Çeyrek asrın yönetim karnesi: İsraf, denetimsizlik ve liyakatsizlik; bedel yine millete!

22 Eylül tarihli Milli Gazete'nin manşeti, Türkiye'de devlet idaresinin geldiği noktayı bir kez daha gözler önüne serdi:

"İhmalin bedeli 525 milyar liralık kayıp."

Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan'ın fon soruşturmasıyla ilgili açıklamasında özellikle bir noktanın altını çizmek gerekiyor:

11 ay!

Arıkan'ın açıklamasına göre Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, daha 4 Kasım 2025 tarihinde fonlardaki manipülatif işlemlere dikkat çekiyor. SPK'nın müdahalesi ise 17 Eylül 2026'da geliyor.

Aradan yaklaşık 11 ay geçiyor.

Arıkan'ın verdiği rakamlara göre, Şimşek'in açıklama yaptığı tarihte bugün tasfiye kapsamındaki fonların büyüklüğü 297 milyar liraydı. Müdahale edildiğinde ise rakam 822 milyar liraya ulaşmıştı.

Aradaki fark:

525 milyar lira!

Arıkan da soruyor:

"Bunun hesabını kim ödeyecek"

Asıl vahim olan, meselenin 11 aydan da eskiye uzanmasıdır.

Kamuoyuna yansıyan belgelere göre İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı daha 26 Şubat 2025 tarihinde SPK'ya gönderdiği yazıda bazı sermaye piyasası işlemlerinin ayrıntılı ve "ivedi" şekilde araştırılmasını istemişti. Bu durum, müdahalenin zamanlamasına ilişkin soruları daha da önemli hâle getiriyor.

Savcılık "ivedi" diyor.

Aylar sonra Hazine ve Maliye Bakanı manipülasyona dikkat çekiyor.

Sonra aylar daha geçiyor ve müdahale geliyor.

Şimdi sormayalım mı

SPK neyi bekledi

Madem devletin ilgili kurumlarının önünde böylesine ciddi işaretler vardı, zamanında hangi tedbirlerin alındığı ve neden daha erken müdahale edilmediği açıklanmalıdır.

İşte yıllardır söylediğimiz ehliyet ve liyakat meselesi tam burada karşımıza çıkıyor.

Çeyrek asra yaklaşan AK Parti iktidarında devlet idaresinde ehliyet ve liyakat tartışmaları bir türlü bitmedi. Devlet kadrolarında ölçü hiçbir zaman "Bizden mi" olmamalıdır.

Ölçü:

"Bu işi biliyor mu, bu görevin ehli mi"

olmalıdır.

Ehliyet ve liyakati sıfırlarsanız kurumları zayıflatırsınız. Kurumları zayıflatırsanız denetim mekanizmalarını işlemez hâle getirirsiniz. Bunun ekonomik ve toplumsal bedelini ise sonuçta millet öder.

Maalesef yaklaşık çeyrek asırdır birçok alanda benzer tartışmalarla karşı karşıyayız.

Yanlış ekonomik politikalar...

Kamudaki israf...

Yanlış yatırımlar...

Denetim zaafları...

Milyarlarca liralık kamu kaynaklarının nasıl kullanıldığına ilişkin bitmek bilmeyen tartışmalar...

525 milyar liralık kayıp deniliyorsa bunun hesabı sorulmalıdır.

Bu para buhar olup uçmadı.

Kim kazandı

Para hangi şirketlere ve hesaplara aktarıldı

Kimler zamanında müdahale etmedi

Denetlemekle görevli olanlar ne yaptı

Mahmut Arıkan'ın "Paranın yol haritası ortaya çıkarılmalı" çağrısı bu nedenle son derece önemlidir. Çünkü mesele sadece operasyon yapmak değil, paranın hareketini ve sorumluluk zincirini bütün açıklığıyla ortaya çıkarmaktır.

Üstelik soruşturma kapsamında paraların yurt dışına çıkarıldığına ilişkin açıklamalar da gündeme geldi. Adalet Bakanı Akın Gürlek, soruşturmayla ilgili açıklamasında paraların yurt dışına kaçırıldığının görüldüğünü belirtti.

O hâlde ortaya çıkarın!

Para nereye gitti

Kim gönderdi

Hangi hesaplara aktarıldı

Kimler faydalandı

Ve en önemlisi, bütün bunlar yaşanırken denetlemekle görevli kurumlar ne yaptı