Çaya 20 lira var da Millî Gazete'ye 20 lira yok mu

Bu sene izin döneminde her zamanki gibi eş, dost ve akrabalarımızı ziyaret ettik.

Yıllardır birlikte yol yürüdüğümüz, aynı davaya gönül vermiş nice dostlarımızın iş yerlerine uğradık. Kimi zaman geçmişte yaptığımız hizmetleri konuştuk, kimi zaman Erbakan Hocamızın hatıraları yâd edildi, kimi zaman da memleketin meseleleri üzerine uzun sohbetler yaptık.

İnsanı mutlu eden güzel buluşmalardı bunlar.

Fakat bütün bu ziyaretlerde dikkatimi çeken ve açıkçası içimi burkan ortak bir manzara vardı.

Neredeyse girdiğim her iş yerinde misafire çay ikram ediliyordu.

Daha kapıdan girer girmez:

"Hoş geldin abi, çay söyleyelim."

Bir dost geliyor, çay...

Bir müşteri geliyor, çay...

Bir komşu uğruyor, yine çay...

Bu güzel gelenek elbette bizim kültürümüzün en güzel taraflarından biridir. İkram berekettir, çay sohbetin bahanesidir, gönülleri birbirine yaklaştırır.

Sonra bir an merak edip çayın fiyatına baktım.

Bir bardak çay 20 lira.

Ardından Millî Gazete'nin fiyatını düşündüm.

O da 20 lira.

Yani bugün bir bardak çay ile bir Millî Gazete aynı fiyat.

İşte beni düşündüren mesele tam da burada başladı.

Masalara baktım...

Tezgâhlara baktım...

Bekleme salonlarına baktım...

Her yerde çay vardı.

Ama hiçbir yerde Millî Gazete yoktu.

Dayanamadım, sordum.

"Millî Gazete almıyor musunuz"

Cevap çoğu yerde aynıydı:

"Abi, e-gazete var."

Doğrudur.

E-gazete var.

Ama samimi olarak kendimize şu soruyu soralım:

Kaç kişi gerçekten her sabah e-gazeteyi açıp okuyor

Daha da önemlisi, sizin telefonunuzdaki e-gazeteyi iş yerinize gelen müşteri nasıl görecek

Telefon cebimize girer.

Ekran kapanır.

Gazete görünmez olur.

Ama masanın üzerindeki Millî Gazete sessizce konuşur.

İçeri giren görür.

Bekleyen eline alır.

Bir genç manşete göz atar.

Bir emekli köşe yazısını okur.

Bir müşteri haberleri karıştırır.

Belki hiç tanımadığı Millî Gazete ile ilk defa o masada buluşur.

İşte görünür olmak budur.

Yıllardır hepimiz aynı cümleleri kuruyoruz.

"Millî Görüş'ün sesi daha gür çıkmalı."

"Doğrular daha çok insana ulaşmalı."

"Gençler davamızı daha iyi tanımalı."

Peki bunun için sadece konuşmak yeter mi

Bir davanın gazetesi, o davaya gönül veren insanların iş yerlerinde bile görünmüyorsa; insanlardan onu tanımasını nasıl bekleyeceğiz

Burada kimseyi suçlamak istemiyorum.

Bu yazıyı kaleme almamın sebebi kırmak değil, hatırlatmaktır.

Çünkü bazen en büyük ihmaller, farkına varmadan yaptıklarımızdır.

Günde onlarca çay ikram ediyoruz.

Allah bereketini versin.

İkramdan asla geri durmayalım.

Ama aynı hassasiyeti kendi gazetemize de göstermemiz gerekmez mi

Bir çay içiliyor ve bitiyor.

Bardak yıkanıyor.

Hatırası sadece sohbet olarak kalıyor.

Fakat bir Millî Gazete bütün gün masanın üzerinde duruyor.

Belki on kişinin elinden geçiyor.