Vali Gül'den tarihi karar!

Temel hak ve özgürlükler edebiyatı yapan seküler kesim sıra dindarların temel hak ve özgürlüklerine gelince birdenbire yasakçı kesilirler.

Bu kesim kendileri gibi düşünmeyen her kesime saygı duyarlar, sıra dindarlara gelince -istisnalar hariç- genellikle bırakın saygıyı hasmâne tavırlar sergilerler, düşmanca davranırlar nefretlerini gizlemezler.

Dindarlar ne kadar başarılı olurlarsa olsunlar onlar için, ahlaksız, sahtekar ve yolsuzluğa bulaşmış da olsa kendileri gibi düşünen yandaşlarını daima tercih ederler. 'Biz yol köprü havaalanı hizmet istemeyiz bize çağdaş yönetici lazım!' cümlelerini duyarsınız.

Tuvalet terliğine bile oy verme mantığının tezahürüdür bu.

Maalesef bu kesim milletin bin yıldır aziz bildiği ve değerli gördüğü birçok kurum, deyim ve tavrı zararlıymış gibi kötüymüş gibi kabul edip reddediyor.

Uzağa gitmeye gerek yok daha 30 sene önce namaz kılmak, terör eylemi gibi değerlendirildi, insanlar işlerinden edildi, ailesi dindar olanlar terörist yakını gibi muamele gördü.

Bu zihniyet mensubu kimi doktorlar başörtülü hastalarına bile bakmayı reddettiler!

Çocuklara verilen Kuran eğitimini çağdışı diye aşağılayan adam hâlâ bir partinin genel başkanı!

Ülkenin tüm kurum ve kuruluşları uzun yıllar bu zihniyetin vesayeti ile yönetildi.

Ahâli sağlam olduğu için eline geçen fırsatları değerlendirdi ve en son 2002 seçimlerinde horlanan dışlanan ve öteki muamelesi gören kesimi iktidara taşıdı.

Yargıya da hâkim olan o vesayet zihniyeti milletin yarısının oyunu almış olan iktidar partisini bile irticanın odağı gerekçesiyle cezalandırdı!

Ama iktidar milletten aldığı güç ve geçmişte yaşananlardan edindiği tecrübe ile bu kez direndi millet de değerlerine sahip çıkan iktidarın kurban edilmesine göz yummadı. Her seçimde destek verdi ve darbe girişiminde elini değil gövdesini taşın altına koyarak vesayetçilere unutamayacakları dersler verdi.

İktidar da bu desteği karşılıksız bırakmadı, aşama aşama vesayet sistemini ve düşüncesini aşarak yasaklayıcı ve cezalandırıcı uygulamaları ortadan kaldırıp normalleşmeyi sağladı.

Temel hak ve özgürlükler konusunda eşitlik sağlandı.

Halkın bin yıllık sosyolojisine konan engeller ortadan kalktı ve vatandaşlar eşit haklara sahip oldular.

Mesela İslam'ın en belirgin emri olan başörtüsü sebebiyle temel haktan mahrum edilenler artık sadece eğitim değil hayatın tüm alanlarında devletin tüm kurumlarında yer almaya başladılar.

Erbakan başbakanken Erdoğan İBB başkanıyken Taksim'e cami yapamamışlardı. Çünkü tüm kurum ve kuruluşlarda din ve dindar karşıtı zihniyetin vesayeti vardı!

Dolabında seccade bulunanlar bile görevden ihraç edilirken bugün ibadet özgürlüğünün önündeki engellerin tümü kaldırılmıştır.

Artık ibadet yasağı değil, kamu kurumlarında temel hak özgürlükler bağlamında ibadet özgürlüğü söz konusudur.

Tüm bunları hatırlatmaya beni sevk eden İstanbul Valisi Davut Gül'ün