Bakmayın birilerinin Başkan Erdoğan istifade edecek endişesiyle sürece şaşı bakmasına.
Türkiye ayak bağlarından teker teker kurtularak Türkiye Yüzyılı istikametinde önemli adımlar atıyor.
İlk ayak bağı, milli iradeyi sürekli engelleyen vesayet sistemi idi.
Vesayet sistemi milli değerlere göz açtırmayan politikalarıyla halktan sadece kopuk değil halkı cezalandıran dolayısıyla millet devlet bütünleşmesini engelleyen bir unsurdu.
Başkan Erdoğan yönetimi, karşılaştığı onca zorluğa rağmen ilk ayak bağı olan vesayet sistemini ortadan kaldırdı.
Devleti milletiyle barıştırdı.
Vesayet ortadan kalkınca hem devlet her alanda büyüdü güçlendi hem de vatandaşların mahrumiyetleri sona erdi.
Toplumun büyük çoğunluğunu teşkil eden muhafazakâr kesim ikinci sınıf vatandaş muamelesi görmekten kurtuldu ve diğerleriyle eşit vatandaş oldu.
Seküler kesimin bir türlü hazmedemediği bu gelişmenin öteki yüzünde devletin ekonomide, ticarette, sanayide, eğitimde, tarımda, iletişimde ulaşımda, turizmde, dış politikada rekorlar kırılmasını beraberinde getirdi.
Fakat buna rağmen ülkenin önündeki en önemli ayak bağlarından biri olan terör ve terör örgütleri arkasındaki güçlerin tahrik teşvik ve desteğiyle sadece ülkenin değil bölgenin istikrarını tehdide devam ediyordu.
Güvenlik güçlerine sızmış olan dış mihrakların uşakları temizlenince, terörle mücadele yurt içinde başarıya ulaşmış ancak örgüt aldığı dış destek sebebiyle hem sınırımızda hem bölgede tehdit unsuru olmaya devam ediyordu.
Ülkenin büyümesini ve bölgenin istikrarını istemeyen çevreler bu örgüte şirin isimler vererek desteklemeye devam ediyordu.
Türkiye takip ettiği akılcı politikalarla ekonomide sağladığı bağımsızlık, savunma sanayiinde gerçekleştirdiği devrimle yurt içindeki terörü bitirmekle yetinmedi, güneyimizde Suriye'nin kuzeyinde kurulmak istenen Siyonizm kuklası sözde devletin önüne de üç büyük askeri operasyonla set çekerek kurulan oyunları birer birer bozdu.
Küresel/bölgesel güçler Türkiye'nin bölgedeki etkinliğini itiraf etmek zorunda kaldılar. Türkiye'nin düşmanlığını kazanmak yerine besledikleri terör örgütlerine sırtlarını döndüler.
Bu dönemde başlatılan Terörsüz Bölge hedefli Terörsüz Türkiye süreci başarıyla yürütüldü, çıkartılan Çerçeve Yasa ile eş zamanlı olarak Mekke İttifakı imzalandı.
Terör örgütü PKK tüm uzantılarıyla silah bırakıp kendini feshetme sürecine boyun eğdi, çok geçmedi SDG/YPG de kendi feshedip Şam yönetimiyle entegrasyonunu ilan etti.
Yani artık güneyimizde Siyonizm'in ve batı emperyalizminin beslediği bir terör örgütünün istikrarı tehdit eden varlığı değil, istikrarı hedef edinen meşru Şam yönetimi var.
Terör örgütünün ülkede ve bölgede bu şekilde tasfiye edilmesinin arkasında hiç şüphesiz Türkiye'nin içeride ve dışarıda başarıyla yürüttüğü tutarlı devlet politikaları

9