Yol yazıları-4 Sultan Reşad Fermanıdır!

Rize'ye doğru yola çıktık ama direkt Rize'ye gidebilmek için giriş vizesi almamız gerektiğini söylemişti ve konum göndermişti İsmail Kahraman ağabey.

Biz de vize için İkizdere yolundan Tulumpınar Köyü'ne doğru kırdık direksiyonu.

Köy Ovit Tüneli'nin bulunduğu güzergâhta. Ovit Tüneli'nden önce de çok sayıda (sayamadım) modern tünellerden geçiliyor.

İsmail ağabeyin İstanbul'daki bürosunda bulunan köy fotoğrafında köy düz ovada gibi duruyordu.

Meğer tepeden çekilmiş bir fotoğrafmış.

Tulumpınar Köyü'nün yolu Sultan Murad Yaylası'nın yolundan farksızdı hatta virajları daha keskindi.

Kıvrıla kıvrıla dik bir yamacı tırmandık. Öğleden önce köye vardığımızda İsmail ağabey, mahdumu Fatih bey ve torunu İsmail bizi karşıladı.

Giriş vizesini almanın bedeli meğer o yolu tırmanmakmış.

Salona girdik aşağılar uçaktan bakıyormuşuz gibi duruyordu!

Yükseklik korkusu olanların buradan aşağıya bakabileceklerini zannetmiyorum.

Biraz sonra öğle ezanı okundu, torun İsmail'in ikazıyla camie gittik.

Küçücük bir cami. 3 kişilik bir cemaat vardı 3 te biz 6 kişi olduk.

Cami duvarında bir levha asılıydı. Sıradan bir levha zannettim. İsmail ağabey ikaz etti levhanın başına gittik. Levha değil bir fermandı.

Bu küçücük köyde Cuma namazı kılınmasına izin veren ve Cuma imamı tayin eden bir halife fermanıydı!

"Abdulmecid oğlu Sultan Reşad Han'ın (el muzaffer daimen) hükmü oldur ki" başlığı taşıyan, 4 Safer 1328 hicri, 15 Şubat 1910 tarihli ferman, "Lazistan sancağının merkezi olan Rize kazasına tabi İkizdere nahiyesinde Tulumpınar Köyü'nde hayır sahipleri tarafından yapılan Mescid-i Şerif Cuma namazının sahih olma şartlarını taşımaktadır. Adı geçen köyde yapılan Mescid-i Şerife minber konarak Cuma ve bayram namazlarının kılınması yüksek makamlarımızca uygun görülmüştür." diye başlıyor imam ve ilgili vakıflara ait hükümleri ihtiva ediyordu ferman.

Tabii bu ferman devlet-i aliyye'nin en zayıf döneminde bile memleketin en ücra köşesiyle dahi böyle ilgilendiğini göstermesi bakımından dikkat çekiciydi!

Namazdan sonra cemaatle birlikte İsmail ağabeyin evine döndük. Zengin ikramlar yağmuru altında uzun bir sohbetten sonra Rize'ye gidiş için izin istedik.

Rize'ye giriş vizesini almıştık ama Fatih Kahraman'ın sehavetinin farkına ancak Rize'den ayrılırken vardık.

Fatih bey önce arabamızın anahtarını istedi farklı yere çekecek zannettim verdim. Ayrılırken arabaya bakım yaptırdığını gördüm. Yine ayrılırken İsmail ağabey 'Anzer balı verelim' dedi. Yokmuş normal bir bal hediye edildi. Rize'ye geçtiğimizde kaldığımız otele Anzer Balı gönderdiğini gördük. Dahası, otelden ayrılırken hesabı ödemeye yöneldik. Fatih Kahraman tarafından ödendiğini öğrendik.

İsmail ağabey MTBB başkanlığından beri bizim ağabeyimizdir. En son Birlik Vakfı olarak hazırladığımız anayasayı birlikte yazmıştık.

Rize'deki ailecek gösterdikleri misafirperverliği tarif edecek kelime bulamıyorum.

Rize'de Ayder yaylasını da seri bir ziyaretten sonra ertesi gün