30 kilometrelik rezalet! Sınır kapılarında bu çile daha kaç yıl sürecek

Türkiye'nin Avrupa'ya açılan en önemli sınır kapılarından biri olan Hamzabeyli'de yaşanan manzara, yıllardır çözülemeyen bir sorunu bir kez daha gündeme taşıdı.

30 kilometrelik TIR kuyruğu!

İki üç gün boyunca sınır kapısında beklemek zorunda kalan şoförler!

İhtiyaçlarını karşılamakta zorlanan, araçlarında yatıp kalkan, ne zaman yollarına devam edebileceklerini bilemeyen insanlar!

İnsanın aklına ister istemez şu soru geliyor:

Biz hangi çağda yaşıyoruz Allah aşkına

Teknolojinin bu kadar geliştiği, ülkelerin dakikalarla yarıştığı bir dünyada, Türkiye'nin ihracat ürünlerini Avrupa'ya taşıyan TIR şoförleri neden günlerce sınır kapılarında perişan ediliyor

Üstelik bu mesele benim ilk defa gündeme getirdiğim bir konu da değil.

Millî Gazete'de yıllardır sınır kapılarındaki sorunları, gurbetçilerimizin yaşadığı çileleri ve TIR şoförlerinin karşılaştığı mağduriyetleri yazıyorum.

Yalnızca 2025 ve 2026 yıllarında yayımlanan yazılarımdan bazılarını tarihleriyle hatırlatmak istiyorum.

8 Temmuz 2025 tarihinde "Sıla yolu çilesine artık kalıcı çözüm şart" başlıklı yazımı kaleme aldım.

21 Temmuz 2025 tarihinde "Her yıl aynı çile: Gurbetçi gümrükte yine yalnız" dedim.

14 Ağustos 2025 tarihinde "Kapıkule peronları özel şirketlere vezne, gurbetçiye çile" başlığıyla yaşanan sorunlara dikkat çektim.

13 Nisan 2026 tarihinde "Sıla yolu sadece bir yol değil, gurbetçinin hafızasıdır" diye yazdım.

12 Eylül 2026 tarihinde "İzin bitti, gurbetçinin sorunları Türkiye'de kaldı" diyerek yetkililere yeniden seslendim.

26 Eylül 2026 tarihinde ise "Türkiye AB'nin 5'inci büyük ticaret ortağı ama Türk TIR şoförüne 90 gün engeli!" başlıklı yazımla taşımacılık sektörünün yaşadığı sıkıntıları gündeme taşıdım.

Bunlar yalnızca birkaç örnek.

Üstelik bu sorunları yalnızca köşemizde yazmakla da kalmadık.

Saadet Partisi İstanbul Milletvekili Sayın Mustafa Kaya, sınır kapılarında yaşanan sıkıntıları Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin gündemine taşıdı.

Bizler de Saadet Avrupa olarak yaşanan sorunları yerinde görmek, gurbetçilerimizin ve TIR şoförlerimizin karşılaştığı sıkıntıları bizzat incelemek amacıyla Sıla Yolu'na çıktık.

Bu saha çalışmasına Saadet Partisi İstanbul Milletvekili ve Saadet Avrupa Başkanı Sayın Birol Aydın, Avrupa Hak Arama Derneği Başkanı Sayın Şirvan Ünal ve Saadet Partisi Yurt Dışında Yaşayan Vatandaşlarımıza Yönelik Politikalar Kurulu Üyesi olarak şahsım Şaban Turhal katıldık.

Sınır kapılarında yaşanan sorunları yerinde inceledik, vatandaşlarımızın şikâyetlerini dinledik, karşılaştıkları mağduriyetleri ve çözüm bekleyen meseleleri gündeme taşıdık.

Yani biz bu sorunları yalnızca masa başında konuşmadık.

Yollara çıktık, yerinde gördük, vatandaşlarımızı dinledik, yazdık ve Meclis gündemine taşınmasına katkıda bulunduk.

Peki, bütün bu girişimlere rağmen bugün karşımıza çıkan manzara nedir

Yine 30 kilometrelik TIR kuyruğu!

Yine günlerce bekleyen şoförler!

Yine aynı şikâyetler, yine aynı çaresizlik!

Yıllar geçiyor, haberlerin tarihleri değişiyor ama sınır kapılarında yaşanan çile bir türlü değişmiyor.

Peki, bu ülkeyi yönetenler ne zaman kalıcı bir çözüm üretecek

Düşünebiliyor musunuz

Bir TIR şoförü Türkiye'de üretilen malları Avrupa'ya götürmek için yola çıkıyor.

Ülkemize döviz kazandıracak.

İhracatımıza katkı sağlayacak.

Sanayicimizin, üreticimizin alın terini Avrupa pazarına ulaştıracak.

Ama sınır kapısına geldiğinde karşısına 30 kilometrelik kuyruk çıkıyor!

Saatler geçiyor, günler geçiyor, araç yerinden kıpırdamıyor.

Üstelik şoförlerin anlattıklarına bakılırsa ne doğru dürüst tuvalet var ne de temel ihtiyaçlarını karşılayabilecekleri yeterli imkân!

Bir de araçlarına kaçak göçmenlerin girmesi ihtimaline karşı gece nöbet tutmak zorunda kaldıklarını anlatıyorlar.

Soruyorum:

Türkiye'nin ihracatını sırtında taşıyan insanlara reva görülen muamele bu mudur

Daha da düşündürücü olan, şoförlerin anlattığına göre Türk tarafının Bulgaristan'ı, Bulgaristan tarafının ise Türkiye'yi sorumlu göstermesi.

Peki, iki ülke birbirine sorumluluk atarken ortada kalan bu insanların hesabını kim verecek

Elbette Bulgaristan tarafındaki işlemlerin yavaş ilerlemesi ve Kapitan Andrevo Sınır Kapısı'nda yürütülen çalışmaların yoğunluğu artırması önemli bir mesele.

Ancak her sorunda yalnızca komşuyu suçlayarak kendi sorumluluğumuzdan kurtulamayız.

Türkiye Cumhuriyeti'nin Ticaret Bakanlığı ne yapıyor

Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı ne yapıyor

Dışişleri Bakanlığı bu konuda Bulgaristan makamlarıyla hangi somut girişimlerde bulunuyor

Yıllardır tekrar eden bu sorunların çözümü için neden iki ülke arasında kalıcı ve etkili bir sınır geçiş sistemi kurulamıyor

Bulgaristan Avrupa Birliği üyesi bir ülke.

Türkiye ise Avrupa ile milyarlarca dolarlık ticaret yapan önemli bir üretim ve ihracat merkezi.

Böylesine büyük bir ticaretin yükünü taşıyan araçların sınırda günlerce beklemesi normal karşılanabilir mi

Bir ülkenin ihracatını artırmak için yalnızca fabrika kurması, üretim yapması ve yeni pazarlar bulması yetmez.

Ürettiği malı zamanında müşterisine ulaştırabilmesi de gerekir.