeni dönem" manşetini gördük.
Habere göre, 15 yaş altındaki çocukların sosyal medya kullanımını sınırlandıran ve kullanıcıların yaş doğrulamasını zorunlu hale getiren düzenleme yürürlüğe girdi.
Yeni hesap açacak kullanıcılar için yaş doğrulaması uygulanacağı, mevcut hesap sahiplerine 31 Mart 2027 tarihine kadar geçiş süresi tanınacağı ve 15-18 yaş arasındaki gençler için de çeşitli sınırlamalar getirileceği belirtiliyor.
Çocuklarımızın korunmasına yönelik bu gelişmeyi önemli ve olumlu buluyorum.
Elbette çocukların dijital güvenliği konusunda yalnızca ben değil, ülkemizde ve dünyanın farklı ülkelerinde çok sayıda akademisyen, psikolog, eğitimci, gazeteci ve aile uzun zamandır görüşlerini dile getiriyor.
Ben de Millî Gazete'deki köşemde bu meseleye dikkat çeken, gelişmeleri takip eden ve çözüm önerilerini kamuoyuyla paylaşan bir yazar olarak üzerime düşen sorumluluğu yerine getirmeye çalıştım.
Burada önemli olan kimin önce yazdığı veya kimin haklı çıktığı değildir. Önemli olan çocuklarımızın güvenliği için doğru adımların atılmasıdır.
İktidarın yanlışlarını nasıl eleştiriyorsak, milletimizin ve özellikle çocuklarımızın yararına yapılan doğru çalışmaları da takdir etmesini bilmeliyiz.
Bu nedenle çocuklarımızın korunmasına yönelik düzenlemeyi hazırlayan ve hayata geçiren yetkililere teşekkür ediyorum.
Ancak bir hususun altını özellikle çizmek istiyorum:
Kanun çıkarmak tek başına yeterli değildir. Önemli olan, çıkarılan kanunun gerçekten uygulanmasıdır.
Sosyal medya şirketleri yaş doğrulama konusunda sorumluluklarını yerine getirmeli, çocukların zararlı içeriklere ulaşmasını önleyecek etkili tedbirler alınmalı ve dijital suçlarla mücadele güçlendirilmelidir.

17